SUÇ KELEK, VİCDAN GÜNAHKAR

Japonya’daki deprem ve tsunami, sadece insan malı ve canına okuyup, nükleer santral çökertmedi. Sel suları bir kurt, bir tilki ve bir eşeği önüne katıp, ana vatanları Japonya açıklarında, haritada görünmeyen sayısız adacıklardan birine atıverdi!

Birbirinin tabiatına aykırı hayvancıklar, in cin top oynayan küçücük kara
parçasında burun buruna gelince, hayli irkildiler. Bir süre sonra çaresiz,
ötekine tahammül ve dayanışmaya karar verdiler. Ada ıssız, ada kayalık. Ne
eşek için bir dal ot var ortada, ne tilkiyle kurdun dişlerine düşecek bir av.

Afetzedeler bir durum değerlendirmesine toplandılar. Kendilerini adaya atan
tsunaminin, nükleer santralleri de patlattığını bilmediklerinden, Japonların
bir ara onları da düşüneceğine ve kurtarmaya geleceğine emindiler. Ancak, kurtarma ekibi gelene kadar hayatta kalmaları gerekiyordu. Hayatta kalmak için de açlıktan ölmemeleri.

***

Zaten hayvanlıklarında bile Japonluk var, aralarından birinin öteki ikisine,
yani kendisini topluluk çıkarlarına feda etmesi gerektiğinde anlaştılar. Kaldı,
hangi birimin bütüne kurban edileceğini, kısaca kimin yenileceğini kararlaştırmak. İyi de karar neye göre alınacak, hangisi hangi ölçüte göre ham yapılacak?

Eşek, koca kafasını öne arkaya sallaya eşek gibi beklerken, tilki çekti kurdu
bir kenara. “Herhalde eşek bizi yiyecek değil,” dedi. Kurt, çoktan hemfikir
de işi kitabına uydurmaktan yana. Tilkiyle baş başa verip, bir kumpas kurdular. Eşeğe, “Hepimiz günah çıkaralım,” dediler. “En günahkar hangimiz isek, onu yesin ötekiler!”

Eşek, eşekçe bir düşündü, eh, kurtla tilkinin yanında herhalde en günahkar
kendisi değil, paçayı kurtarır bu planla. “Tamam,” dedi, hatta “Sen başla bakalım,” buyurdu kurda.

Kurt, içtenlikle döktü malını ortaya: “Filanca sürüye daldım, üç koyun üstüne
çobanı parçaladım, vb. vb…”

Eşek, sevinçle tilkiye döndü, “İşte en günahkar, biz bunu yiyelim!”

Tilki, “Olur mu eşek kardeş,” diye itiraz etti. “Kurdun yaptıklarının hiç
biri günah sayılmaz ki! Onun babadan mesleği bu, genetik naturası! Elbet sürüye dalacak, elbet koyun boğazlayacak, günah değil bunlar.”

Şaşıran eşek, söyleyecek bir şey bulamadı. “Peki sen anlat bakalım,” dedi
tilkiye.

Tilki başladı dökülmeye. “Fişmekan kümese daldım, yirmi tavuk, bir horoz parçaladım, vb. vb…”

Eşek, “Hah, tamam!” dedi kurda, “İşte günahkar, biz bunu yiyelim!”

Kurt, “Aman eşek kardeş, sende hiç mi vicdan yok? Tilkinin baba mesleği bu.
Elbet kümeste katliam yapacak, günah değil ki yaptıkları, Tanrı öyle yaratmış!” demesin mi?

***

Sonra ikisi eşeğe dönüp, “Bir de sen anlat bakalım,” dediler. “Sen ne günahlar
işledin?”

Eşek düşündü, düşündü, gözünü açmış üstüne semer vurulmuş. Ömür boyu yük taşımış, hizmet etmiş, dövülmüş. Anlatacak bir günah bulamadı. “İyi düşün,” diye üsteledi kurtla, tilki. “Sen de yapmışsındır bir şeyler, mutlaka. Kimse masum değildir, bu dünyada.”

Eşek, hatıralarında aradı, taradı, sonunda, “Vallahi,” dedi: “Günah sayılır
mi bilmem, ama sıpaydım, anamın arkasından tarlaların arasında yürürken susadım, bir kavuk keleğine ilişti gözüm, dayanamadım, yedim.”

“İşte günah bu!” diye haykırdı kurt ile tilki, bir ağızdan. “O kelek kavun
olacaktı, köylü kavunu satacak, parasıyla belki de hasta kızına baktıracaktı.
Sen o keleği yiyince satamadı, belki de kızı öldü. Sen kallavi günahkarsın!”

Ve atladılar eşeğin üstüne, başladılar baba mesleğini icraya…

“Tavuskuşunun süsü tüydendir, insanın süsü bilgiden.”
RUS ATASÖZÜ

«G» NOKTASI

Demokratik hukukun psikolojik işkence metodu olarak tanımladığı “tecrit”, Türkiye’de suçu kanıtlanmamış, hiç bir hüküm giymeden ve bazısı yıllardır “tedbir” hapsinde “tecrit hücresi”ne kapatılan Ergenekon tutukluları için fiziki bir işkenceye dönüştü. Bu insanlık ve hukuk dışı tecritle, bazı tutukluların dolaylı yoldan ölüme itildiğini düşünüyorum.

Özellikle Tuncay Özkan’ı ortadan kaldırmaya yönelik polisiye ve siyasal bir konsensüs var, adeta. Tecrit hücresinde çürütmeye kararlı bir kesim. Ve bu kesim, CHP Tuncay Özkan’ı sahiplenmesin diye her melanetin içindeler. Tuncay Özkan, bağımsız aday olacak yalanını yayıyorlar ve Kılıçdaroğlu’nu inandırmaya çalışıyorlar. Hayır! Tuncay Özkan, CHP’den ve İstanbul Kadıköy’den milletvekili adayı olmak istediğini, kızının elinden bir mektupla iletti Kılıçdaroğlu’na. CHP liderinin cevabını, hepimiz bekliyoruz. Demokrasiye ve hukuka sahip çıkan, cesur bir vicdan sesi bekliyoruz!