Bİ’ŞÖYLE… Bİ’BÖYLE…

Çok heyecanlıyım. Uzun zamandır gerçekleşmesini beklediğim bir an bu.
Daha önce de yazdım.
Daha önce de söyledim. Çok konuştum. Az sustum.
Bu diğerlerinden farklı. Çok başka.

Kalplerin aynı hızla ve aynı şiddette çarptığı bir sokak düşleyin.
Bir mahalle. Ne bileyim belki de bir apartman.
Tek telaşı var, hayata yetişmek.
Tek düşü var, daha iyi bir dünya.
Tek amacı var, masmavi bir gökyüzü.
Ancak bir o kadar farkında, hiç öyle kolay değil dikensiz bir zaman.
Hiç mümkün değil fırtınasız bu yaşam.
Tam sakin bir liman bulup sığınmışken, savruluyorlar bir ordan bir oraya.
Batıdan doğuya.

Bi’ şöyle…Bi’ böyle!

Kimi zaman satırlarla mısralar buluşacaklar.
Kimi mısralar, satırlarla anlaşamayıp kavga edecekler.
Bazen elele tutuşup yürüyecekler.
Birlikte uyuyup, ayrı uyanacaklar.
Bir darılıp, bir barışıp ayrı zamanlardan size seslenecekler.

Dedim ya : bi’ şöyle, bi’ böyle…

Dünya gibi. İki sevgili gibi. Terazinin dengeyi bulmak isteyip hep şaşırdığı gibi.
Çift yumurta ikizleri gibi. Siyahla beyaz gibi. Geceyle gündüz gibi.
Annenin tam sarılacakken, sözünü dinlemediği için, evladına küstüğü
sabahlar gibi. Cesaretle korku gibi. Gülmekle ağlamak gibi. Kahkahayla hıçkırmak gibi.
Nefretle aşk gibi. Düşmanla dost gibi.

Dedim ya : bi’ şöyle, bi’ böyle…

Melekle şeytan gibi. Güneşle yağmur gibi. Kışla yaz gibi.
Çok iyiye yorduğun bir düşün ardından birdenbire çamura battığın o an gibi.
Gürültüyle sessizlik gibi. Karanlıkla aydınlık gibi.
Öpüşürken suratının tam ortasına yediğin, canına kasteden, o kıpkırmızı tokat gibi.
Dünle yarın gibi. Uzakla yakın gibi.

Dedim ya : bi’ şöyle, bi’ böyle.

Herkes gibi.

Sen gibi. Ben gibi.