Kahrolsun Darwin(!)

Canlılık sürekli bir oluş içerisinde… Evren, bu oluşma sürecinin devamlılığını sağlamak üzere dizayn edilmiş adeta…

Var olan mekanizma, ileri doğru hareket etmek zorunda… Gelişmeyi ve değişmeyi esas alarak yoluna devam eden bu kusursuz düzen, ister istemez içinde bir rekabeti barındırıyor. Bu rekabet, zıtlıkların arasında meydana geliyor:

“Doğru ile yanlışın…”

“İyi ile kötünün…”

“Güzel ile çirkinin…”

“Haklıyla, haksızın…”

“Akıllıyla, akılsızın…”

Yaşamın sürmesi ve sağlıklı bir varoluş için;

Doğru karşısında, hiçbir yanlış hüküm sürmemeli…

Çirkin, güzele tercih edilmemeli…

Kötü hak etmediği değeri görmemeli, iyi ayaklar altında ezilmemeli…

Haksız dört duvara mahkûm edilirken, haklı tıpkı özgür bir martı gibi gökyüzünde havalanabilmeli…

Akıllı olanın mutlak üstünlüğü kabul edilmeli…

Bu sayılanlar böyle olmalı ki, canlılığın olduğu her yerde, ileri düzeyde evrim gerçekleşebilsin. İnsanlık, kendisi için en iyi olana ulaşabilsin.


En basitinden, Darwin’in bizlere öğrettiği ‘Evrim teorisi’ne göre bu durum doğada böyle… Canlı organizmalar arasında bir varoluş mücadelesi var. Ortama en iyi şekilde ayak uydurup, gelişimlerine en güçlü devam edebilenler hayatta kalırken, diğerleri doğal seleksiyona (doğal ayıklanmaya) uğrayarak yok olmak zorundalar.

Buradaki basit ve anlaşılabilir olan kuralın, toplumlar için de geçerli kılınması oldukça yerinde görünüyor.

Tarihte bu farkındalığı ilk yaratan, Viktorya çağına damgasını vuran ve Darwin’in evrim teorisinin paralelinde ilerleyen Herbert Spencer oluyor. Sosyal bir antropolog olan Spencer, evrimin toplumlar ve diğer sosyal bilimler için de geçerli olduğunu söylüyor. Hatta sanılanın aksine, “survival of the fittest” yani “güçlü olanın hayatta kalması” ifadesini ilk önce Darwin değil, Spencer kullanıyor.


Darwin teorisinin benzerliğinde ilerleyen Herbert Spencer, kitleleri de tıpkı canlı organizmalar gibi düşünür ve onları da bir evrim temeline oturtur. Bu çerçevede, toplumlar üç aşamadan geçer:

İlk safhada, bir toplumun da büyüklüğü aynı bir tür organizma gibi artar ve karmaşıklığa doğru yol alır. Birinci olarak gerçekleşen bu evrede, farklılaşmaya doğru ilerleyen bir evrimden söz edilir.

İkinci aşama, uzmanlaşma fazıdır. Bu kısımda, toplumlar, ilk bölümde başlattığı farklılaşmanın artık son raddesini yaşamaktadırlar.

Üçüncü, yani son mertebe ise öğrenme basamağıdır. Kitleler, varoluş mücadelesinde çevrelerine ve çağlarına uyumu (adaptasyonu) öğrenirler.

Tüm bu süreçler gerçekleşirken, doğal ayıklanmalar da meydana gelir. Karmaşıklaşma, farklılaşma ve öğrenme safhalarının herhangi birinde tökezleyenler hayata elveda demek zorundadırlar.

Kısaca, çağına ayak uydurabilmeyi başararak, kendinde en iyiyi yakalayabilmiş toplumlar, yaşamaya devam ederlerken, kafası karışıp elindeki ipi geriye doğru saran toplumlar da eliminasyona uğramak mecburiyetine düşerler.


Bir hayli kafası karışmış olan ülkemizde, varoluş ve yok oluş hakkında mükemmel bir pusula görevi gören Darwin’in evrim teorisinin, tıpkı bir düşman gibi görülmesi, hiç de şaşılacak bir vaziyet değildir.

Son zamanlarda, her türlü zulmün kol gezdiği memleketimizde, yeni gelen neslin, gerçeklerden ve olması gerekenlerden mahrum edilmesi oldukça üzücü bir durumdur. Kitaplardan, müfredattan böylesine önemli bir meselenin kaldırılması, bir ülkenin intiharı, yok olması demektir.

İstedikleri, düşünmeyen ve sorgulamayan bir nesil yaratmak…

Düşledikleri, okuyamayan, yazamayan, anlatamayan, fikir üretemeyen, cahil bir toplumun kalıcı temelini atmak…

Hayal ettikleri, paranın tek hükümdar olduğu, gösteriş budalası bir kitleden başka bir şey değil…

Akıl, onların en büyük hasımları…

Dolayısıyla, Darwin onların kitaplarında yer almamalı… Herbert Spencer’ın söylediklerine asla kulak asılmamalı…

Bu yüzden, yollarına;

Kahrolsun Darwin!..

Kahrolsun Spencer!..

Kahrolsun akıl!..

Kahrolsun iyi, güzel, temiz bir hayat!..

Diyerek devam ediyorlar ve ürkütücü bağırışlarıyla, hiç acımadan bir toplumu yok olma eşiğine sürüklüyorlar.

Sonumuz, hayrola…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR