İşçi Dostu Dürüst Başkan:: Ahmet İsvan

Türkiye’de belediye başkanlarına unvanlar yağdırılın, lakaplar takılır ya da sıfatlandırmalar yapılır.

1980 sonrası “hızlı ve hırslı hizmet” yıllarını özetleyen en yerinde değerlendirme şu olmuştu:

-Çalıyor ama iş de yapıyor!

Belediye başkanları da böylesi ithamlara çanak tutuyorlardı:

-Önce ateş ediyorum, sonra nişan alıyorum!

Bu hizmet götürmekteki sürati ifade ediyordu. Bu iddia sahiplerine “sürat felakettir” demek için sorulacak soru şuydu:

-Ya yanlış hedefi vurduysan?

Fay hattını meclis kararıyla yerleşim dışına alan belediye başkanlarını ise anmak bile istemiyorum. Zaten adları sanları da görev dönemleriyle birlikte yok olup gittiler.

 

  Bir de Ahmet İsvan gibi Belediye Başkanı olmak var. Yapacağı her işin önce hukuka uygun olma şartını getirmişti.

Sonra halk yararının bulunması mutlaka gerekiyordu.

Elbette siyasi bir partinin adayı idi. Siyasi kararları da vardı.

Ahmet İsvan 9 Aralık 1973’te yapılan Yerel Seçimlerde CHP adayı olarak İstanbul Belediye Başkanı seçildi.

İlk işi olarak ne yaptı dersiniz?

Başkan “Başkentin Gölgesinde İstanbul” adlı anı kitabında şöyle anlatıyor:

“İlk icraat olarak Taksim’deki dört metre boyundaki süngü heykelini kaldırmak istiyordum. Bu heykel 27 Mayıs 1960 anısına oraya –bence çok yanlış bir karar ile- dikilmişti. 13 yıldır da kaldırılmamıştı.”

İsvan bu askeri darbeyi çağrıştıran heykeli parti merkezinin de görüşünü alarak kaldırdı.

Kendisi bir kent soylu olmasına karşın, halkın önceliklerini hep dikkate aldı. Mesela halkın denize girebileceği sahilleri açtı, halkın hizmetine sundu. İstanbul’da çok beğenilen Büyük Şehir Belediyesinin “Halk Ekmek” işletmesini kim açtı dersiniz?

Evet… 1973-77 yılları arasında sadece dört yıl görev yapan Ahmet İsvan!

Peki 1976’da ve 1977’de 1 Mayıs kutlamaları yapsınlar diye işçi sınıfına -DİSK’e- Taksim’i kim tahsis etti?

Belediyenin imkanlarını işçi sınıfı için kim seferber etti?

İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tabii ki…

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi yapıldığında cuntanın nokta hedeflerinden biri de Ahmet İsvan olmuştu. Cunta onun 1 Mayıslardaki işçi sınıfına dostça yaklaşımını affetmemişti. İsvan sadece bu 1 Mayıs kutlamalarında işçilere teknik destek verdiği için “Anasayal düzeni zor yoluyla değiştirmek” iddiasıyla 27 ay işçilerle birlikte hapis yattı. Sonra bütün DİSK’lilerle birlikte beraat etti.

İsvan Davutpaşa kışlasındayken dört yıl önce kaybettiğimiz eşi Reha İsvan da Barış Derneği Davası nedeniyle tutuklanmıştı. Her ikisi de cezaevinde yıllar geçirdiler.

Bu çektikleriyle ilgili hiçbir zaman yakınmadı. Hiç pişmanlık göstermedi. Hiç geri adım atmadı.

Ben Ahmet İsvan’ı 1970’li yıllarda uzaktan, 12 Eylül döneminde ve sonrasında ise yakından tanıdım.

DİSK’e bağlı Maden-İş üyesi işçiler Bağımsız Otomobil-İş Sendikasına üye olmuşlardı. 7 bin 300 üyeli sendika önce 36 bin 500 üyeye, sonra da 59 bin 700 işçi çatısı altında toplayan dev bir sendika haline gelmişti.

