El Öpenlerin Hikayesi

Bir tablo asılı duvarda…

Yorgun, yılgın ve çaresiz…

Bir o yana, bir bu yana sallanmakta…

Yorgunluğu, sinmişliğinden…

Yılgınlığı, susmuşluğundan…

Çaresizliği korkmuşluğundan…


Minicik yavrularına, dünyaya geldikleri andan itibaren, el öptürmeye başlamış bir toplumun resmidir bu... Başlı başına bir hikâyedir, bu yorgun tablo… Henüz bebekliğinden başlayarak, kendini biat etme geleneğinin içinde bulmuş bir kitlenin öyküsüdür, aynı zamanda…

Bu kitle, susmuşluğu alışkanlık haline getirerek büyümüş. Bünyesindeki boyun eğme dürtüsünden bir türlü kurtulamamış. İtaatle, saygının aynı zemine oturtulduğunu görerek serpilenler, karşı çıkamamışlar hiçbir yanlışa.

İtiraz edememişler hiçbir saçmalığa…

Küçüklüklerinde, en büyük aferinleri uysallıkları neticesinde toplayanlar, cansız ve tepkisiz bir geleceğin inşasını etmişler, böylelikle.

Tatsız…

Renksiz…

Donuk…

Ve soluk bir gelecek…


Uyum sağlamayı hayatın altın kuralı diye kabullenmiş bu toplumda ses çıkmazmış…

El pençe, diz divan bir görünümün ezilmişliğine bürünenlerin varlığında, vicdanlar susarmış…

Bebeklik çağlarında, ağlamadıklarında fiyakalı hediyelerle ödüllendirilenler, büyüdüklerinde bilirlermiş ki, sus pus hallerinin sonucunda nice çıkarlar elde edecekler…

Onun için, daima aynı hızla dönen bir tekerleğin, önemsiz ve bayağı bir parçası olmak, rahatsızlık vermemiş onlara…

İsyandan, kavgadan ve sevdadan uzakça yaşayıp gidiyorlarmış, öylece…

Devlet dairesindeki bir memursa, ölümüne ses çıkarmamış lanet olası düzene…

Üniversitedeki bir hocaysa, hakiki bilgi ve bilim için, elini oynatmamış bile…

Bir okulun öğrencisiyse, öğrenmek için mücadele vermemiş…

Sokaktaki herhangi bir kişiyse, yere tükürene laf etmemiş…


Her yanıyla hatalarla dolu bir tablo çizilmiş bu uysallık ve kahrolası sessizlik sonucunda;

Canlı hiçbir tona rastlanamamış bu tabloda… Ne mavi, ne de yeşil…

Ağaçlar yapraktan yoksun…

Gökyüzü mavilikten uzak…

Toprak, bitkin ve çorak…

Rüzgâr, sert ve soğuk…

Kıyametleri koparacak, kocaman bir deprem yaklaşıyor…

Tablo, duvarın üstünde, düştü düşecek;

Sallanıyor…

Böylece, el öpen ve öptürenlerin hikâyesinde, sona doğru yaklaşılıyor…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR