YAMALI YORGAN

Karşı olmadığında anlayamazsın ne demek istediklerimi. Boşuna yorma beni.
Birbirimizi tanımak için gösterdiğimiz çabanın önüne geçen tek şey, birbirimize
karşı durmaktır.

Anlama beni. Tanıma. Bilme.

Öğrenmeye ve keşfetmeye çalış, her gün yenilen. Yeniden öğrenmenin keyfini
çıkar. Sakın anlama. Ben seni anlayamadığımda öğreniyorum ve ezberliyorum tüm
gerçeklerini.

O gerçekler ki, yerinde hiç durmasın, hep değişsin. Yoksa biz ayrılırız inan
ya da başından söyleyeyim ben sıkılır giderim. Kaçarım ben öyle hep bildik
bilindik konulardan.

Gel bak biz buna aşk demeyelim. Yamalı bir yorgan olsun bizimki.

Yanımızdan geçenler samimi ve doğal bulsunlar yeter. Ancak güzel kokalım.
Havalanalım. Uçalım. Karışalım. Pamuğun sentetikle buluşmadığı, yorgan iğnesinin
aramıza hiç batmadığı bir yuvada yaşayalım.

Bi’ ucunda senin bi’ ucunda benim olduğum, yamalı gök mavisi bir yorgan.

Haklısın takıntılarım var. Kolay biri de sayılmam. Çok haklısın bazen iç yolculuğumdan
çok fazla da konuşmam. Konuşamam. Sana bahsedeceklerim özel ve senle kalsın
istiyorum.

Yoksa her günün bir aksini sana yaşatmak seni sevmekle özdeş değil. Ben senle
bu hikâyeler sonrasında sevişmek istemiyorum. Niçin bütün günün acısını senden
çıkarayım ki? Hem bu yorganın altında bugün telefonda asabımı bozan kendini
bilmez o kişinin ne işi var?

Nasıl geçti günün dediğinde, aldığın yanıtın aynı olmasından da rahatsız olma.
Çünkü ben sana hiçbir zaman yaşatmayacağım işimin, gücümün her anki doğurganlığını.

En güzeli yarınki havadan konuşmak… Bana dolapta otlu peynirin bittiğini
söylemen. Patti Smith’in çoluk çocuğunun elli altıncı sayfasında, öyle bir
geçer zaman ki denilen ama hiç geçmeyen Osman’ın hıçkırıklarına birlikte karışmak.
Ertesi sabah bana kızman için yine o en sevmediğin kravatı takmak. Senin bunu
hala anlamaya çabalaman. Benimse onu sen hiç anlamasan da rengini taba ayakkabıma
çok yakıştırmam!

Düzenine uymadığımız bu dünyanın asgari geçim kurallarını ezberlediğimizde
iş işten geçti demiştin ya. Ben sana bu konuda da hiç katılmıyorum. İş işten
geçmedi senin için geçti. Ben her kıvrımını dokuduğum bu yaşamın çapaklarını
çoktan temizledim. Önüme yeniden çıkanlara ve avucuma batanlarda elim kanasa
da artık acımıyor. Hayat beni acıtmıyor.

Yaşarken nasıl mutlu kalacağımı, bundan sonrasını ve her günümü yeni baştan
yazacağımı, yaratacağımı iyi biliyorum. Neden mi sadece kendim için konuşuyorum?

Sana bağlı olarak yaşamayı, sensiz kalabileceğim zamanlardaki öksüzlüğüm için
reddediyorum. Bunu daha önce de konuşmuştuk. Aynı şey senin için de geçerli!
Eğer istemiyorsan yamalı bir yorganla yaşamayı vakit hala varken sen sentetik
olanları seç… Ben ters yüz eder, söküğüne bir düğme koyar kullanırım onu
yeni baştan.

Hem yenisiyle başa çıkabilmek eskileri hep güzel anmakla geçiyor.

Haklısın sen beni hiç anlamadın. Ama üzülme, aynı dili konuşsak da belki ben
sana kendimi anlatamadım. Anlama! Yorulma!

Bizi sev ama bize hesap sorma!