Hay Allah, Neden Acaba?..

“Sanat, kültür ve bilimle insanların dünyasında açılan pencereler, bizi yeni dünyalara davet ederken, geçmişten geleceğe bir bağ da kurar. İnsanlığın mirası, her neslin üzerine koyduğu yeni değerler ile gelişir, büyür, tekâmül eder.

Bize düşen bu ortak mirasa en büyük katkıyı yapmaktır. (…) Unutmamalıyız ki, kültür ve sanatı küçümseyen toplumlar kaybetmeye mahkûmdur. Bugün Batı medeniyeti, sadece teknolojik ve bilimsel üstünlüğü ile değil, aynı zamanda kültür ve sanat üretimindeki rolü ile dünyayı yönlendirmektedir. (…) Şayet medeniyetimizin ışığını yeniden yükselteceksek, bunun yolu her alanda gayret göstermekten, üretmekten, eser ortaya koymaktan geçiyor…”

İnsan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın 9.2.2017 günü yaptığı bu konuşmayı dinlerken, “Doğru söze ne denir?” demekten kendini alamıyor. Ne var ki bu konuşma talihsiz bir rastlantıyla çeşitli üniversitelerden 330 akademisyenin atıldığının ertesi günü yapılıyor…


Hal böyle olunca bu sefer aynı insan, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir gün önceki konuşmasını anımsayıp acı bir ironiyle “Hay Allah, neden acaba?” diye mırıldanıyor kendi kendine…

Öyle ya, devlet bir yandan bin bir emekle yetişmiş yüzlerce bilim ve kültür insanını, akademik sanatçıyı sorgusuz sualsiz üniversiteden atacak, öbür yanda devletin başkanı, “Şayet medeniyetimizin ışığını yeniden yükselteceksek, bunun yolu her alanda gayret göstermekten, üretmekten, eser ortaya koymaktan geçiyor…” diye yol gösterecek.

Olacak şey mi?


Türkiye, Osmanlı’dan beri bu açıdan talihsiz bir ülke; Mithat Paşa’dan Namık Kemal’e, Nâzım Hikmet’ten Sabahattin Ali’ye, Orhan Kemal’den Mümtaz Soysal’a, Nuri İyem’den Orhan Taylan’a, Ulvi Uraz’dan Ataol Behramoğlu’ya, Ali Sirmen’e, Selda Bağcan’dan Cem Karaca’ya en değerli aydınlarımız, yazarlarımız, şairlerimiz, ressamlarımız, tiyatrocularımız yıllarını mahkeme kapılarında, cezaevlerinde, sürgünlerde geçirmişler.

Ülkemiz, oldum bittim gazetecilerimiz için bir cehennem olmuş. Kimi Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Abdi İpekçi gibi öldürülmüş, kimi sürülmüş, kimi demir parmaklıklar ardına atılmış.

Bugün 11’i gazetemiz Cumhuriyet’ten olmak üzere 146 gazeteci cezaevlerinde tutuklu bulunuyor…

Ne var ki çektirilen bu cehennem azabı bilim insanlarımızı, yazar ve sanatçılarımızı seçtikleri yoldan alıkoymamış.

Onlar en elverişsiz koşullarda bile Türkiye’nin aydınlık geleceği için mücadeleyi elden bırakmamışlar, bırakmıyorlar…

Onlar bizim onurumuz.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın saptamalarının tersine bilim insanlarımız, sanatçılarımız, yazarlarımız, şairlerimiz, yurtdışında başarı üstüne başarı, ödül üstüne ödül kazanıyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın gıpta ettiği “Batı medeniyetinde” var olan demokrasi ve özgürlüğün asgarisi bizde olsa Türkiye’nin bir bilim, kültür, sanat ülkesi olarak dünyada en ön sıralarda yer alması işten bile değil.

Sayın Cumhurbaşkanı’na “olaya” bir de bu yönden bakmasını öneriyorum.

Bize bir daha, “Hay Allah, neden acaba” diye sordurmamak için…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR