HER ŞEY BEYİNDE BAŞLAR!

İnsan beynine karşı çocukluğumdan beri tutkulu bir ilgim oldu.Bu derin merakımın
iki boyutu vardı.Beynin gücünü çok önemsiyor ve beynin gizemini merak ediyordum.

Mümin Sekman’ın Herşey Beyinde Başlar* adlı kitabını işte bu tutkulu ilgiyle
okudum ve öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak isterim:

Nasıl çalıştığını bilmediğiniz şeyi kontrol edemezsiniz, kontrol edemediğiniz
şeyi yönetemezsiniz, yönetemediğiniz şeye sahip olamazsınız, sahip olamadığınız
şey ise size sahip olur!

Beynimize cep telefonu gibi davranıyoruz, çok sayıda özelliği olan bir cihaza
sahip olduğumuzu biliyoruz, ama sadece birkaç özelliğini kullanarak yaşıyoruz.Her
seçimin bir bedeli var; nasıl çalıştığını bilmeden sürekli onu çalıştırınca
çoğumuz “beynimizi bozuyoruz” Sürekli onu zorlamanın sonuçlarını yaşıyorsunuz!

Önümüzde iki seçenek var; Ya onu “ profesyonelce çalıştıracağız” ya da kafamızın
içindeki harika cihaz “kendi kafasına göre” takılmaya devam edecek.

Türkiye’de bir kampanya başlatarak 13-19 mart tarihlerini “beyin haftası”
olarak kutluyoruz.Bu haftanın amacı, çok sayıda insanın, insan beyninin nasıl
çalıştığını öğrenmesi ve beynini daha verimli kullanmaya başlamasını sağlamak.
Ayrıca MEB tarafından okullarda “beyin okuryazarlığı” derslerinin konmasını
öneriyoruz. Beynini kullanarak öğrenen çocukların, beyin üzerine birşey okumadan
mezun olması mantıksız bir durumdur.İlkokuldan başlayarak beyin gücü ve çalışma
şekli öğretilmelidir.

Dünyada da beyne verilen önem hızla artıyor.Gelişmiş birçok ülke bir yılı
“beyin yılı” ilan etme yarışında.Türkiye olarak neden biz de böyle birşey yapmayalım?

**Beynimiz sulanır mı, kurur mu?**

Beynin ilginç yanlarından biri %75-80’inin suyla kaplı olmasıdır. Kalanının
% 10’ u yağdan, % 8’i proteinden oluşur.Yediğimiz ve içtiğimiz besinler, beyin
dokumuzdaki bu biyolojik “altyapı” nedeniyle ruh halimizi ve düşüncelerimizi
doğrudan etkiler. Beyin,vücudun %2’si olmasına rağmen vücuda alınan oksijenin
% 20’sini tüketir.Bu yoğun oksijen ihtiyacını gidermek için düzenli olarak
su içmek, doğru ve kaliteli nefes almak önemlidir.Beyin iyon dengesi için günde
1,5-2 litre (8-10 bardak) su içmek gerekir.Beyin susuz kaldığında; stres seviyesi
artar, düşünceler dağılır, dikkat düzeyi düşer yani beynimiz sulanmaz, beynimiz
kurur!

**Beyin bedava ama düşünmek masraflıdır.**

Beyin vücut için masraflı bir organdır.Harcadığımız enerjinin/kalorinin %20’sini
tüketir.David Sousa’ya göre, ne kadar çok düşünürsek o kadar çok kalori harcarız.

**İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar nöron (sinir hücresi) bulunuyor.Bizi akıllı yapan bu nöronların sayısı mı?**

Aklın gelişmişliği; beyin hücrelerinin sayısından çok, beyin hücreleri arasındaki
bağlantıların yoğunluğuna bağladır.Bir insan ne kadar yeni şey öğrenir ve düşünürse,
beynindeki sinir hücreler arasındaki bağlantılar o kadar artıyor.Bağlantılar
arttıkça, insan daha fazla öğrenme ve düşünme kapasitesine ulaşabiliyor.Bu
da akıl ve zekayı keskinleştiriyor.

Dünyanın en zeki insanlarından sayılan Einstein’ın beyni, izni doğrultusunda
ölümünden sonra çıkarılıp incelendi.Ünlü bilimcinin beyninin, fiziksel olarak
ortalama insan beyninden büyük olmak bir yana % 10 daha küçük olduğu görüldü!
Buna karşın beyin hücreleri arasındaki bağlantıların özellikle matematik gibi
sanal işlemlerden sorumlu kısmının çok yoğun ve sıkı ağlarla örülü olduğu tespit
edildi.

Beynimiz hangi bölgesini yoğun kullanırsak, o işlemin yapıldığı beyin bölgesindeki
nöron ağları artmakta, sıkılaşmakta ve çoğalmaktadır.

Beynimizi dev bir bahçe gibi düşünürsek, sık yaptığımız etkinlikler su fiskiyelerini
koyduğumuz yer gibidir.Sulanan bölge yeşerir,Sulanmayan yerler çoraklaşır,
orada cılız fikirler filizlenir! Ayrıca beyin görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler
nöronlarımız arasındaki bağlantıları artık görselleştirilebildiği için, yakın
gelecekte iş görüşmesine ya da kız istemeye gidildiğinde “ beyin fotoğraflarının”
istenmesi muhtemeldir!

İnsan beyni gelişmiş şifreleme sistemi ve 100 milyarlık nöron sayısı nedeniyle
şimdilik ele geçirilemiyorsa da sinirbilimcilerin bu konuda “sinir bozucu”
çalışmaları devam ediyor.Geçtiğimiz yıllarda yapacağımız bir davranışı daha
harekete geçmeden bir saniye kadar önce haber veren bir cihaz geliştirdiler.

ABD Savunma bakanlığının meşhur “zihinsel harp” programı HAARP araştırmaları
kapsamında nöronların içindeki elektriksel faaliyetleri karıştırarak (nöral
devrelerle oynayarak) insanların düşünce ve davranışlarını kilitleyecek psikotronik
silah denemeleri yapılıyor.Geleceğin silahları uzaktan radıo-elektrik dalgaları
yayarak insan beynini kilitleyerek, kullanılamaz hale getirecek.

**Üstün zekalı doğmak bir seçim değildir ama akıllı olmak bir seçimdir!**

Bilinçli bir akıl, kendi elimizde olan en önemli beyin aracıdır. Zekamızı
özel etkinliklerle % 20’ye kadar artırabiliriz ama aklımızı ne kadar istersek
o kadar büyütebiliriz.Aklın gelişme potansiyeli zekadan daha büyüktür.

Beyni bir otomobile benzetelim.Zeka arabanın beygir gücüdür.Akıl, direksiyondaki
şofördür.Bilgi, arabanın üzerinde gittiği yol.Arabamızın modelini ve beygir
gücünü biz seçemiyoruz ama onu nasıl kullanacağımızı biz seçebiliyoruz.Arabanın
beygir gücünü artıramıyoruz ama şoförün sürüş becerisiyle başkalarını geçebiliyoruz.

Dünyayı en zekiler değil, en akıllılar yönetir! İyi ki böyledir.Çünkü zeka
güzellik gibidir, doğuştan eşit dağılmaz! Akıl, zekanın eşitsizliğini kapatır.Zekanın
% 70-80’ni doğuştan gelir, akıl ise % 80’den fazla insan çabasıyla gelişir.Akıl
bir fırsat eşitliğidir.

**Yaşlandıkça beyin hücrelerimiz azalıyorsa, neden büyüdükçe aptallaşmıyoruz?**

“ Yaşlandıkça” hücrelerimizi sayısı azalıyor olsa da, “ yaşadıkça” hücreler
arasındaki bağlantılar artıyor.Nöronlar son derece örgütlüdür.Herhangi bir
nöron 10.000 civarı başka nöronla bağlantı kurabiliyor.(saniyenin yüzde biri
kadar sürede). Nöronlar beynimizde Nazım’ın deyişiyle “ Bir ağaç gibi tek ve
hür, bir orman gibi kardeşçesine”çalışırlar.

Beynimize ilişkin bilgileri, sizlerle paylaşmayı gelecek yazımda da sürdüreceğim.

  • Alfa Yayınları, 2011