Yetmiyor, Doymuyorsunuz!

Placeholder4
© Dilem

İslamcı demokrasi olur sanan tüm avanaklar size çalıştı!

ABD’nin en iyi okullarından mezun, ama dünyayı CİA raporları ve bilgisayar oyunlarından ibaret sanan uçuk tasarımcıları, olacağına inanmışlardı.

Kissenger’ın « yeşil kuşak » teorisi pratikte başarılı olup SSCB’ye diz çöktürdüğünden beri ortaya ve kontrolden çıkan İslamcı terörün; Amerikancı bir İslamiyet yaratmakla bertaraf edileceğini sanıyorlardı. Tabii ki böyle bir tasarımın başına, modern, mülayim ve işbirlikçi bir halife gerekiyordu.

Son halife Vahdettin’i ne de güzel oynatmışlardı parmaklarında! Herşeyden önce böyle bir muhatap yokluğundan diş biliyorlardı, Türkiye’nin laik cumhuriyetine.

Üstelik, işlerine gelmeyen bir Atatürk ve laiklik sayesinde, Müslüman ülkeler arasında en moderni olabilmişti Türkiye.

ABD, AB ve Almanya ile iş tutan TÜSİAD patronları, projeye ikna edildi. Zaten çok günahları var, olandan fazlasını almayayım: Sanırım TÜSİAD’a hilafet kurulacağı değil, laik cumhuriyetin « yumuşatılacağı » söylenmişti…

İslamiyet ile demokrasi buluşmasının Türkiye’yi AB’ye taşıyacağına inanan, projeye de zaten « nasılsa batılı » diye güvenen patronlar yurtiçinde kolları sıvadılar.


Kamuoyunda sözü geçen aydınları, yazarları, yıldızı parlayan yeni gazetecileri sofralarına çağırıp, « yeni şarkılar söylemek » gerektiğini; Fethullah’ın Sünni İslamiyet’in Türk Martin Luther’i, yükselen değerin AKP ve sahaya salınan koçun da Erdoğan olduğunu telkin turlarına başladılar.

Ne gariptir ki bu yemeklerde hep balık, çoğu kez de Alarko’nun somonları ikram edilirdi!

TÜSİAD patronlarının sofrasına oturdum diye kendini « oldum » sanan avanakların çoğu tasarıma bağlandı. Onlar da kolları, sizi iktidara taşımak için sıvadı.

Karen Fogg devreye girdi. Somonun sosuna, Fethullah’ın dostuna, AKP’nin de Müslüman demokrat postuna kanmayan laik cumhuriyetçiler, Fogg’un medya tayfası tarafından « kemalist » ve « faşist » ilan edildiler.

Size 2002 seçimlerini kazandırdılar. Sanırım Türkiye’de yapılan, hilenin eser sayılabileceği son dürüst seçim, bu oldu.


ABD’nin hem dışarda, hem içerde örgütlü maşası FETÖ işbaşında, işbirlikçinizdi. TSK başta, sesi çıkan ve sözü dinlenen vatanseverleri tasfiye için onlar kumpas davaları kurarken, siz bağımsız medyayı boğmaya, sizi iktidara taşıyan patronları hizaya getirmeye koyuldunuz.

Ne olacağınızın tüm işaretlerini vermeye başlamıştınız, ama TÜSİAD istikrar sarhoşu, AB hoşnuttu, Karen Fogg çocukları ellerini oğuşturuyorlardı.

2007’de iki kez sandık başına giden Türkiye’de, gerek cumhurbaşkanlığı referandumunu, gerekse genel seçimleri, hilesiz de kazanabilirdiniz. Ama sırtınıza yüklenen misyon, yüksek oranda oy almanızı gerektiriyordu.

ABD’deki seçim hileleriyle ünlenen Sun Microsystems yazılımı; bugün pişman mıdır bilinmez, Koç grubu tarafından Türkiye’ye getirildi ve her iki oylamada, SEÇSİS diye adlandırılan yazılım, sizi bile şaşırtan ezici sonuçlarla iktidarınızı perçinledi.

Ne var ki tüm sonradan görmelerde olduğu gibi, siyasal alanda kazandığınız zafer, sosyal ezikliğinizi, açlığınızı tatmine bir türlü yetmedi. Yedikçe iştahınız açılıyor, ezdikçe cüretiniz artıyor, sizi var eden elleri ısırmaya başlıyordunuz.


Yine de hemen bırakmadılar, arkanızdaydı ABD’nin FETÖ’sü, AB’nin Amerikancı TÜSİAD’ı.

2010 referandumu ve 2011 genel seçimlerini, yine SEÇSİS’te yapılan hileler sayesinde açık ara kazandınız. ‘Yetmez ama evet’çilerin de görünüşü kurtarmaktaki payı, azımsanamazdı!

O gün bugündür, ABD’nin FETÖ’sü, AB, ‘Yetmez ama evet!’çiler, hepsiyle aranız açıldı.

Çünkü ne iktidar, ne zulüm, ne de paraya doydunuz.

Yetmedi, yetmiyor size hiç bir kazanç, hiç bir zafer. Şaşırtıcı, bitmeyen bir açlıkla kıvranıyorsunuz.

Neden doymuyorsunuz, neden?

Çünkü derinlerde bile değil, çok rahatsız edici bir sığlıkta, hepiniz biliyorsunuz ki topladığınız paralar, oylar, zaferler; hak edilmiş, dolayısıyla kalıcı değiller…

Geldikleri gibi gidebilirler!

Sonuç olarak Türkiye’de, siz 2007’den beri oyu reel anlamda azalıp, sanal anlamda artan, baskın bir azınlıktan ibaretsiniz.

Ve öküz olmak isteyen kurbağanın başına ne geldiğini, sizin özenle cahil bıraktığınız tabanınızdan gayrı herkes bilir.

Herşeyinizi yitireceksiniz!

Ama acı olan gerçek şu ki, cehaletle elde tutulamayacak bu stratejik topraklar da sizinle birlikte parçalanıp, bizim namuslu elimizden de çıkacak.

Ve hilafet ve imparatorluk hayalleriyle, çaldığınızı kendinizden bile gizlediğiniz bu vatandan geriye, ne yazık ki hiç bir şey kalmayacak!

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR