Toplumların Duygusal Zekâsıı

Bir gün boyunca, birçok farklı duygular yaşarsınız. İnanılmaz gibi görünen durumlar ile karşı karşıya kalsanız dahi, duygularınız sizin davranışlarınızın birincil tepkisidir. Bu bakımdan duygusal zekâ bir insanın kendisine ya da başkalarına ait duygularını anlamayı, etkilemeyi ve yönetmeyi başardığı gibi insanlarla etkileşim halinde bulunmasını sağlamaktadır. Duygusal farkındalık ise insanların duygularını ve o anki ruh hallerini doğru olarak değerlendirmesine, insanları anlamasına ve insan ilişkilerinde iyi olmasına yardımcı olarak duygusal zekânın gelişmesini sağlamaktadır. Duygusal zekâ ya da duygularınızı kontrol etmeniz başlı başına bir yetenektir. Her ne kadar duygusal açıdan bazı olayları önemsiz olarak değerlendirsek dahi, duygusal zekâ insanların gerçekleri anlama ve tanıma konusunda yol gösterici olmakta. Evet, duygusal kelimesi genellikle olumsuz bir çağrışım yapmaktadır, lakin gerçekte insanlar duygularını hafızalarından, duyularından ya da algılarından ayıramaz. İngilizcede emotion olarak geçen duygu kelimesinin kök kelimesi olan "emo" antik Yunan döneminde kan'ı, "motion" ise hareket'i ifade etmektedir. Bu açıdan duygular kan gibi hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Ama tabii ki duyguların ifadesi- kutlama, keder, sevinç- kültürden kültüre farklılık gösterebilmektedir.

İnsanların duygusal hayatları, toplumların biçimlendirici yönüdür. Bu bakımdan hangi ülkelerin en çok ve en az duygusal farkındalık sergilediğini öğrenmek, toplumların duygusal zekâ ile etkileşimlerini görmemize yardımcı olur. Dışa dönük duyguların Latin ülkeleri, sıcakkanlı yaklaşımların ve insani etkileşimlerin Akdeniz ülkeleri, sert ve soğuk duruşun İngilizler ile bağdaştırıldığı düşünülürse, bu algıların ne kadarının doğru olduğunu bu yaklaşım ile incelemek mümkündür.

Gallup şirketinin 150 ülkede 15 yaş ve üzeri 1000'den fazla kişi üzerinde yaptığı çalışmada, insanların gün içerisinde yaşadığı 5 olumlu ve 5 olumsuz duygulara ne kadar sıklıkta “evet” ve “hayır” dediğini araştırmaktadır. Araştırmanın yapıldığı her ülkede insanların hatırı sayılır bir kısmı 10 duyguyu da olumlu ve olumsuz olarak yaşadığını belirtmiştir.

İnsanların her gün yüzlerce duyguyu yaşadığını varsayarsak, bu duygusal farkındalıktan etkilendiğini söylemek yanlış olmaz. Yapılan çalışma ülkeler arasındaki farklılığı açıklamaktadır. Post-Sovyet ülkeleri genellikle daha az duygusal cevaplar verirken, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde olumsuz duygular ağır basmaktadır. Araştırmada Latin Amerika ülkeleri en olumlu duygusal farkındalığa sahip ülkelerdir. Tabii ki bu duygusal farkındalığın döngüsel bir ilişki olduğu kaçınılmaz. Kültürel ve çevresel olayları, insanların başkaları ile olan iletişimleri/etkileşimlerini toplumların duygusal farkındalıklarından ayırmak imkânsız. Duygusal alışkanlıkların duygusal zekâyı biçimlendirdiği gerçeği doğrultusunda, toplumları da etkilediği de ortaya çıkmaktadır.

Çalışmaya göre en duygusal farkındalığı olan ülke Filipinler. Yüzde 60 ile dünyanın en duygusal ülkesi olarak ilk sırada yer almakta. Filipinlilerin birçoğu olumlu ve olumsuz olarak bir günde birçok duyguyu aynı anda yaşıyor.

Duygusal farkındalığın yüksek olması, insanların duygusal olarak nasıl hissettiklerinin bilincinde olmasından kaynaklanmakta. Filipinleri yüzde 57 ile El Salvador takip etmekte. El Salvador'da nüfusun yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşadığı ve yüzde 47'sinin temiz su kullanamadığı düşünülürse, bu oran oldukça yüksek.

Bunun nedeni ise aile ve insani ilişkilerinin güçlü olması, duygusal deneyimlerinin ve öz-farkındalıklarının yüksek olmasından kaynaklanmakta. Listede 3. sırayı Bahreyn alırken, Kanada 8.ci, ABD 15.ci, İngiltere 108.ci, Almanya 124.cü ve Türkiye 55.ci sırada yer almaktadır. Duygusal farkındalıktan en yoksun ülke ise Singapur. Yüzde 36 ile listede son sırada yer alan Singapurlular, okullarda dahi duygusal zekâ becerisini geliştirme konusunda sınıfta kalmış. Singapur'da duygusal zekânın ve farkındalığın arttırılması için klasik iktisadın geleneksel sınırları dışında kalan stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Gallup şirketi, sadece vatandaşlarının refahını ve yaşam standartlarının arttırılmasının etkin sonuç vermediğini belirtmiş. Her ne kadar insanların yaşadıkları ekonomik sıkıntılar, siyasi belirsizlikler, ayaklanmalar, devrimler ve/veya problemler duygusal farkındalıklarını olumsuz etkilese de, Gallup şirketime göre insanların gelirlerini arttırmakta bir çözüm getirmeyecek. Hâlihazırda en düşük işsizlik oranına ve en yüksek kişi başı Gayrı Safi Yurtiçi Hâsılaya sahip olan Singapur da dahi, insanların neredeyse olumlu hiçbir duygusal farkındalık yaşamadığı bir gerçek. Listenin son sıralarını Singapur ile paylaşan ülkeler ise Rusya, Ukrayna, İran, Afganistan, Güney Afrika ve Belarus yer almaktadır.

Kısaca, duygusal zekâ yeni bir durum değildir. Aslında uzun sosyal araştırmalar ile sosyal ve kişisel teorilere dayanmaktadır. Yıllardır duygusal zekânın ve farkındalığın geliştirilmesi için yapılan çalışmalar, bu yeteneklerin insanların hayatlarının pek çok alanında yer aldığını göstermektedir. Davranış, düşünce, hareket ve algıların farkında olunduğu sürece, insanlar hayatlarında yaşadıkları olumsuzlukları azaltabilir, kişisel kimliklerini geliştirebilir ve insanlar arasındaki etkileşimi arttırır. Yani, hak ettiğinize inandığınız geleceği ve gerçekliği inşa etmek sizin elinizde!

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR