Küresel Kurban Kadın

Placeholder4

Kadına şiddet, taciz, tecavüz, öldürme bu gibi sorunlar sadece Türkiye'de mevcut sorunlar olmayıp, bütün ülkelerde yaşanan gerçeklerdir.

Dünyada her üç kadından biri hayatında en az bir kez aile içi şiddete uğramaktadır.

Ancak bizim ülkemiz de bu oran diğer gelişmiş ülkelere oranla çok daha yüksek olup, Türk kadınlarının neredeyse yarısı şiddete maruz kalmaktadır.

Türk İstatistik kurumu yaptığı araştırmalarda, 2002-2010 yılları arası kadın cinayetleri sayısında %1400 oranında artış olduğunu ortaya koymuştur.

Varoşlarda yaşayan kadınların büyük bir çoğunluğu kocaları tarafından saldırıya uğrarken, orta ve yüksek gelirli aileler de ise bu oran göz ardı edilmeyecek kadar yüksektir.

Sadece şiddet değil, cinsel saldırılar sonucuda 100 binlerce kadın mağdur olmuştur ve büyük bir çoğunluğu korktukları için şikayetçi olmamışlardır. Çaresizliklerini kabul ederek, kaderlerine razı olmuşlardır.

Çünkü korunma talebiyle savcılığa yada polise şikayette bulunan birçok kadın devlet tarafından korunamamış, eşleri tarafından öldürülmüştür.

Kız çocuklarının istenilmemesi, özellikle doğu geleneklerinde erkek çocuk doğuran kadına kız çocuk doğurandan daha çok önem verilmesi ve erkek çocuk oluncaya kadar çocuk yapma şeklinde cinsiyet seçimi yapılarak başlatılan bu şiddet kadına verilen değerinde göstergesidir.

Bu şiddet henüz okul döneminde "Kız çocuğu okur mu? Okuyup da ne olacak" gibi ayrımcı anlayışlarla okula gönderilmeyip okuma hakkının elinden alınması, erkek egemenliğinin kadınların üzerinde var oluşunun kanıtıdır.

Ayrıca, töreye kurban giden genç kızlar, 10 yaşında evlendirilmeye başlanan çoçuk gelinler, kadının toplumumuzda ikinci sınıf kategoride olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

Bu durumda kadın ve erkek eşitliğinde, dünyada 134 ülke arasında 126. sırada bulunmamıza şaşırmamak gerekiyor.

Ancak ülkemizdeki kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayet olaylarında son 10 yıldaki artışın kötü yönetimden kaynaklandığı da artık ortada.

Başbakan’ın "kız mıdır kadın mıdır bilemem", "kürtaj olmak cinayettir", "sezaryen doğum yöntemine karşıyım", "en az 3 çocuk yapın" gibi söylemlerinin yanı sıra yandaşlarından duyduğumuz başı açık kadınlar için '’Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır" yazması, bir başka tv programında ise yine hükümet yanlısı birinin çıkıp hamile kadınların yedinci aydan sonra sokağa çıkmasının "terbiyesizlik" olduğunu söylemesi, hükümetin kadın-erkek eşitliği konusunda tutumlarını net bir şekilde gözler önüne sermiştir.

Amarika'nın en büyük gazetelerinden "Los Angeles Times" ında yazdığı gibi, Türkiye’nin islama daha yaklaşmasıyla kadın cinayetlerinin sayısı artmaktadır.

Diğer bir taraftan, aile de şiddete tanık olan çocuklar aile bireylerini model alarak ileride aile kurduklarında gördüklerini uygulamaya devam edecek. Ve hayatın her alanında ümitsizlik, kaygı, korku ve depresyon gibi duygularla yaşayacaklardır.

Şiddet gören kadın ise kendi içinde huzuru yakalayamayıp, Cinsel ve fiziksel sağlık sorunlarının yanı sıra, duygusal sağlık sorunları da yaşamaktadırlar..

Fakat biliyoruz ki, sağlıklı olmayan kadının sağlıklı nesiller yetiştirmesi imkansız!

Bir ülke’nin kalkınması kadın-erkek işbirliği ile doğru orantılıdır. Bu nedenle kırsal kesimdeki kadınlarımızı da bu konuda bilinçlendirmek, cesaretlendirmek ve motive etmek gerekiyor. Burada da en büyük görev ülkeyi yönetenlere düşüyor.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR