Aşkı Zırh Giymek

İnsanı yakan en büyük ateş… Alevlerin en kavuranı… Tüm ruhu sarıp sarmalayan mucizevî bir duygu… Aklın hem en bulanık, hem de bir o kadar berrak olduğu vaziyet… Yüreğin coşup taşma hali…

Nefesin hızlı hızlı alınıp verilmesi…

Adımların yürür değil, koşar olması…

Sesin en tutkulu tınısı…

Basit romantizmin çok daha ötesi…

Avuç içlerinin ıslaklığı…

Tüm bedenin sırılsıklamlığı…

Kalbin hiç sahip olmadığı enerjiyle gümbürdemesi…

İnce bir ipin üzerinde dolaşmanın gerilimine rağmen, insanın hayatta giyip giyebileceği en güçlü zırh…

Hem öncesizlik, hem de sonsuzluk…

Aşk bu…

İnsanı, insanlığı yaşatan ve belki de tüm evreni ayakta tutan en derin olgu…


En büyük şanstır aşk…

Onunla yapılan tüm işler, mutlak güzellikler getirir. Aşkla kalkışılan her hamle, en doğru kapıları açar. İnsana yaşadığını hissettirir. Kişinin hayatını anlamlı hale getirmek için en güzel renklerin harmonisini sunar.

En güzel besteleri aşk yazdırır…

En doğru notalara bu yücelikle basılır…

En akıcı yazılar aşk sayesinde oluşturulur…

En güzel cümlelerin ardında o vardır…

En ateşli konuşmalara onunla imza atılır…

Yemeği bile lezzetli yapan, aşkın ta kendisidir…

İçilen suyun serinliğine ancak onun yardımıyla ulaşılabilir…

Aşkla akıtılan gözyaşı, olabilecek en duru biçimiyle süzülür yanak boyunca…

Yağan yağmur damlasını sıcak kılan, gökyüzüyle yeryüzü arasındaki bitmek tükenmek bilmez aşktır…

En tatlı meyveler, birbirlerine aşkla bağlanan toprak ve ağacın birlikteliği sonucunda yenilebilir…

En akıllı, sağlıklı ve özgür çocuklar, bir kadın ile bir erkeğin aşkı neticesinde doğabilir…

Aşk, bu dünyadaki mükemmelliğin ve tutkunun resmidir…


Bir yerlerde eksik veya yanlış bir şeyler varsa, bu, aşk ve sevgi yoksunluğunun sonucudur. Bilin ki, sevmeye ve âşık olmaya cesareti olmayanlar vardır oralarda. Yapılan her iş basittir. Hayaller küçük ve dardır… Tüketme odaklı bir yaşamın varlığı söz konusudur. İlişkiler arasında hüküm süren, kötülüktür…

Kin ve nefretin esiri olmuştur yürekler…

Yavaş yavaş, ölümü yaşarcasına atar kalpler…

Coşkudan uzak ve kısıktır sesler…

Kurudur her yer…

Toprak bile küsmüştür ağaca; en tatsız, en acı meyveler yetişir dallarda…

Gökyüzü, dövercesine gönderir yağmurunu yeryüzüne…

Mutsuzluk ve umutsuzluk gelmiştir dile…


Ne kadar çok imkâna sahip olursak olalım, eğer hayatımızda kin, nefret, rekabet ve kötülük varsa korunmasızız işte.

Her şeyi elde ettiğimizi düşünsek bile, bir yerlerde, bir şeyler daima eksik ve yanlıştır. Hayat, sadece anlamsızlığı ve basitliği ifade eder. Doğallığın yerini, yapaylık çoktan almıştır bile.

Hiçbir yanlış, maddi kazançlarla doğruya evrilemez…

Hiçbir eksik, “düşüncede sadelik, yaşamda ihtişam…” fikriyle artılara dönüştürülemez…

Savunmasızlığa itilmiş bedenimizi, ruhumuzu, yüreğimizi ve yaşamımızı kurtarmanın yolu tek bir şeyden geçer;

Aşkı, zırh giymekten…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR