Ahmet Akın: Tezekle Enerji Politikası Yürütülmez!

Placeholder4

25.dönem Balıkesir milletvekili, Ahmet Akın… CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı aynı zamanda… Meclisin genç vekillerinden… Esas uzmanlık alanı, enerji…

Konuşması heyecanlı…

Gözleri umut dolu…

Ses tonu içten…

Bu ülkede iyi bir şeyler yapmak için oldukça hevesli…

Onunla keyifli bir röportaj yaptım. Bu zevkli röportajda, gençliği, ülkeyi, partisini, gündemi ve enerji politikalarını ele aldık. Şimdi, bu konuştuklarımızı aynı keyifle sizlerle paylaşıyorum…


Türkiye’de, aileler çocuklarının siyasetle ilgilenmesi konusunda, bir hayli endişeliler. Bu durum, ana-babaları korkutuyor. Sizse birtakım röportajlarınızda, aksine, gençlerin siyasette olmaları gerektiğini söylüyorsunuz. Peki, siz, ailelerin tüm bu endişelerine rağmen, siyasetin içinde olmaya istekli gençlerin, ne olursa olsun arkasında durmaya hazır mısınız?

-Kesinlikle… Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkeyi gençlere emanet etmiş. Bizim tüm umudumuz, gençliktedir. Onların dinamizmleriyle ve ışık dolu gözleriyle, bu ülke ayakta kalacaktır. Toplumu ele almaya çalışan tüm korkuların, panzehiri de yine pırıl pırıl gençlerimizdir.

Bakınız, referandumda gençlerimizin çoğu “Hayır” demiştir. Bunu, emin bir şekilde söylüyorum. Bu ülkedeki karanlığın da esas korkusu gençliktir. Gidişlerinin, gençlerin elinden olacağını bildikleri için, bu korku ortamını yaratmaktadırlar.

Evet, ben de eminim:

Gidişleri gençlerin elinden olacak.

O hâlde, referandumda oyladığımız anayasa paketinde yer alan ve 18 yaşındaki gençlere milletvekilliği yolunu açan maddeyi, nasıl değerlendirirsiniz?

-Evet, gençlerimiz siyasette olmalı. Fakat bizim öncelikli hedefimiz, bilgili, akıllı, fikir sahibi ve aydın bir gençlik yetiştirmektir. Çalışmalarımız, çıkaracağımız yasalarımız, projelerimiz ve ideallerimiz, en önce bu amaç uğruna hizmet etmelidir.

Ülkedeki gençlerimiz işsizken ve eğitim alanında ciddi sorunlar yaşanırken, 18 yaşındaki vekilliğin, bu şekilde yasalaşması akıl kârı değildir. Gençler, gelecek kaygısı içindeyken ve bu vaziyet, mevcut iktidarın umurunda bile olmazken, bu yasaya sıcak bakmamız beklenemez zaten.

Biz, önce geleceği parlak, hayalleri capcanlı, kendine güvenen, uygar bir gençlik diyoruz.

Vekillik, sonraki iş…

Ak Parti, iktidarda bulundukları 15 sene boyunca, Türkiye’nin her alanda büyüdüğünü iddia ediyor. Bu konudaki düşünceniz nedir?

-Türkiye’de bu son 15 senede, sadece 3 tane “Y” büyüdü:

Yoksulluk…

Yolsuzluk…

Yasaklar…

Ben, bunların haricinde büyüyen başka bir şey görmüyorum. Tersine, ülkemizde eksilen, yok olan, küçülen değerler mevcut…

Değerlerimiz satılıyor, şuna buna peşkeş çekiliyor. Mesela, bor madenlerimiz, yabancılara teminat olarak gösteriliyor. Halkımız, dünyada elektriğe en çok parayı ödeyenler arasında… “Dolar bozdurun, ekonomi düzelir.” diyorlar. 10 senelik vadeleri, 15 seneye çekerek, dolar bazındaki ihaleleri, yandaşa veriyorlar.

Milletle dalga geçerek, ahlakla, namusla, şerefle hareket etmediklerinin itirafını ediyorlar.

Yazık, gerçekten çok yazık!

Gelelim CHP’ye… Başdanışmanlığını yaptığınız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu başarılı buluyor musunuz?

-Genel başkanı başarılı buluyorum. Onun desteklenmesi gerektiğine inananlardan biriyim. Hatta kendi adıma, onun müthiş bir insan olduğunu söyleyebilirim.

Hiç mi olumsuz bir yanı yoktur, Sayın Kılıçdaroğlu’nun?

-Tabi ki var. Bana göre biraz daha sert bir mizaca sahip olan ve disiplin uygulayan bir genel başkan olsaydı, daha iyi olurdu.

CHP, Sayın Kılıçdaroğlu başkanlığında, rakamsal olarak, şöyle ya da böyle yaklaşık 7-8 seçim kaybetti. Sonuçta, kimi insanlar, hatta partinizdeki kimi vekiller onun istifasını beklediler. Bu konudaki görüşünüz nedir?

-Yine aynı şeyi belirteyim: Bence sayın başkan başarılı… Çizmiş olduğu profille ve duruşuyla halk partisine yakışır bir lider. Sana şunu da söyleyeyim, Kemal Beyin genel başkanlığa getirildiği 2011 yılından itibaren, seçim sonuçlarını CHP açısından incelediğinde, rakamsal manada başarısızdır, diyemezsin aslında.

Yani koltuk sevdası yok mudur diyorsunuz?

-Genel başkanın kesinlikle böyle bir hırsı yoktur. Hatta bunu, parti içinde kendisine muhalefet edenler de bilirler ve söylerler.

Pekâlâ, olağanüstü kurultay neden yapılmadı?

-Olağanüstü kurultayın yapılması halinde, yine Sayın Kılıçdaroğlu seçilirdi. Kendisi bunun da farkındaydı. Bu sürece girmemesinin nedeni, referandumdaki %50’ye zarar verileceği gerçeğiydi.

Olasılıklar, olanı yıpratmasın diye gayret etti.

Yani, derdi, koltuk moltuk değil asla. Bunu buradan bile anlayabilirsin. Biz, Türkiye’yi, bu cumhuriyeti, bu milleti her şeyden ötede tutuyoruz.

Olağan kurultay takvimimiz de açıklandı. 2018’de her zaman olduğu gibi, parti içi demokrasimizi en iyi şekliyle işleteceğiz.

Neden iktidar olamıyor CHP? Demek ki bir yerlerde, bir şeyler yanlış veya eksik… Bu konuda bana katılır mısınız?

-Eksiklerimiz var. Bir şekilde umudu hissettirmeliyiz insanımıza. Onlara güven verecek bir profil çizmeliyiz. Örneğin, halktan beni dinleyen biri, “Yahu, bundan bana enerji bakanı olur!” demeli kendi kendine. Bu sebeple, kuru gürültü ve kavgalar yerine, uzmanlaştığımız alanlarda konuşmalı, o alanlarda çaba göstermeli, projeler üretmeliyiz.

Milletin dini duygularını sömürerek başa gelenlere inat, “yapacağız” değil, “yaptık” demeliyiz.

Parti tüzüğümüzde de değişiklikler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Delege sistemi kaldırılmalı, üyeler direk söz sahibi olmalı.

Sözü uzmanlık alanlarından açmışken, enerji politikalarına değinelim biraz da… Sizin uzmanlık alanınız enerji… İspanya’da yenilenebilir enerji kaynakları ve üretimi üzerine eğitim almışsınız. Türkiye’de bu sektörde, CEO’luk ve genel müdürlükler yapmışsınız.

Türkiye’yi bu alanda nasıl değerlendirirsiniz?

-Bu alanda ülkemiz çok üzücü bir yerde... Türkiye’nin, bir yıllık dış ticaret açığının büyük bir bölümü bu alandan… Bir yılda enerji sektöründe, 55 milyar dolar dış ticaret açığımız var. Ayrıca, enerji üretimimizin neredeyse tamamı, yabancı firmalar tarafından yapılıyor.

Bu korkunç ve utanılası bir gerçek…

Demek ki neymiş, tezek yakmakla enerji politikası yürütülemiyormuş. İhaleleri yandaşa peşkeş çekerek, paçayı kurtaramıyormuşsun.

Ben her zaman AKP’nin hiçbir alanda, ne milli, ne de yerli olduğunu düşündüm.

Gördüğün gibi enerji politikaları da öyle…

Ne milliler ne de yerli!

Ülke, yandaşa ve lobilere teslim olmuş durumda…

Varsayalım ki enerji bakanı sizsiniz… Bu alandaki politikanız nasıl olurdu?

-Kendi enerji kaynaklarımızı kullanacağız. Bu sektörde bağımsızlık hedeflenecek.

Dolayısıyla, yenilenebilir enerjiyi destekleyeceğiz.

Bak, mesela Almanya’nın ve Danimarka’nın bizden çok az güneşi var. Adamlar, güneşi yılda bir-iki kez görüyorlar. Ama bizden daha çok faydalanıyorlar. Niye? Çünkü politikaları tıkır tıkır işliyor da ondan. Baştakiler, bu işi en iyi bilenler, oralarda.

Dünya, kömürden ve nükleerden giderek uzaklaşıyor. Bizim de amacımız bu olmalı.

Rüzgâr, hidrolik, jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklara bağlı elektrik üretim sistemlerinin kurulması hem daha verimli hem de daha ekonomik. Özellikle Paris İklim Zirvesi ile fosil kaynaklardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerjiye yönelme olmuştur. Dünyadaki yeni trend budur.

Bunların yanı sıra, enerji kooperatifçiliğini geliştirirdik. Belediyelerin öncülüğünde kooperatifler kurar, elektriğin tüketileceği yerde üretilmesini sağlardık. Bu, enerjide verimlilik demek…

Bunları yapmak zor değil. Sadece bunları yapabilecek bilgi, istek ve vatan sevgisi olmalı insanda.

Laf arasında, şu sıralar çok gündemde olmayan Çayırhan ihalesinden bahsettiniz. Nedir bu Çayırhan ihalesi?

-Çayırhan bir mahalle… Ankara’nın Nallıhan ilçesinin bir mahallesi… Burada E.Ü.A.Ş’a ait bir kömür rezerv alanı var. AKP, buranın ihalesini, 15 sene vadeyle ve en yüksek meblağdan yandaşın birine verdi. Yer, bedava…

Hakikaten de kabul edilir bir şey değil. Bu tip örnekler daha da var. Gerçekten de üzücü.

Halkımız bunları hak etmiyor.

Son olarak, vurgulamak istediğiniz bir şeyler var mıdır?

-Sevginin, birlik ve beraberliğin esas kılındığı yer olmalıdır Türkiye. Umudu en derinden hissetmeli ve yaşatmalıyız insanımıza. Birikimli, bilinçli, çağını yakalamayı ilke edinmiş bir toplum için uğraşmalıyız.

Her alanda, ülkecek en iyiyi hak ediyoruz. Vereceğimiz tüm mücadeleler, işte bunun için olmalı…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR