Dar Kafalılar

Özümüzde var olan yeteneklerimizi gerçekleştirebilmek için geniş ve rahat alanlara ihtiyacımız var. Bu, aslında canlı ya da cansız olsun her şey için geçerli… Özgürce hareket edebilmenin, bağımsızca davranabilmenin ve ufku kısıtlılıklardan kurtarabilmenin yolu, bir sonraki sahanın, bir öncekinden daha büyük olmasından geçiyor.

Onun içindir ki;

Saksıdaki üç günlük çiçek, altı ay sonra çok daha büyük bir saksıya ve yenilenmiş toprağa kavuşmak istiyor…

Japon balıkları, küçük fanuslarda birtakım sağlık problemleri yaşadıkları için, daha büyük akvaryumlara gereksinim duyuyorlar…

Kafesi kendine küçük gelen kuş, havada daha iyi manevralar yapma hayaliyle, çok daha geniş bir kafesi arzuluyor… Azıcık şansı varsa da, tüm kafeslerden kurtulup, tam anlamıyla özgürlüğüne kavuşabiliyor…

Ana rahmindeki yeri artık sıkıcılaşmış bebek, bağımsızca nefes almak için dışarıya çıkmanın fırsatını kolluyor…

Otomobiller geniş yollarda hem daha iyi performans sergiliyor, hem de kaza riskleri dar yollara oranla azalıyor…


Demek ki gelişmek ve daha iyi olmak için, şartların ve imkânların kısıtlayıcı değil, özgürlükçü ve destekleyici olması gerekiyor. Ancak bu şekilde, varlıklar ellerindeki makaraları ileriye doğru sarabiliyorlar. Aksi takdirde, iplerin ayaklara dolanması kaçınılmaz bir hal alıyor ve adımlar ileriye değil, geriye doğru atılıyor.

Aynı mantık ülkeler, milletler ve toplumlar için de hiç şaşmaz bir biçimde işliyor. Bir ülkedeki kurallar, yasalar, yasaklar, olanaklar kişilerin ayaklarına prangaları geçiriyorsa, daha iyi olmak, adeta ütopik bir gerçeğe dönüşüyor. Hele ki sistemin sıkıcılığına bir de çoğu bireyin dar kafalılığı eklenince, işler iyice içinden çıkılmaz bir hale geliyor.

Olması gerekenlerin yerini, en olmazlar alıyor…

Kafası çalışanlar aptal muamelesi görüyorken, cahillere sınırsız güven gösteriliyor…

Yetenekliler imkânsızlıklar içinde kendilerini gerçekleştirmek için olağanüstü çaba harcıyorlarken, yeteneksizlere birçok şey altın tepside sunuluyor…

Otomobillerdeki şoför koltuğunda en akılsız oturduğu için, yolda kaza olacağı çok önceden tahmin edilebiliyor…

Yüzeyselliğin ve bayağılığın tüm ceremesini çeken, bizim dar kafalılar değil de, yine en günahsızlar oluyor…

Duvarların darlığı öylesine boğuyor ki, değiştirilemez bilimsel gerçekler bile yönünü şaşırabiliyor… Öyle ki, bizim yuvarlak Dünya, bir bakmışsın düzleşiveriyor…


İşte bu yüzden;

Evimiz giderek küçülüyor…

Kafeslerimizdeki kuşlar, değil havada manevra yapmak, tek bir kanadını bile oynatamaz hale geliyor…

Çiçeklerimiz minicik saksılarındaki, o eskimiş topraklarında öylece solmayı bekliyor…

Fanuslarında çaresizce bir o yana bir bu yana yüzen balıklarımız, kronikleşen hastalıklara yakalanıyor…

Ana rahminden çıkan bebek, çıktığına bin pişman oluyor…

Ve maalesef;

Dar kafalılar her geçen gün artıp, iyi olan her şeyi aşağıya doğru çekerken, yükseklere çıkmak yalnızca hayallerde kalıyor…

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR