İYİNİN İYİSİNİ İSTİYORUZ

İster aptal deyin, ister iyimser, ben politikanın kişisel değil ilkesel olması
gerektiğini savunurum. Üstelik, Türkiye’nin savrulduğu uçurum kenarında, demokrasi uğruna politikanın salt ilkesel değil, kişisel her türlü istemden arınmış bir fedakarlık gerektirdiğini düşünüyorum. Hele haber almak, vermek hakkımızın kısıtlandığı, gazetecilerin tutuklandığı, halkın telefonda bile konuşmaktan çekindiği, internetin sansürlendiği ve özgürlüklerimizin giderek daraldığı günlerde… Bir sosyal demokrat olarak, CHP’nin içindeki kişisel çıkar hesaplarını ortaya koyan aşağıdaki mektubu yayınlamakta epeyce tereddüt ettim.

Ama bugünlere de mutlak kötülüğe karşı “ehveni şer”i seçe, “idare-i maslahat” ede, “kol kırılır yeni içinde kalır” diye, özetle ilkelerden taviz vere vere gelmedik mi, epeyce?

CHP’nin tepesine kazık çakan Deniz Baykal, Önder Sav ve yaşlılar heyeti bir
“politbüro”dan kurtulmasını, benzeri kazıkları Gürsel Tekin ve saz heyeti çaksın diye istemedik, herhalde!

***

Dolayısıyla yazan gencin kişisel hiç bir beklentisi olmadığını zaten gösteren
ve içeriğini doğrulayıp epeyce özetlediğim mektubunu yayınlamaya karar verdim:

“GÜRSEL GÜNDEM Mİ?

Gerçek Gündem, CHP haberleriyle öne çıkan bir internet sitesi. CHP’nin örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in de bir süre köşe yazıları yazdığı sitenin yönetmeni Barış Yarkadaş, zaten Tekin’in yakın adamı olarak biliniyor.

CHP’nin iki numaralı otoritesi Gürsel Tekin’in gözüne girmek isteyen milletvekili aday adayları, halen Gerçek Gündem sitesine ilan vermek için yarışıyorlar. Siteye girdiğinizde, haberlerin sağından solundan aday adaylarının reklamları fışkırıyor. Yani Halk TV gelir yokluğundan çalışanlarının işine son verirken, Gerçek Gündem’de işler tıkırında. Ama sitenin Gürsel Tekin’ci yönetmeni, nedense Silivri mağdurları Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’a ateş püskürüyor.

Barış Yarkadaş, 27 Şubat 2011 tarihli köşe yazısında : “Tuncay Özkan, hayatının hiç bir döneminde CHP’ne destek vermedi. Özkan ve siyaset denildiğinde, akla hemen ANAP ve Mesut Yılmaz gelir. Özkan, her zaman sağcı siyasetçilerin yanında durmayı tercih etti…” ithamında bulunuyor. Oysa daha birkaç gün önce CHP Rize İl Başkanı Mehmet Hikmet Aslankaya, hem de açıkça: “Benim Rize adayım Mesut Yılmaz”, dediği zaman, aynı kişinin sesi soluğu çıkmıyor. Hatta Gürsel Tekin’in ANAP ve DP’li eski il başkanlarını Yeni CHP’ne katma girişiminde bulunduğunda, hararetle alkışlıyor!

Bu Yarkadaş, yönettiği sitede zaman zaman “Merkez sağdan CHP’ye büyük transfer” başlığı altında müjdeler de veriyor. Mustafa Balbay’ın adaylığını da Tuncay Özkan’ınki kadar istemiyor. Ve 25 Şubat 2011 tarihli makalesinde, “Biz bu köşede, Balbay ile Özkan’ın CHP’den kesinlikle ve kesinlikle aday gösterilmemesi gerektiğini yazmış, düşüncelerimizi de açıklıkla ifade etmiştik. (…) Ne zaman ki Balbay’ın günlükleri ortaya çıktı, Cumhuriyet’in tirajı da hızla düşmeye başladı. Zira, 12 Eylül faşist rejiminin gadrine uğramış olan Atatürkçüler, Kemalistler, sosyal demokratlar ve solcular, günlükleri okuduktan sonra gazeteyle olan bağlarını tamamen kopardı…” hükmüne varıyor.

Gerçek Gündem sitesi, okurlar arasında “Ergenekon sanıkları CHP’den aday olsun mu?” ya da kurultay öncesi “Blok Liste mi, Çarşaf Liste mi?” soruları yönelten anketler de yapıyor. Ancak anket sonuçları “manipüle” izlenimi uyandırıyor. Çünkü ikinci örnekte, politika ile az çok ilgilenen herkesin bildiği gibi, taban her zaman daha demokratik çarşaf liste taraftarıyken, hayret, anket sonucu blok liste çıkıyor!

Oysa ki CHP tabanının Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’a ciddi anlamda sempati beslediği, Barış Yarkadaş’ın yazı ve haberlerine yapılan okur protestolarından besbelli.

Türkiye’de birileri Öcalan’a ev hapsi talep edebiliyorken, CHP’li geçinen
bir gazetecinin Balbay ve Özkan gibi iki meslektaşına bu kadar açıktan saldırması CHP’li bir genç olarak beni rahatsız ediyor.

ENGİN BALIM

CHP Çankaya Üyesi”

***

Y.N. Merkez sağa eğile büküle göz kırpan bir CHP’nin, alanda en çalışkan üyesi Haluk Koç’a vermediği önem ve nüfusun yarısına verdiği cılız kadın oranı da beni çok rahatsız ediyor!

“Halkların suskunluğu, kralların dersidir.”
BEAUVAİS

«G» NOKTASI

1980 darbesinden iki yıl sonra hakkında tutuklama kararı çıkan Ali Sirmen 26 Şubat 1982 günü, Selimiye Kışlası’na teslim olmaya gidecektir. Cumhuriyet Başyazarı Nadir Nadi, “Seni hapisaneye ben götüreyim,” der. Nadi’nin arabasıyla yola çıkılır.

Selimiye Kışlası’nın kapısına geldiklerinde, nöbetçi yol keser: “Kimsin, niye geldin?”

Arabanın sahibi konuşur: “Ben Nadir Nadi, komutanı görmeye geldim!”

Nöbetçi koşarak komutanın yanına gider, bir süre sonra koşarak arabaya döner: “Komutanım soruyor: Hangi nedenle geldiniz?”

Nadir Nadi: “Ali Sirmen’i teslim etmeye geldim!”

Nöbetçi asker yine koşarak komutanın yanına gider, bir süre sonra koşarak arabaya döner: “Komutanım Ali Sirmen buyursun, der. Sizi de başka sefere bekleriz!”

Askeri seferlerden sivil seferlere, Türkiye’de dürüst gazeteciler için zulüm adres değiştirdi, ama katsayısını arttırdı, sevgili okurlar.