Yeni sendikal yasalar yayınlanmış, seçimler yapılmış ama 12 Eylül bütün ağırlığıyla sürüyordu. Otomobil-İş Sendikası Harbiye’deki Şan Sinemasında büyük bir toplantı yaptı. Bu toplantıya 12 Eylül zindanlarından yeni çıkmış, Ahmet İsvan, DİSK Başkanı Abdullah Baştürk, Türk Tabibler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Erdal Atabek, Barış Derneği Başkanı Mahmut Dikerdem gibi dönemin dik duran liderleri davet edilmişler, onlar da çekinmeden katılmışlardı.

Bağımsız Otomobil-İş yönetimi tabandan gelen baskıyla bu isimleri davet etmişti ama kürsüye gelip kısa konuşmalar yapmalarına şiddetle karşı çıkmıştı. Bu talihsizlik kendilerine izah edildiğinde Ahmet İsvan, büyük bir anlayışla “bize nerede görev verirseniz orada oluruz” deme büyüklüğünü göstermişti. Diğerleri de ona katıldıklarını söylemişlerdi.

Daha sonra İzmir Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver’in davetiyle yılda iki üç kez bu şirin ilçede birlikte olma şansına eriştim. Ahmet İsvan, Reha İsvan, Aziz Nesin, Mustafa Ekmekçi, Jülide Gülizar, Müjdat Gezen, Şanar Yurdatapan gibi isimler Torbalı Festivallerinde, Baharı Karşılama Etkinliklerinde İzmir’e gidip Torbalı’nın misafirleri oluyorduk.

Artık özel hayatlarına dair sohbet soruları sorabilecek kadar yakınlaşmıştık. Bir akşam “Başkan” demiştim:

-Olmanız gereken yerden daha geride değil misiniz?

Bu sorudan kastım, 1990’ların başlarında Ahmet İsvan, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Parti Meclisi Üyesi idi.

Ama kendi isteğiyle milletvekili olmamıştı. Gönlüm onun TBMM’de olmasından yanaydı.

Benim sorum üzerine Reha Hanım da benim yanımda tavır almış, eşini eleştirmişti. Ahmet Bey “Hayır” diyerek başlamıştı:

-Benim bir çiftliğim var. Eğer milletvekili olursam çiftliği devretmem lazım. Hem parlamentodan maaş al, hem çiftliğin geliri olsun, bu durum benim ahlaki değildir.

Ahmet İsvan böylesine hassasiyetleri olan bir insandı.

Siyaseti ekonomik gelişme aracı olarak kullananların anlaması kolay olmayan bir davranış biçimidir İsvan’ın yaptığı.


Ahmet Bey ile ilgili aklımdan hiç çıkmayan an ise bu anlattıklarım değildir. 1 Mayıs 1977 Pazar günü tarihin en büyük provokasyonu yaşanıyordu. Yüz binlerin üzerine ateş açılmıştı. Öte yandan da panzerler kitlenin üzerine su sıkarak, ses bombaları atarak dalmışlardı.

İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan, protokol tribününden kalkıp alana inmiş görevli polis birliğine doğru ilerliyordu. Toplum Polisleri bir yandan ressam Orhan Taylan’ın yaptığı, Atatürk Kültür Merkezi’nin ön yüzüne asılmış dev işçi panosunu yırtıyorlar, diğer yandan da kendi aralarında sıraya girmeye çalışıyorlardı.   

İsvan, polislerin başındaki amire eliyle su kemerinin üzerinden ateş açanları işaret ederek gösteriyordu. O anda sıra halindeki toplum polislerinden biri öne fırladı, Ahmet İsvan’a doğru bir tekme attı. İsvan hiç onunla ilgilenmedi, polis şefine eliyle ateş açanları gösterme devam etti. Hayatını tehlikeye atmıştı. Bu açık olarak görülüyordu. Ama geri adım atmadı. Polis şefini yanına alarak artık boşalmış alanın içine doğru yürümeye başladı.

Ben bu anların göz tanığıyım!

Ahmet İsvan saygılı, dürüst, korkusuz ve yiğit bir belediye başkanı olarak tarihe geçti. Kendisinin de benimsediği en değerli unvanına kimse itiraz edemez:

-İşçi sınıfının dostu Başkan Ahmet İsvan!   

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR