Öcü Yaratıp Korkutmak!

Diktatörlerin ortak yönlerini saptamaya çalışanlar önemli sonuçlara varmışlar:

Hemen hepsi zamanının önemli bir bölümünü bir öcü, bir “düşman” yaratıp halklarına onun ne hain, ne alçak ne melun olduğunu anlatmaya ayırırmış.

Ancak konuyu irdeleyenler, aslında onların, bu düşmanı çok sevdiklerini fark etmişler:

Diktatörler iktidarlarını bir “Öcü” yaratıp insanları bununla korkutabilirlerse sürdürebiliyorlar: “Öcüler vatanı tehdit ederken” bozuk giden her şey unutuluyor ve öcüye karşı -diktatörün güdümünde- topyekûn mücadele her konunun önüne geçiyor.

Martin Luther’in kendisini yargılayan dinbazlara “Milleti cehennemle korkutup cenneti para karşılığı satıyorsunuz” dediği söylenir. O zamanın dinbazlarının öcüsü de demek ki, cehennemdeki zebanilermiş.

Yakın tarihten pek çok örnek var:

Hitler “öcü” yaratarak oluşturduğu sanal sorunları bahane ederek istediğini elde etme konusunda başarılıydı: Ona göre her kötülük Yahudilerden kaynaklanıyordu.

Sırbistanda Miloseviç iktidara gelince Yugoslavya’yı oluşturan diğer toplulukların, mesela Hırvatların düşmanlarla işbirliği yaparak Sırbistan’ı parçalamaya çalıştıklarını ileri sürmeye başladı. Miloseviç, bu “Öcülere” direnecek ve Sırbistan’ı Osmanlı işgalinden önceki güçlü haline dönüştürecekti.

Chávez hastaydı; yerine Maduro bakıyordu. Halka seslendiğinde “Venezüella’nın sağcıları ve emperyalistlerinin fitnelerine karşı direnmeyi sürdürün!” diyordu. Chávez öldü; Maduro hâlâ aynı şeyleri söylüyor.

Çocuk öykülerinde de böyle öcüler tanımlanır ve büyüklerin sözlerini dinlemeyen küçüklerin başlarına bu öcülerin ne çoraplar örecekleri anlatılır: Annesinin öğüdünü dinlemeyen Kırmızı Şapkalı Kız’ın anneannesini kurt yer; babasının söylediklerine kulak asmayan Pinokyo’yu sirk sahibi kaçırır; Seguin’in sözüne rağmen ormana giden keçi yavrusunun sonu da çocuklara ders olsun diye anlatılır.

Çocuklar büyüyüp erginliğe ulaştıklarında, yeterince eğitildiklerinde, böylece iyi ile kötüyü seçebildiklerinde artık analarının babalarının güdümüne muhtaç olmayacakları bilinir ve onlara artık böyle öcü öyküleri anlatılmaz!

Diktatörler, yeterince büyüdükleri halde ayaklarının üstünde durmayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı öğrenememiş insanların bol olduğu ülkelerde ortaya çıkar ve bu zavallıları, yaşamları boyunca öcülü çocuk masalları ile korkutmayı sürdürürler.

Böyle bir yerde yaşamaktaysanız yurttaşlarınızın yüzde 51’i (daha doğrusu seçimlerdeki hile payını da sayarsak aslında yüzde 45’i) okullarda analitik düşünmeyi öğreniyorlarsa dert değil yakında kurtulursunuz.

Ancak maarifiniz yoz, okullarınız yetersizse hemen kollarınızı sıvayıp köy köy dolaşmaya başlamanız ve yurttaşlarınıza öcü diye bir şeyin olmadığını, onu diktatörün uydurduğunu anlatmanız gerekecektir.

Unutmayın: “Öcüsüz diktatör, dikenlerini yitirmiş kirpiye benzer!”

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR