AKP FETÖ ile Mücadele Edemez

15 temmuz dolaysıyla, OHAL ilanının birinci yılını doldurduk.

Bu süre içinde FETÖ ile ilişkili oldukları gerekçesiyle binlerce insan gözaltına alındı, ordudan, yargıdan, üniversiteden kamu görevinden atıldı, hapse, işsizliğe, açlığa, beyaz ölüme mahkum edildi.Son bir yıl içine OHAL altındaki Türkiye'de bu tür muameleye uğrayan insanların sayısı 12 eylül dönemini fersah fersah geride bıraktı.

Bütün bunların gerekçesi “Fethullah Gülen Terör Örgütü” ile mücadeleydi.

Son bir yılda FETÖ her yerdeydi, FETÖ 'cü herkesti.

FETÖ oradaydı, FETÖ buradaydı, FETÖ şuradaydı, FETÖ kapı arkasında, FETÖ yerde ,yer altında, karada, havada, sudaydı, biat etmeyen, karşı çıkan, beğenmeyen herkes FETÖ üyesiydi.

Gerçek ve somut bir tehdit olan FETÖ böylece soyutlaştırılmış oluyor, her yerde FETÖ cü aranırken, esas FETÖ cülerin dosyaları, sumen altı ediliyor, bir zamanlar FETö ile mücadele etmiş olanlar, içeri tıkılıyor, FETÖ nün geçmişteki savunucuları olayı “soruşturan!”heyetin başına geçiriliyorlardı.

Ve bir yıl içinde işinden atmalar, içeri tıkmalar, gözaltına almalar, tutuklamalardan göz gözü görmezken, FETÖ ile mücadelede arpa boyu yol alınmıyordu.

Bu arada, ilk ilan edildiğinde, bir daha uzatılmayacağı belki de üç aylık süresi bile dolmadan kaldırılacağı söylenen OHAL'in birinci yılını doldurduğu sırada daha ne kadar süreceği de kesinlikle bilinmemesine karşın uzun süre devam edeceği anlaşılıyordu.


Aslında OHAL FETÖ ile mücadelede değil, bütün muhalifleri sindirmede, biat etmeyenleri susturmada, medyayı, yargıyı hizaya sokmada kullanılan bir araçtı. OHAL iktidarın onsuz olmazıydı artık. FETÖ ile mücadele OHAL'in bahanesiydi sadece.

Zaten AKP FETÖ ile mücadeleye niyetli de değildi.

Zaten AKP FETÖ ile mücadele de edemezdi.

Aslında AKP her tarafı sarmış olan FETÖ'nün oluşturduğu tehdidin büyüklüğünü ve ciddiyetini farkında. Ama her şey o kadar içiçe geçmiş durumda ki FETÖ'nün nerede bittiğini, AKP'nin nerede başladığını saptamak çok güç.

Tehdidin büyüklüğü karşısında bir müdahalenin zorunlu olduğunu görenler, yine de nerelere kadar sıçradığının saptanması güç olan ura, bünyeye zarar vermeden ulaşamayacakları korkusuyla, dokunmayı göze alamıyorlar.

Dinci “cemaat”in devlete sızarak , laik Cumhuriyeti ve hukuk devletini ortadan kaldırarak, yalnızca kendine biat eden bir yapıyı oluşturması demek olan FETÖ ile yine aynı dokuda olan bir iktidarın mücadele edebilmesini nasıl bekleyebilirsiniz ki?

Meşruiyetini laik Cumhuriyet karşıtlığında arayan, okullarda cihat çağrısı yapanlar FETÖ ile mücadele edemezler, olsa olsa mevcut somut tehlikeyi soyutlaştırarak, efsaneleştirirler ve bu yöntemle yeni FETÖ cüler veya METÖ cüler yetiştirirler.


Devletin cemaatlerin faaliyetlerini denetlemesinden korkan, özgürlükleri yalnızca tarikat ve cemaatlerin sınırsız özgürlüğüne indirgeyenler, tabii ki isteleseler bile FETÖ ile mücadele edemezler.

FETÖ ve benzerleri ile mücadele etmek, ancak siyasetin tabanını laikleştirmekle mümkündür. Başka türlüsü olamaz.

Osmanlı bunu başaramadığı için yakasını dinbazların elinden kurtaramadı. Cumhuriyet bunu başardığı sürece dinbazlar iktidarını önledi. Yoldan sapınca, urun devlet bünyesini sarmasını engelleyemedi.

Bunları kullandıklarını sanan politikacılar ve kuruluşları, aslında kendilerinin kullanıldıklarını zamanı geldiğinde içine sümkürülmüş kağıt mendil misali buruşturulup atılacaklarını göremedi, bu noktada yapılan uyarıları da dinlemediler.

Şimdi gerçeğin saatinin gelip çaldığı andayız.

Bu anda, tarikatlar ve cemaatler koalisyonu olanların , FETÖ ile mücadelelerine bel bağlamak beyhudedir.

Çünkü OHAL bir yıl da, bin yıl da sürse, onlar yapıları gereği FETÖ'lerle mücadele edemezler.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR