Av Olan Avcılar

Başbakan Erdoğan seçim öncesi Ali Fuat Yılmazer, Önder Aytaç ve Emrullah (Emre) Uslu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kim bu üç isim?

Ali Fuat Yılmazer: Eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü.

Önder Aytaç: Eski Polis Akademisi Öğretim Üyesi.

Emrullah Uslu: Eski komiser.

Yani üçü de polis kökenli.

Üçü de Ergenekon’dan KCK’ya kadar birçok siyasi davada hem operasyonel, hem de psikolojik harpçi olarak görev yaptı.

Yılmazer Cemaat kanallarında televizyon yorumculuğuna doğru hızla koşarken, Aytaç ve Uslu Cemaat’in yayın organlarında çalışmaya devam ediyor.

Artık biliyoruz ki; yakın geleceğin en büyük gündem maddesi Cemaat’e yapılması planlanan operasyon olacak. Başbakan’ın Yılmazer, Aytaç ve Uslu için “yurtdışına çıkma yasağı” talep etmesi de, üç ismin olası operasyonda hedefte olduğunu gösteriyor.

Peki, olur da bu üç isme operasyon yapılırsa nasıl tavır almalı?

Soruyu genişletelim: Cemaat medyasında çalışanlar tutuklanırsa adalet yerini bulacak mı?

Onlar ki; bana ve arkadaşlarıma komplo kuran isimler…

Onlar ki; “gazetecilikten tutuklanmadılar” manşetleri atıp, adımızı “terörist” diye listeleyenler…

Onlar ki; tecrit hücresindeyken bile üzerimize yalan mayalı beton dökenler…

Onlar ki; daha mahkeme karar vermeden “tahliye çıkmayacak” diye yazıp, doğru bilen “kahinler”…

Onlar ki; yıllarımızı hapiste geçirmemizi sağlayan çetenin üyeleri...

Onlar ki; hala onlarca yılla yargılanmamıza neden olan Gladyo…

Ve onlar ki; Ali Tatar’ı, Kuddisi Okkır’ı, Kaşif Kozinoğlu’nu mezara koyan; Türkan Saylan’ı ve İlhan Selçuk’u ölüme götüren; yüzlerce suçsuzun hala özgürlüklerinden mahrum kalmasına neden olanlar…

Yani hala yangın yeriyse yüreğimiz…

Sırf operasyon yapılacak diye vicdanımız rahatlamalı mı?

Hayır.

DÜŞMANIMA DA HUKUK

Ben ve benim gibi yüzlerce insan; yargının nasıl kahpe bir silaha dönüştürüldüğünü yaşadık. Ve hep şuna ant içtik; bu komploları kuranlar bu sanık sandalyelerinde yargılanacak.

Bunu bir intikam hırsıyla değil, bu topraklara zehir saçan kötülüğün yok edilmesi için arzuladık.

Hal böyleyken...

“Düşman hukuku” değil, “düşmanıma da hukuk” istiyorum.

Yani gerçek suçlarından, adilce yargılanmaları gerekiyor.

Sahte delillerin emir vereni, oluşturanı, dağıtanı, yükleyeni, bunun polis-savcı-hakim ayağı ve aldığı talimatla bunun psikolojik harbini yapan kimlerdi; işte onlar yargılanmalı.

Yoksa, eğer siz sırf “şöyle düşünüyordu”, “şu intibaı bırakmıştı”, “yazısında destek vermişti” diye operasyon yaparsanız; ben bu oyunda yokum.

Yokum çünkü, siz bir katili hırsızlıktan yargılarsanız o cinayetin üzerini örtersiniz. Ve o katili aklarsınız.

Eğer siz tıpkı Ergenekon’da yaptığınız gibi; önünüzde engel olarak gördüklerinizi susturmak için operasyon yaparsanız, ben bu oyunda yokum.

Yokum çünkü, bu Gladyo’yla mücadele değil, yeni Gladyo’nun yeşermesi anlamına gelir.

Dün yüzlerce insana sahte delil üreten Cemaat’in yayın organları, bugün AKP’nin kendilerine “sahte delillerle” operasyona hazırlandığını söylüyor. AKP dün birlikte yaptığı kumpasın faturasını sadece Cemaat’e yüklüyor.

Böylesi bir gayya kuyusunda bize düşen ise; olası bir davada savcı ya da avukat olmak değildir.

Şu an için hayal de olsa; ancak hukuki bir davanın müştekisiyiz.

Özetle; devletin içinde örgütlenip masum insanların hayatını karartan bu Cemaat yargılanmalı ancak adil yargılanmalı.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR