Bırakın Renkler Karışsın!...

Beyaz saflığın rengidir… Bakıldığında temizliği hissettirir…

Siyah gücü temsil eder… Göze geldiğinde tutkuyu çağrıştırır…

Siyahla beyaz karışırsa ortaya gri bir renk çıkar. Beyazın masumane saflığıyla, siyahın gücü ve tutkusu birleştiğinde alçakgönüllülük meydana gelir. Gri, dengenin rengidir…


Mavi özgürlüğün tonudur… Gökyüzü, denizler ve okyanuslar mavidir… Sahil kıyısında durup denizi seyre daldığında, sonsuzluk dolar içine… Ya da çevirdiğinde kafanı gökyüzüne, sınırsızlığı hissedersin yüreğinin ta en derininde…

Sarı neşeyi çağırır… Zekânın ve inceliğin yansımasıdır… Güneşin içindeki en sıcak lekedir… Isıtır insanı…

Maviyle sarı karışırsa yeşil olur. Bir yanda özgürlük, öteki yanda neşe olunca huzur gelir bir anda, dört bir yana. Yeşil, doğanın sesidir…


Mor itibarı anımsatır… Asaleti anlatır… Renklerin lüks olanlarındandır… En dinamik renk olan kırmızıyla, özgürlüğün diğer adı olan mavinin karışımıdır…

Turuncu, otoriteye işaret eder… Canlılığıyla, verimliliğin tonudur… Sarıyla, kırmızının birbirlerine besledikleri sevgiden doğar…

Morla turuncu karışırsa kahverengi olur. Toprağın rengidir, kahverengi. Verimliliğin ve asaletin en muazzam sonucudur. Doğallığın şarkısıdır…


Demek ki doğadaki birbirinden farklı iki ya da daha fazla ton birbiriyle karışarak, çok daha farklı niteliğe sahip bir başka tonu oluşturuyorlar. Böylece çeşitlilik meydana geliyor ve keyiflilik dediğimiz kavram gün yüzüne çıkıyor. Hayat, daha coşkulu ve sevecen bir şekil alıyor.

Düşünsenize;

Eğer bunun tam tersi olsaydı, nasıl olurdu?

Her yerin simsiyah olduğunu düşünmeye yüreğiniz dayanır mıydı?

Ya kafanızı çevirdiğiniz her yön, bembeyaz olsaydı?... Nerede olduğunuzu nasıl anlayacaktınız?

Her bir yanın kırmızının ateşiyle cayır cayır yandığını hayal edebiliyor musunuz?

Denizlerin o derin mavisiyle dört bir yandan boğulsaydık, nefesimiz buna kaç gün yetebilirdi?


Aynı tonda olmak ne kadar da öldürücü olurmuş meğerse… Hep aynı ip üzerinde yürümek, diriyken cehennemi yaşamakla birmiş demek ki… Tıpatıplık nefes alamamakmış bir yerde…

O halde;

Nasıl ki renkler birbirleriyle karışarak aynılığa meydan okumuşlarsa, insanoğlu da hayallerini ve planlarını standartlıktan kurtarmak zorundaymış…

Hedeflerin ve ideallerin tekdüzelikten çıkarılması, neşenin ve özgürlüğün yegâne koşullarındanmış…

Dillerde dolanan ıslıkların farklılaşması, sınırsızlığın ilk habercisiymiş…

Doğan her yeni bebeğe, aynı donun daha yolun en başında biçilmemesi, gelişimin ve değişimin en vazgeçilmez önceliğindenmiş…

İşte bu yüzden;

Bırakın, renkler karışsın!...

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR