Tam Zamanı

Yaptıkları tüm hilelere rağmen…

Tüm utanmaz, pişkince meydan okumalarına karşın…

Uğradığımız haksızlığa inat…

Tükenmemeli umutlarımız!

Şimdi, tam da şimdi içimizdeki ateşin sıcaklığını arttırmalı, bir başka coşmalıyız…

Kavgalarımız, olabilecek en çetin halini almalı şimdi…


Tam zamanı;

Yılgınlıkları geride bırakmanın…

Düşen yaprakları, yeniden diriltmenin…

Korkularımızın üstüne basabilmenin…

Mücadeleye başlamanın…

Ruhumuzu fitillemenin…

Tam da zamanı şimdi!..


Hayatın, hiçbir zaman bozmadığı, sekteye uğratmadığı bir düzeni var. Ne olursa olsun ama ne olursa olsun, “iyi”ler, “kötü”ler karşısında muhakkak kazanırlar. Bu kazanım, zor olur, ama mutlaka olur. Bu iki taraf arasındaki mücadelenin, ilk başlardaki galibi, her zaman “kötü”lermiş gibi dursa da, nihayette kutlamayı yapanlar, daima “iyi”lerdir. Bunun için, sadece biraz sabır, özveri ve direniş gerekir.

Bizim ülkemizde de bir süredir “iyi”lerle, “kötü”lerin savaşı yaşanmakta… Hem de tam doruğunda bir savaş bu… Hayat karşısında verilen bu mücadelede, şans, uzun zamandır “kötü”lerden yanaydı. Çoğu kez onların zafer çığlıklarına maruz kaldık. Birçok zaman, en tepelerden yaptıkları iğrenç seslenişlerle günlerimizi kapattık. Gerek canlarımızla, gerekse kalem tutan ellerimizle çokça bedeller ödedik. Ve hala ödüyoruz da…

İşte tüm bu yaşananlara rağmen, hayatın o mükemmel sistematiği bir kez daha kendini gösterdi. Geçtiğimiz pazar günü yapılan referandumda, “kötü”nün sesinin yavaştan kısılmaya başladığını gördük.

Artık o kadar da güçlü ve mutlu görünmüyordu.

Kaygılıydı…

Yüzündeki çizgiler, hiç olmadığı kadar keskinleşmişti…

Kararmıştı dünyası, sanki…

Aldığı nefeslerin, sona doğru yaklaştığı her halinden belliydi…

Meydan okuyarak, atına binip Üsküdar’ı geçiyordu, ama aslında korkusu dev dalgalar kadar büyüktü…

O da anlamıştı;

Hafiften hafiften eriyip gidiyordu…

Bindiği at, yalnızca Üsküdar’ı geçmek için değildi…

Kim bilir, belki de yitip gitmenin habercisiydi, o at…


Hiç şüphesiz ki, geçen pazar akşamı ülkedeki tüm “iyi”ler aynı şeyleri hissettiler. Birçok duygu harman olmuştu o akşam. Hepsinin aklından ve gönlünden geçenler aynıydı.

Yapılan hukuksuzluklar, ciğerlerimizi paramparça etmişti…

“Kötü”lerin dillerinden dökülen namertçe açıklamalar, bizleri iyice delirtmişti…

Göz göre göre işlenen suçlar, içimize bir kor alev gibi düşmüştü…

Sinirliydik…

Öfkemiz büyüktü…

Dokunsalar, ağlayacak kıvamdaydık hepimiz…

Ama olsun;

Tüm bunlara rağmen, yine de kazanan bizdik. Bu gerçeği herkes biliyor. Hepimiz, ki buna “kötü”ler de dâhil, o akşam galip gelenin “iyi”ler olduğunun farkındayız.

Varsın olsun o kararmış yüzleriyle, “kötü”ler, kazandıkları yalanıyla tüm dünyaya karşı yalancı, sahte bir mutluluk oyunu oynasınlar. Biraz daha namustan ve ahlaktan uzaklaşarak, çaresizliğin en acınası şekline bürünsünler.

Onlar bu sahtekârlığın içinde sarhoş olmuşken, hayat, gene o müthiş mekanizmasını işletmeye devam edecek, nasıl olsa…

“Kötü”ler yavaş yavaş eriyip giderken, “iyi”lerin alın teriyle elde edecekleri, o büyük zafer anı, en güzel haliyle eninde sonunda gelecek…

İşte bu yüzden, şimdi tam zamanı;

Yılgınlıkları geride bırakmanın…

Düşen yaprakları yeniden diriltmenin…

Korkularımızın üstüne basabilmenin…

Mücadeleye başlamanın…

Ruhumuzu fitillemenin…

Tam da zamanı!...

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR