Tek Kafadan Ses Çıktığında 

Örfü, âdeti ciddiye alan azalmıştı... Ülkenin birinde kuşaklar arası uyumsuzluklar, geçimsizlikler hüküm sürmekteydi. Yöneticiler, bu duruma son vermeye karar verdiler. 

İlk reform, müzik alanını düzenleyen bir KHK ile sağlandı: 

“Bundan böyle hangi konser salonuna gidilirse gidilsin hep aynı şarkıcı dinlenecektir” diye başlayan bu KHK’nin, kargaşalara yol açan uyumsuzlukları bir nebze gidereceğine, birliği pekiştireceğine inanılmaktaydı. 

O şarkıcının kim olacağı promosyon şirketlerinin etkiledikleri oylamalarla değil, devletin en yüksek seçim kurullarınca saptanacaktı. 

O tek şarkıcı, her akşam saatte bir gazino değiştirerek canlı yayın yapacak, bulunamadığı yerlerde vatandaşlar onu, dev ekranlardan naklen yayınla izleyebileceklerdi. Konserlerinde tüm biletlerin tükeneceği, hatta sahtelerinin basılacağı öngörülmekteydi. Çünkü bu biletler biriktirildiklerinde sadece benzincide ve süpermarketlerde indirim sağlamakla kalmayacak, çeşitli işlere atanmada da bonservis işini görecekti. 

Zamanla borsa haberlerinde döviz ve altın fiyatları yanında “Tek sesin konser biletleri”nin genellikle artan değeri de söylenmeye başlandı. 

Bu KHK, o ülkede giderek büzülmekte olan ekonomiyi tekrar canlandırmış, konser bileti piyasası, inşaat sektörünün bile önüne geçmişti. 

Ancak günün birinde bu konserlere ansızın ara verilmek zorunda kalındı: Sesiyle tüm ülkeyi her gün kapsayan şarkıcı, bir sabah uyandığında ve ağzını açtığında ses değil acayip bir hırıltı çıktığını gördü: 

-Ağrrhhhırrr! 

-Ne diyorsun Recai? 

-Haggggıııırrr! 

Kulak-burun doktorları muayene ettiler, gırtlak sürmenajı imiş, ses telleri yorulmuş; “Birkaç gün konuşmasın” dediler. 

-Hırrbrıııp? 

-Çeneni tutarsan geçermiş; öyle dediler! 

-Haşşşşııırt! 

Karısı, onun artık anlaşılamayan hırıltılarını yorumlayabiliyor, simültane çeviri yaparak beylik işlerini sürdürebilmesini sağlıyordu. 

Ancak Recai, çenesini tutamıyor, geceleri herkes yattıktan sonra kalkıp tuvalete gidiyor ve saatlerce hırıltılar ve hışırtılar çıkararak nutuklar atıyordu. 

Bir dostu, “Einstein da uzun süre konuşamamıştı; bütün büyük adamlarda bu görülürmüş!” dedi. Ancak sevinçleri çok sürmedi, başka biri onlara Einstein’ın konuşamamasının dört yıl sürdüğünü ve dört yaşına bastığında sona erdiğini söyleyince bunalımlar geri geldi. Dilsiz alfabesini öğrense belki iyi olurdu ama bu alfabeyle şarkı söylenemezdi. 

Bunu kavradıkları gün depresyonları dibe vurdu, aileler içi, aileler arası vb. her türlü uyuşmazlık yeniden yurdu sardı ve kargaşayı hiçbir KHK gideremedi. 

Bu hal uzun sürdü ama tek şarkıcı düzeninin yarayamayacağı anlaşılınca ve bu inanç değişmez kural olarak benimsenince işler yeniden normalleşti. 

Yurttaşlar aralarında konuşuyorlardı:

-Eski şarkıcıya ne oldu? 

-Artık çıkarttığı hırıltıları eşi bile anlayamıyor!

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR