Yürürken Düşünmek Gerek!

Türkiye’de 15 Haziran’da adalet yürüyüşü başladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde başlatılan bu yürüyüş, Ankara’dan İstanbul’a kadar gerçekleştirilecek. İlk başlarda tahminen 15 Temmuz’da sonlanacağı üzerinde durulsa da, temponun arttırılacağı ve maratonun 8 Temmuz’da bitebileceği belirtildi.

Yürümek, elbette ki en medeni eylemlerden bir tanesi… Hele ki son zamanlarda ülkemizde yaşananlar göz önüne alındığında, böylesi bir eylemin varlığı çok anlamlı ve yerinde…

Meclisten ümitlerin kesildiği, hukuksuzlukların kol gezdiği ve doğruyla yanlışın yerlerinin karıştırıldığı memleketimizde, bu yürüyüş tabi ki büyük bir umut olabilir.

İstanbul’a kadar devam edecek olan bu eylem, belki de bir kırılma noktası olarak tarihe geçebilir. Küçük kıvılcımlar, kor alevlere dönüşerek, kocaman ateşlere çevrilebilir.

Yalnız bir şartla:

Yürürken düşüneceğiz…


Önümüzde, düşünmek adına güzel bir fırsat var. Çünkü, atılan her adımın anlam kazanabilmesi için aklın da yürümesi gerekir. Bu yürüyüşte yapılacak tüm beyinsel faaliyetler, eylemin de niteliğini belirleyecektir.

Mühim olan ya da şu anda odaklanılması gereken sayıca fazlalık değildir.

Atılacak olan her adımla, düşünceler de berrak bir su gibi akmayacaksa, dolayısıyla çığ gibi büyümenin de hiçbir faydası olmayacaktır. Zaten düşünsel ve fikirsel anlamda sapasağlamlığı temel alan her hareket, kendiliğinden büyür ve devasa boyutlara ulaşır.


Düşünmek için her şey olması gerektiği gibi;

Doğanın kokusu, kuşların cıvıltıları, ağaçların yeşilliği, gökyüzünün maviliği bizimle…

Eğer amacımız, bu yürüyüşün sonrasında elimizdekileri ikiye katlamaksa, düşüncelerimizin akması şart. Hareketin bir halk hareketine dönüşmesi isteniyor, verimli ve daimi bir sonuç amaçlanıyorsa, ayaklarımızla beraber kafamız da aynı ölçüde çalışmalı.

Bunu başardığımız takdirde, eylem tamamlandıktan sonra bile, herhangi bir partiye veya parti liderine gerek kalmadan kitlesel bir örgütlenme gerçekleşecektir. Çığ gibi büyüme, bu örgütlenme sonrasında yaşanacak ve bu eylem işte o zaman bir kırılma noktası diye tarihe adını yazdıracaktır.


Bu yürüyüşte, düşünme eylemini gerçekleştirirken bol bol sorular yöneltmeliyiz kendimize…

Mesela;

Atatürk’ün öncülüğünde kurulan laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye’nin ana muhalefet liderini yollara düşüren şey yalnızca son 15 sene midir? Yoksa bunun sorumluluğu çok daha öncesine mi dayanmaktadır?

Yani, havadaki oksijeni ciğerlerimize alırken, ülkemizin geçmişinde yaşadıklarını irdelememiz gerekmektedir. Adaletsizliğin ucunu yalnızca son 15 yıla değil, 68 ve 78 kuşaklarına kadar dokundurmamız çok daha yerinde ve doğru bir yaklaşım olacaktır.

Üzerinde durmamız gereken ve bir hayli hayati olan mesele eğitim mevzusudur.

Pankartlarımızda yazıp dolaştırdığımız “adalet” yazısının, en temelde eğitimden geçtiğini sorgulamalı, ülkemizde perişan olmuş eğitim sisteminin rezilliğini de bir yandan haykırmalıyız. Yürüyüş molalarında, sorgulamayı ve sorgulatmayı unutturmak üzere inşa edilen ve tek amacı imam yetiştirmeye odaklanmış olan sistemimizi konuşmalıyız.

Bu yürüyüşte sorularımız ve sohbetlerimiz herkesi heyecanlandıracak ve motive edecek nitelikte olmalıdır.

Aksi halde, tek başına, “adalet istiyoruz!” çığlıkları ve sloganları, ne yazık ki hiçbir olumlu netice vermeyecektir. Dolayısıyla, sonuçta sevinenler yine bu ülkede adaletsizliğin hükümdarlığını üstlenenler olacaktır.

Bu eylemde, atılan her adım sonrası akıtılan terlerin boşa gitmesi istenmiyorsa, akılcılık, eleştirel bakış açısı ve özgürlük temel alınmalıdır.


Türkiye’deki bu adalet yürüyüşü, çok önemli türden neticeler doğuracak bir harekettir.

Neydik?

Ne olduk?

Niye böyle olduk?

Ne olacağız?

Sorularına cevap vererek maratonu bitirirsek, şunda hiç şüphe yok ki, tüm evren bizden taraf olacak ve “iyinin ve doğrunun” sesi her yeri inletecek tonda olacaktır.

Tıpkı Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin dediği gibi, yürüyüş sırasında büyük düşünceleri aklımıza düşürerek yolculuğa devam edersek, işte o vakit tertemiz bir başlangıca imza atılacaktır, ülkemizde…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR