Hakan Kara: Ayrı Dünyalar

İddianamenin çökmesine rağmen, yargı aklanamadı:

Terör örgütlerine yardımla suçlanan Cumhuriyet mensuplarından, tutuklu olan 7 kişi tahliye edildi, 5 sanık hapiste kaldı.

Ben tahliye edilenlerle edilmeyenler arasında, gerek suçlamalar gerekse savunmalar açısından pek bir fark göremedim...

Hatta tam tersine Cumhuriyet gazetesine mensubiyet ve gazetenin eylem ve söylemlerinden sorumlu tutulma açısından, gazeteye yazar olarak beş ay önce gelmiş ve Yayın Danışmanı olarak da sadece bir ay önce atanmış olan Kadri Gürsel’in tutukluluk halinin niçin devam ettiğini anlayamadım!


Bugün, hapiste kalması hayati bir tehlike oluşturduğu için tahliye edilmesini zorunlu gördüğüm ve nihayet 6 arkadaşı ile birlikte salıverilen, açık kalp ameliyatı ve ameliyat sonrası ciddi bir enfeksiyon geçirmiş olan Hakan Kara’nın savunmasında dikkatimi çeken bir “Ayrı dünyaların çatışması” olayını yazmak istiyorum...

Hakan Kara, savunmasının başında, kendi kültürel dünyası ile FETÖ’yü karşılaştırıyor ve aralarındaki çelişkilere dikkat çekiyor:

“Bu iddianamede FETÖ’cülükle suçlanıyorum.

Oysa ideolojik olarak FETÖ ile hiçbir yakınlığım yok. Siyasi olarak zıt kutuplardayız.

Diğer yandan dünya görüşüm, yaşam biçimim, inançlarım nedeniyle FETÖ’cü olmam mümkün değil.”

Daha sonra, sahip olduğu kültürel değerler açısından “farklı dünyaları” irdeliyor.

Ben aşağıda sadece üç örnek alıntıladım.


“Ben hayatım boyunca derslerimde, konferanslarımda, yazılarımda bilimin önemini anlatmaya çalıştım. Evrim kuramını savundum.

Oysa burada FETÖ propagandası yapmakla suçlanıyorum. O zaman şunu sormam gerekiyor:

FETÖ evrim kuramını mı savunuyor

Ben Kadın hareketinin her zaman destekçisi oldum. Yani bana sorarsanız kadınlar, Feministler ne deseler haklılar:

Peki, FETÖ Feminist mi?

Cumhuriyet Gazetesi’nin kurucusu Yunus Nadi klasik Batı müziğine önem verirdi. Gazeteyi kurumsallaştıran oğlu Nadir Nadi ise klasik müzik eğitimi almıştı. Usta bir kemancıydı.

Yani Cumhuriyet’in genlerinde demokrasi, laiklik, bilim kadar klasik müzik de vardır. Sanat da vardır. Nadir Nadi Mozart hayranıydı. Onun ‘Dostum Mozart’ kitabını 80’lerde keyifle okumuştum. Şöyle diyor kitabında Nadir Nadi:

‘İyi müziğin insanı yüceltici, insanları insanlara, toplumları toplumlara yaklaştırıcı bir etkisi vardır. Atatürk çok sesli evrensel müziği toplumumuza kazandırmak için boşuna çaba harcamadı.

Çünkü evrensel müziğe yabancı kaldıkça, çağdaş uygarlığa ulaşmamız da o ölçüde ertelenecektir.’

Nadir Nadi’nin fikirlerine aynen katılıyorum. Tıpkı Nadir Bey gibi ben de bir Mozart hayranıyım.

Peki, FETÖ Mozart dinler mi?

Ya da Beethoven, Bach, Brahms veya Fazıl Say dinler mi?

Elbette halk müziği ve Türk Sanat Musikisini de keyifle dinlerim. Âşık Veysel’e de âşığım, Dede Efendi’ye de.

Ama bu klasik müziği sevmeye engel değil ki? Çağdaş sanatları öğrenmeye engel değil ki?

Diğer yandan atonal müziği, 12 ton müziğini, raslamsal müziği, dijital müziği de anlamaya, öğrenmeye çalışıyorum.

Dinlediğinizde insanın zihninde görüntüler yaratmayı başaran Akusmatik müziği inceliyorum.

FETÖ’nün çağdaş sanat akımlarını izlemek gibi bir kaygısı var mı?”


Hakan Kara’nın savunması, hem hakkındaki iddiaları çürüten, hem de kültür ve bilişim dersleri veren bir metin.

Kültür konusunda yukarıda alıntıladığım üç örnek dışında çok ayrıntılı başka değerlendirmeler de var...

Bu değerlendirmeler, bu davanın aslında, “Sanat, Edebiyat Ve Özgürlükleri İçinde Barındıran Demokratik Bir Dünya” ile, “Tek Düze Bir Kültür Dayatan Baskıcı Monistik Otoriter Bir Dünya” arasındaki mücadeleyi belirleyen “Ayrı dünyalar çatışması” gibi göründüğünü vurgulaması bakımından bana ilginç geldi.

Hakan Kara’nın savunması, tümünün okunması ve saklanması gereken bir tarihsel belge.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR