Ayn el Arab: Yeni Bir Dönem

Bugünlerde herkes Ayn el Arab’ı ya da bir diğer adıyla Kobane’yi tartışıyor. Kimi bu küçük kasabada yaşananlara baktığında Stalingard’ı görüyor kimiyse PKK’nın bitişini. Ortaya atılan iddiaların çeşitliliğine rağmen tartışmaya katılan herkes Ayn el Arab’da yaşanan çatışma ve cepheleşmenin yeni bir dönemin habercisi olduğu konusunda hemfikir. Gerçekten de PKK-PYD çizgisinin ABD ile girdiği açık ittifakın bölgede yeni bir dönemi başlatma potansiyeli taşıdığı artık açıkça görülüyor.

Burada emperyalizmle ittifakın yeni bir durum olmadığı itirazı yapılabilir. Doğrudur; PKK-PYD çizgisinin ABD ile ilişkilerinin uzunca bir süredir sıkı fıkı olduğu biliniyor. Lakin Ayn el Arab’da yaşananlar ve “Biji Serok Obama” sloganları eskisine rahmet okutacak yeni bir sürecin başladığını gösteriyor.

ABD’ye rüştünü ispatlamak

Süreci daha iyi anlayabilmek için 1967 yılında yaşanan Arap-İsrail Savaşı’nı hatırlamakta fayda var. Bu savaşta altı gün gibi kısa bir sürede kesin askeri zafer sağlayan İsrail, ABD’nin dikkatini çekmiş; bölgede gelişen antiemperyalist Arap milliyetçiliğine ve Sovyetler Birliği’nin artan nüfuzuna karşı önemli bir unsur olabileceğini göstermişti. Bu döneme kadar ABD İsrail’i sınırlı ölçüde destekliyor hatta 1956 yılındaki Süveyş Krizi’nde olduğu gibi yeri geldiğinde ters düşmekten de kaçınmıyordu. Kısacası ABD bu genç ve geleceği belirsiz ülkeyle fazla ilgilenmiyordu.

1967 yılındaki Altı Gün Savaşı işte bu tavırda bir kırılmaya yol açtı ve ABD’nin o güne kadarki sınırlı desteğini bambaşka bir boyuta çıkardı. ABD artık İsrail’i askeri bir müttefik olarak görmeye ve Yahudi lobisinin İsrail’i meşrulaştırmaya yönelik faaliyetlerine açık destek vermeye başlamıştı. Bu tarihten sonra muazzam bir propaganda mekanizması çalıştırıldı ve başta Holokost olmak üzere Yahudilerin yaşadığı trajediler İsrail’in yaptıklarını meşrulaştırmak için kullanıldı.

ABD ile ilişkilerin niteliğinin değişmesi kuşkusuz Yahudiler arasında da etkili oldu. Bu tarihten sonra Yahudiler arasında gericilik yaygınlaştı; ilerici fikirler hızla güç kaybetti. Solun neredeyse yüz yıldır Yahudiler içerisinde etkili olmasından hoşlanmayan ABD, Yahudi gericiliğiyle işbirliği içinde büyük bir ideolojik kıyıma başladı. Kısa bir süre sonra Yahudiler arasında ABD’yi olmazsa olmaz müttefik görme anlayışı güç kazandı. Yüzyıllık bir geleneğin yok edilmesi ne yazık ki çok uzun sürmemişti.

Yeni Kürt imajının pazarlanması

Şimdi gelelim Ayn el Arab’da yaşananlara… Çatışma başladığından beri ABD bölgede savaşan Kürtlere verdiği desteği farklı bir boyuta çıkarmış durumda. Yapılan açıklamalardan PKK-PYD çizgisinin de bu durumun farkında olduğu ve buna uygun bir biçimde konumlandığı anlaşılıyor. Gelişmeler, ABD desteğiyle sınırlı da olsa bir askeri başarıya ulaşılmasının ihtimal dahilinde olduğunu gösteriyor. Bahsi geçen Kürt örgütlerinin Ayn el Arab’da askeri açıdan rüştlerini ispat etmeleri ve IŞİD’i durdurmaları halinde bölgedeki pozisyonlarını çok güçlendireceklerini tahmin etmek için falcı olmaya gerek yok. Böyle bir durum uluslararası planda şimdiye kadar görülmemiş bir desteği de beraberinde getirecektir. Söz konusu destek PKK’nın terör örgütü olmaktan çıkarılmasından bölgede kurulacak bir Kürt devletinin önündeki son engellerin kaldırılmasına kadar geniş bir yelpazede gerçekleşebilir. Bir başka deyişle Ayn el Arab PKK-PYD için bir bitiş değil yeni bir başlangıç olabilir. Son dönemde gerek uluslararası gerekse de ulusal basında çıkan peşmerge güzellemeleri, Kürtlerin demokrasinin, kadın haklarının ve sekülerliğin bölgedeki tek savunucuları şeklinde sunulması çok anlamlıdır. Bu sunumun büyük bir propaganda dalgasının ön habercisi olduğu açıktır. Tıpkı 1967 sonrası İsrail’in yaptıklarını meşrulaştırmak için başlatılan kampanya gibi.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR