GAVUR İZMİR, GURUR İZMİR

Hangi etnik kökenden gelirsek gelelim bizler, çoğumuz bilgisizlikten, azımız
da bilmezlikten geldiğimiz için sanırız ki… Yaşadığımız yurdun adı yalnızca
88 yıldır Türkiye olsa da, Hanlıklardan Sultanlıklara, doğduğumuz topraklar
hep bizimdi ve bizim kalacaktır.

Oysa hep bizim değildi ve bizim kalacağı da kesin değildir.

Her karışı er ve ece atalarımızın kanıyla sulandığı için “şimdilik” bizim
olan bu ülke, en babalarını saymak gerekirse Hititlere, Frigyalılara, Perslere,
Keltlere (Galata), Yunanlara, Ermenilere, Romalılara, Gotlara, Bizanslılara
ve daha nicelerine, üstelik çoğuna çok daha uzun sürelerle yurt oldu.

Saltuklu’dan Artuklu’ya, Danişmentli’den Selçukluya, Osmanlı’dan Türkiye’ye,
Anadolu’da Türk devletlerinin toplam geçmişi 900 yılı aşmazken… Düşünün ki salt bizden önceki sonuncu devlet, Roma’nın Doğu İmparatorluğu “köhne” Bizans, Osmanlı alana kadar, tam 1123 yıl sürdürmüştür varlığını!

Bilmediğini “yok”, bildiğini “var” sayan kara cahiller bile mülkü bellediği
bu toprakların ortak belleğini taşır. Ancak ne taşıdığından habersiz, doğup
yaşadığı kentleri soyu kurdu, adlarını atası koydu, sanır!

Oysa Edirne’den Ardahan’a, bu ülkenin şimdiki her ili, hatta çoğu ilçesinin
tarihi, ister Türk olsun, ister Kürt ya da başka kimlikten, sonuncu sahiplerinin boyundan da soyundan da uzundur.

Cehaletin, analar dolu bellediği Anadolu, dilimize Yunanca’da “doğan güneş”
anlamına gelen Anatolia’dan uyarlanmıştır. Ankara, Angora’dan… Kayseri, antikçağda Mazaka adını taşımasına karşın, Kapadokya’lı Kayser’in hükmünden öteye Rumca “tabure” de demek olan Kayseri’ye dönüşmüş ve sakinleri de “pastrami”yi “pastırma” diye yapmaya başlamışlardır!

Konya, Likonya’nın başkenti Likonyum’dan gelir. Gericilerin, Nakşibendi “mehdi”sinin peşine düşüp Cumhuriyet devrimcisi Kubilay’ı linç ettikleri Menemen’in adı, Bizans’tan bu yana değişmemiştir.

Dünyanın 1930’a kadar Konstantinopolis dediği İstanbul, halk arasında 558
yıldır İstanbul diye anılırken, Konstantinopolis adını 1600 yıl süreyle taşımıştır!

Bütün bu verilerin ve veremediklerimin ışığında, AKP iktidarının kafayı taktığı “Gavur İzmir”, gavurluğu ötekilerden daha mı fazla hak eder bilemem ama, İstanbul’dan da eski, 3000 yıllık tarihiyle övünebilir!

Çağdaş uygarlığın, kalıcılık ve bayındırlıkta hiç birisiyle aşık atamayacağı
görkemli uygarlıkların beşiği İzmir, çarpık yapılaşmada ötekilere benzese bile “kafada” bin yıllardır muhalif bir toplumsal kültürün mirasçısı, bir isyanlar tarihidir!

Özgür kadınları, İzmir’i kuran Amazonların kraliçesi Smirna’ya yakışırlar…
Erkekleri, antik Yunan’dan Bizans’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e baskıcı devlete baş kaldırmış, dağa çıkmış isyancıların; Yörük Ali’nin, Büyük Cerit’in, Karayotoğlu Nikola’nın, Kaptan Sokrat’ın, Harputlu Ömer’in, Kürt Mustafa’nın, Piç Osman’ın, baba oğul Çakırcalı’ların efeliğini olmasa bile, efendiliğini taşırlar.

900’lü yıllarda Bizans Kilisesi’ne karşı ayaklanan Bogomiller, 1400’lü yıllarda
Osmanlı’ya ve Sünniliğe baş kaldıran Şeyh Bedreddin müritleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal, 1600’lü yıllardaki Celali İsyanlarında Arap Sait ile Kalenderoğlu, İzmir efeliğinin ağa babaları değil midirler?

İzmir’in önce Kurtuluş Savaşı kahramanı, ardından yerini bulamadığı yeni düzene isyanla “vatan haini” ilan edilen Çerkes Ethem’den, idam edilen Başbakan Adnan Menderes’e statükoya “hayır” diyenlerin diyarı, Türkiye’de ilk muhalefet partisi DP’nin –eski- kalesi olması bir raslantı mıdır?

Her dem özgürlüğüne düşkün ve baskıcı her iktidara muhalif İzmir, sekiz yıldan beri de AKP iktidarına muhalif. Tüm baştan çıkarma, yıldırma, sindirme operasyonları ve hakkı iken yoksun edildiği devlet yardımlarına karşın mıh gibi duruyor, direniyor baskılara.

Bir yandan DP’ni örnek alıp, seçim meydanlarında Adnan Menderes’in çakma manevi mirasçılığına soyunanların, muhalif İzmir’i cezalandırması ne yaman bir çelişkidir?

“İktidar delirtir. Mutlak iktidar, mutlak delirtir.”
ALAİN

«G» NOKTASI

CHP’li Aziz Kocaoğlu, Türkiye’nin en başarılı belediye başkanlarından biri. Gerçekleştirdiği pek çok yararlı ve estetik projenin yanısıra, İzmir’e Avrupa’nın en büyük doğal yaşam parklarından birini kazandırdı. 425 bin metrekareye yayılan İzmir Doğal Yaşam Parkında, 120 türden 1500 hayvanın doğal ortamda özgürce yaşadığı, 3000 ağaç ve 250 bitki türüyle İzmirlilere hem soluk alacakları, hem de çocukların dünyayı tüm varlıklarıyla sevip saymayı öğrenecekleri bir yeryüzü cenneti yarattı.

Başkent Ankara başta, el attıkları tüm kentleri betona boğup, İstanbul’un son ormanlarını “k’anal” yolundan tokileştirmeye hazırlanan zihniyetin, İzmir Belediyesi’ni “yolsuzluk”tan basması, çalışanları gözaltına alması normal değil mi?

Hele aynı zihniyetin Ankara’da, Türkiye’nin ilk ve en zengin doğa tarihi müzesini tam 7 yıldır, çocuklar evrim panosunu görürse yaratılış safsatasına inanmazlar, diye açamadığını düşünürsek… İktidarın İzmir nefreti, “paranormal” bile sayılır!