FAİZ HELAL, EŞİTLİK HARAM

Dünyanın her yerinde, aşk cinayetlerinin tek bir nedeni vardır : Kıskançlık.
Çoğu kez erkek, bazen de kadın, sevdiğini başkasından kıskandığı için öldürür. Sevgisine karşılık vermeyeni başkasına yar olmasın diye öldürür. Sevip de terkedildiği için öldürür, falan…

Cinayete kadar sürükleyen « kıskançlık » duygusunun, « yalnız benim olacak,
benim kalacak » takıntısından kaynaklandığı düşünülürse ; ezici çoğunluğu erkek canilerin gerçek sorununu cinsel bir özgüven eksikliğine bağlamak ve sözde aşk adına işledikleri cinayetleri de « seks cinayeti » olarak tanımlamak mümkündür. Üstelik böyle bir olasılık, özellikle Türkiye’de istisnai olmaktan çıkacak kadar yaygınlaşan kadına yönelik şiddeti de açıklar.

Özellikle Türkiye diye vurgulamamın nedeni, ülkemizde kadına şiddet ve aşk/seks cinayetlerinin, alınan tüm yasal önlemlere rağmen artışı. Kadına yönelik suç oranı, cezalar sertleştikçe çoğalıyor ve yasaların caydırıcı olamadığını ortaya koyuyor. Böyle bir durum, cinsel kökenli şiddet ve cinayet olgusunun, yasamanın çerçeveleyemediği boyutlarda sosyolojik bir fenomen haline geldiğini gösterir.

Devlet politikasının toplumsal eğilim tarafından aşılması demek olan her sosyolojik fenomenin, elbette birden çok etkeni vardır, ama hepsi de bir topluluğu toplum yapan ortay payda, « sosyal kültür » ürünüdür.

İşte bu kapsamda, Türkiye’de olağanüstü artan kadına yönelik şiddet ve seks
cinayetleri, hangi « sosyal kültür » yaygınlaşmasına denk geliyor, diye sorgulanabilir. Ülkemizde tabanda yaygın sosyal kültürün zaten muhafazakar, tavanda yükselen sosyal kültürün de dindar muhafazakar olduğunu düşününce, ortaya çıkan tablo açıktır : Genelinde tüm dinlerin, ama çağımızda en çok İslami kültürün kadına ilişkin bakışında bir sorun var. Sorun büyük, çünkü insanlığın yarısını kadınlar oluşturuyor.

Sorun büyük, çünkü dindar olsun olmasın, İslami kültür etkisindeki toplumlar, çoğu kez kadının da rızasıyla, ne kadar yüceltir görünürse görünsün kadının erkeğe eşitliğini reddeden, kadını bir erkeklik mülkü ya da malı olarak algılayan erkekçi toplumlar. Erkek çocukların kız çocuklara yeğlenmesinden tutun, « Kadını seviniz, » diye başlayıp ekilip sulanması gereken bir tarla olduğuyla biten dinsel öğütlere kadar pek çok tutum, zaten bu mülk ve mal algısını yansıtıyor.

Tarlaya indirgenen kadın ekilip sulanarak ödüllendirilince, bu « sevgi »nin
karşılığında beklenen ürünü vermeyeni cezalandırmak farz oluyor, tabii. Cezanın da tarifi var : « Görünmeyen yerlerine vurunuz ! »

Üstelik, işe bakınız ki güya « Tanrı ile kul arasına girilmeyen » İslam dininde,
kadının nasıl ekilip sulanacağından nasıl dövüleceğine kadar icazet veren ve
erkeğin kadına muamelesine en ince ayrıntısına kadar karışan « biçerdöver »
ulemadan geçilmiyor. Bunların çoğu da devletin maaşlı imamları!

Kadına şiddete yönelik yasal yaptırımlarda, yargılayanların bile eğitilmesi
gereken, çünkü bazılarının iğfal, tecavüz, dayak ve cinayet suçlusu erkeğe
sözünü ettiğim « kültür » doğrultusunda hafifletici neden aradığı, yasaları
erkek dayanışmasıyla yorumladığı bir ülkede yaşıyoruz.

Yasaların ağırlaştırılmasına rağmen kadına yönelik şiddetin artmasını ve kimi kez yargılayan kafalarda bile yerleşik « şiddet bağışlayıcılığını » önleyemeyen devlet, erkek toplumu kadın dövmesin diye eğitmekle aynı imamları görevlendirince, elbette sonuç alınamaz, zaten de alınmıyor !

Sonuç verecek çözüm, kadın erkek ilişkilerinde dinsel verileri referans olmaktan çıkarmak ve cinsiyet ayrımcılığıyla dinden bağımsız insan hakları temelinde mücadele etmektir.

Çözüm, toplum eğitimini erkeklerin erkeklere vaaz verdiği camilerde değil,
kız ve erkek çocukların aynı sıralarda, yanyana eğitildiği okullarda başlatmaktır. Kadına şiddeti önlemekte gerçek ve kalıcı çözüm, erkeklere hitap eden erkek imamlar değil, çocukları ana okulundan öteye « cinsiyet ayrımcılığı »na karşı eğitecek ve onlarda birbirlerinin hakkına eşit saygı duyarlığı geliştirecek öğretmenlere yatırım yapmaktır.

Vay efendim, kadına şiddeti önlemek uğruna dinden imandan mı çıkacağız, diye nağralanacaklara yanıtım tektir:

Ekonomide dinin gösterdiği yoldan nasıl çıkıp faizi kabul ediyorsanız, eğitimde de öyle çıkıp kadın erkek eşitliğini kabul edersiniz ! Tabii erkek nefsi için kadın dövüp öldürmek, faizin tersine caiz değilse…

"Kadın yüz günah işlese, bir çiçekle bile vurmayınız!"
AVADANAS (Hint masalları)

«G» NOKTASI

Olayın video çekimini, Youtube’da görebilirsiniz: İsrailli sarışın manken Orit Fox, kocaman bir yılanla sarmaş dolaş gösteri yaparken, hayvanı öpüp yalıyor. Öpücüğe bir şey demeyen sürüngen, galiba yalanmaktan pek hoşlanmamış olacak ki bir ara güzel yıldızın epeyce cömert dekoltesinden içeri dalıp göğüslerinden birini ısırıyor. Sonuç: Orit Fox’un küçücük bir ısırık izinden başka zararı yok, ama yılan yıldızı ısırdıktan iki gün sonra « silikon zehirlenmesi »nden sizlere ömür!