Karanlığın Şiiri

Kaldı mı göğün o enfes mavisi…

Görebiliyor musun daldaki taze, masum yeşili…

Nerede çocukların o coşkun, tatlı sesi…

Aldılar;

Tüm güzellikleri…

Yok ettiler;

Yüzlerdeki bütün sıcak gülümsemeleri…


Tadı tuzu kalmazken yaşamanın,

Biraz daha değerleniyor, haksızın olmayan hakkı…

Yürekler sessiz,

Vicdan bir o kadar dilsiz…

Kalmamışken adalet,

Çoğalan tek şey,

Sefalet.


Faydası olmuyor hiçbir doğru sözün…

Düşlerdeki tek şey;

Para…

Şan…

Şöhret…

Ün…

Unuttuktan sonra “iyi”yi ve “güzel”i,

Yükseliyor, cahilin o katlanılmaz sesi…


Başkasının kederi, oluyorken diğerinin sevinci,

Terk edip bırakası geliyor insanın, canından çok sevdiği memleketini.

Herkes birbirine düşman…

Herkes birbirine kindar…

Kaskatı olmuş, donuyor insanlık;

Anbean…


Şarkılar ritmini kaybediyor…

Şiir karanlıkları anlatmak zorunda kalıyor…

Sahnede kötülük canlandırılıyor…

Duvardaki tablolar sevgisizliği anlatıyor…

Kalemlerden kan dökülüyor…

Aşk bir türlü dile gelmiyor…

İnsan,

Giderek yitiyor…


Koca sinek en hızlı manevrasıyla dönüyorken,

Kaos giderek büyüyorken,

Kimsenin kimseye tahammülü kalmamışken,

Boyalar olabilecek en uyumsuz tonlarda karışıyorken,

Çirkinlik ulaşabileceği en tepe yere yükseliyor…

Sinek,

Her yeri bulandırmaya devam ediyor…


Havanın rengi son derece boğucu…

Güneş sırtını çoktan dönmüş…

Evlerin direkleri birer birer çatırdıyor…

Ağaçlar kökten “elveda” diyor…

Deniz her şeyi içine almak için, çılgınca kabarıyor…

İşte;

“Karanlığın şiiri” böyle yazılıyor…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR