Herkese Temel Gelir: İran Örneği

Evrensel temel geliri neoliberal politikaların, eşitsizlikleri artırarak dünyayı getirdiği noktada, kapitalizme bir yama ya da yeni bir sosyal güvenlik kuramı olarak da tanımlayabiliriz. Pilot proje olarak uygulamaya geçen ülkeler de var. Kanada, Finlandiya, İsveç... Devletlerin vatandaşlarının yaşamları boyunca önşart ve formalite olmaksızın yaşamalarına yetecek mütevazı bir gelirin sağlanmasına deniliyor. Ancak bu gelire yönelik eleştiriler de var. Bunların başında insanları çalışmamaya yöneltmesi geliyor. Peki, acaba gerçekten böyle mi? Örneğimiz İran’dan...

2011’de İran, vatandaşlarına bir nakit transfer programı başlattı. Bu programa göre ortalama hane halkı gelirinin yüzde 29’u kadar bir meblağ ya doğrudan o aileye veriliyor ya da aileye kişi başına günlük 1.5 dolara denk gelen bir gelir ödeniyor. 2 İranlı ekonomist Djavad Salehi İsfahani ve Muhammed Mostafavi’nin araştırmaları sonunda yayımladıkları rapor, temel gelirin iddia edildiği gibi insanları tembelliğe yöneltmediğini ortaya koyuyor. Hatta kimileri çalışma saatlerini bile artırmışlar. Özellikle öğretmenler ve hizmet sektöründe çalışanlar, haftalık çalışma sürelerini 36 dakika daha artırmışlar. Raporda 20’li yaşlardaki gençlerin daha az çalıştıkları ortaya çıkmış ancak bunu da araştırmacılar “gelen geliri, daha önce yoksulluktan dolayı sürdüremedikleri eğitimlerine devam etmek için kullandıkları anlaşıldı” diye açıklıyorlar.

Trump dünyaya iklimle meydan okuyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen kasımda 194 ülkenin uzlaşısı ile yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesinin ekolojik, ekonomik ve politik bir dizi sonucunun olması bekleniyor. Zaten ülke içinde ilk tepkiyi büyük şirketlerin CEO’ları Trump’ın İş Konseyi’nden ayrıldıklarını açıklayarak verdiler. Tesla’nın kurucusu Elon Musk, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İklim değişikliği gerçek. Bu anlaşmadan çekilmek Amerika veya dünya için iyi değil” derken Konsey’den de ayrıldığını açıkladı. Walt Disney Company’nin CEO’su Robert Iger de aynı gerekçe ile Trump’ın danışmanlık konseyinden ayrılan bir başka yönetici oldu.

Peki, gerek iç gerek dışta bu tepkilerin artması Trump’ı kararını etkileyecek mi? Şimdilik böyle bir umut yok.

Anlaşmadan çekilme kararının ardından düzenlediği basın toplantısında bu kararın ülkenin petrol ve kömür endüstrisine yardımcı olacağını ve bu alanlara yeni yatırımlar yapılacağını söyledi. Trump’ın en büyük destekçileri kömür endüstrisi. Geçen sene kasımdaki başkanlık seçiminde ABD’nin en büyük 9 kömür üreticisi eyaletin 8’inde Demokrat rakibi Hillary Clinton’ı geride bırakmıştı. ABD’nin Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, ülkede kömür madenlerinde çalışanların sayısı 2015’te bir önceki yıla göre yüzde 12 düştü. EIA’ya göre ayrıca, ABD’nin kömür üretimi 2015’te bir önceki seneye göre yüzde 10.3 azalarak 1986’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Ancak öte yandan ABD’de temiz enerjilerin 3.3 milyon istihdam yarattığını da hatırlatalım.

Karar dünyada büyük tepki ile karşılanırken petrol 50 doların altına düştü. ABD’nin petrol ve doğalgaz üretimi çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Çok yakın bir zamanda Amerika’yı Ortadoğu ülkeleri gibi önemli bir petrol ve doğalgaz üreticisi görmemiz olası. Bu da dengelerin daha değişeceği anlamına geliyor. Yerkürenin ve insanlığın önünde büyük bir tehdit olan küresel ısınmada zaten zor bela varılan bir anlaşmanın yok sayılmasının bedeli çok büyük olacak.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR