İÇ ÇEKMELERİM

I.
açlığımı bastıracak cümleler okumak istiyorum şimdi
bir de beni gizliden gizliye düşündüğünü hissetmek istiyorum her nedense
atıştırmalıklarda kalp gözünü konu alan öykülerden seçtim kırmızı şarapla marine edilmiş.
sen de belki gelirsin diye yarım porsiyon borges söyledim:
hani mektuplaşmamızı başlatan
ama aç kalkarız değil mi sevgilim?
beni bilirsin modern bi’ klasikle asla doymam ! doyamam.

II.
düzenbaz bi’ yosma günlüğüydü sözlerin
seni sensiz bırakmak işime gelmediğinden almadım yanıma
makine ayarı iflah olmaz o hain tavşan gözlerini de artık bıraktım bi’ başkalarına

III.
tam çeyrek kala başladın hayatımda
tam buçuktu terk’ettiğim
tam tamına olan zamanlarda
seni bi’ gram olsun düşünmedim
on kala kavga ettim
her beş geçe süslendin
yirmi varken aldattın
yirmiüç geçe ağlattın
sabahın beşiydi küstüğün
akşamın sekiziydi öttüğün
ama ben seni en çok yirmiyedi geçelerde sevdim
terketmeden önceki o son üç dakika
tüm anların en kaotik lezzetiydin
otuzüç geçelerde ağladın
hep ağladın
evet tam
tam buçuktu terk’ettiğim

Nefes nefese geçen hayatın çıkarsamalarını paylaşmak istedim bu kez. Kısacası iç çekmelerimi yazdım size.
Bazen koca satırlar yazarsınız anlatamazsınız. Bazen yaşadıklarınız karaladığınız o üç mısrayı kıskanır.
Benim iç çekmelerim de böyle işte, taşıp taşıp yolumdan öylesine geçenle apansız karşılaşır.