AKRABA EVLİLİKLERİ

Ülkemizde  her beş evlilikten birini (bazı bölgelerde  3 evlilikden birini)
akraba evliliği oluşturmaktadır. Amerika ve Avrupa’da akraba evlilikleri oranı
% 1-2 düzeyinde iken, Arap ülkeleri, Mısır, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde
bu oran % 20-40 civarındadır.

Akraba evliliklerinde en önemli  sorun anne ve babanın genlerinde taşıdıkları
hastalıkların çocuklara aktarılmasıdır. Bu evliliklerde çiftler aynı soydan
geldikleri için anne babanın aynı bozuk geni taşıma ihtimali yüksek oluyor
ve çocuğun hasta doğma ihtimali de artıyor.

Akaraba evlilikleri sonucunda  ölü ya da sakat doğumlar,çocuklarda zeka geriliği,
kalp, şeker, kan hastalıkları yada Fenilketonüri (pku), Hurler sendromu (Mps)
gibi kalıtsal metabolizma hastalıklar görülmektedir.

Birkaç yıl önce Fenilketonürili çocuklar için tıbbi amaçlı besinlerin, Avrupanın
birçok ülkesinden distribütörlüğünü alan bir firmada çalışıyordum.

Türkiye,  Fenilketonüri hastalığının en sık görüldüğü ülkelerden biridir.
Bu hastalık Amerika ve Avrupa’da yeni doğan bebekler arasında 10 bin ila 30
binde 1 görülürken, ülkemizde her 3 bin çocuktan biri fenilketonürilidir.

Fenilketonüri (PKU) hastalığı; Kalıtsal metabolik bir hastalıktır.Bu hastalıkla
doğan çocuklar proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli amino asidi sindiremiyorlar.Sindirilemeyen
fenilalanin kanda ve diğer vücut sıvılarında birikerek, gelişmekte olan beyni
harap ediyor ve zeka özürlü olmasına neden oluyor.

Bu bebeklerin ilk 3 ayda sağlıklı bebeklerden bir farkı olmuyor, 6. aydan
sonra normal gelişimi izlemediği farkediliyor. Otistik davranışlar,aşırı hareketlilik
ve saldırganlık görülüyor. Oturamıyor, yürüyemiyor, konuşmakta güçlük çekiyor
ve ilk ayda tedavi başlamadığı için 6.ayda beyin zarar gördüğünden artık çok
geç kalınmış oluyor.

Oysa ki hastalığın teşhisi için yeni doğan bebekten topuk kanı alınıp incelenmesi
yeterli. Ne yazık ki ailelerin daha çok bilgisizliğe bağlı ihmali yüzünden
ülkemizde birçok PKU hastası geç teşhis nedeniyle sağlıklı bir yaşam sürdüremiyor.Ancak
son birkaç yıldır fenilketonüri tarama testi yapılması zorunlu hale getirilmiştir.

Diğer bir sorun ise; Hastalığın ilaç tedavisi olmaması. Bu hastalıkla doğan
bebekler yaşam boyu diyet yapmak zorundalar. Et, balık, makarna, ekmek, süt,
kek, çikolata, şeker, bisküvi hemen hemen herşey yasak.Sadece sebze ve meyve
yiyebilirler ama sınırlı miktarda.

Bu hastalara özel un , süt, makarna, çikolata, şeker üretilmesi gerekiyor.
Ancak bu üretim Türkiye’de yok. Sadece bir firma bu özel ürünleri yurtdışından
getirip satıyor. Ve ne yazık ki herkes alamıyor, çünkü ürünler pahalı ve SGK tarafından
da karşılanmıyor.

Bazen de ürünler Türkiye’de gümrüğe takılıyor, analize giriyor, bekletiliyor 
ve son kullanma tarihleri geçmiş oluyor. Hem firma zarar görüyor hem de zavallı
çocuklar  aylardır hevesle beklediği çikolata, şekerden mahrum kalıyorlar.

Çalıştığım bu ortamda,hergün farklı bir olayla karşılaşıyordum. Bir gün okulda
arkadaşlarının yediği hiçbirşeyi yiyemediği için üzülüp ağlayan bir çocuğu
,ertesi gün kaçamak yapıp yediği bir çikolata yüzünden komaya giren bir çocuğu
yada içtiği sütün tadını hiç unutamadığını söyleyen çocuklar gördüm. Ama parası
olmadığı için özel ürünleri alamayan ailelerin yüzündeki pişmanlığı ve vicdan
azabını görmek, en acısıydı.

Sadece bu kadar değil: Zeka özürlü çocuğunu terkeden anne-babalar, parası
olup da bu ürünleri almayan ihmalkar aileler gördüm. Çocuğa özel ilgi göstermeyi
reddedip, kaderi buymuş diye ömür boyu tekerlekli sandalyeye ve eve hapseden
aileler tanıdım. Hastalıklı 4 kız çocuk doğurduktan sonra erkek çocuk istiyorum
diye hala hastalıklı hamileliklere devam eden cahil anne-babalar da vardı.

Akraba evlilikleri bugün ülkemizde özellikle doğu ve güneydoğuda büyük bir
sorun.Dini,kültürel yada ekonomik nedenlerle yapılan akraba evliliklerinin
cezasını çocuklar çekmektedir. Çözüm ise eğitimden geçmekte.İlkokuldan başlayarak 
eğitim programlarına bu ve benzer konular dahil edilmeli, akraba evliliği
sonucu yaşanacak sıkıntılar hakkında insanlar bilgilendirilmelidir.

Ayrıca günümüzde bazı hastalıkların teşhisi anne karnındayken yapılabilmektedir.
Bu konuda da insanlar bilinçlendirilmeli ve erken teşhis uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.