EVRENSEL ENERJİ

Bütün evrenin canlı-cansız herşeyin yapıtaşı olan atom; yunanca atomos,bölünemez
anlamına gelir.

İngiliz fizikçi ve kimyager John Dalton’un ve yunanlıların modern atom teorisine göre atom; maddenin bölünemez en küçük yapıtaşı olarak kabul edilmişti.Ancak 19.Yüzyılın sonuna doğru atomun kendisinden daha küçük taneciklerden oluşabileceği
düşünülmeye başlandı.Birçok bilim adamının deneyleri sonucu atomun,elektron-proton-nötron-nötrino-kuark-kuant-mezonlar
gibi atomaltı parçacıklardan oluştuğunu ortaya çıkardılar.Ve bu gidişin sonunda varılan yer, bu parçaları bir arada tutan atomun içinde bulundurduğu "Enerji"’dir.

Yani, canlı-cansız herşey enerjinin yoğunlaşmış şeklidir. Galaksiler, yıldızlar,güneş sistemi, dünya, yeryüzü, bilgisayar, telefon, hayvanlar, insanlar…

Herşey enerjiden oluşmuştur.

Enerjiden oluşmuş olan bedenimizin enerji merkezlerine, eski Hint tıbbında Sanskritçe "yuvarlak" anlamına gelen "çakra" adı verilir.

Vücudumuzda birçok enerji merkezi olduğu düşünülmektedir.Avuç içinde, ayak tabanında,diz kapaklarında,dirseklerde olanların dışındaki çakra merkezleri vücudumuzda omurga boyunca sıralanmaktadır.

Vücudumuzda 7 ana enerji merkezi ve her enerji merkezinin farklı bir yeri, özelliği, rengi ve etkilediği alan vardır.

Bu enerji merkezleri şunlardır:

Kök çakrası: Omurganın en dibinde yer alır. Rengi kırmızı-koyu turuncudur. Omurgayı ve endokrin sistemini etkiler.

Cinsel çakra: Genital bölgede yer alır. Rengi parlak alev kırmızısıdır. Kadında yumurtalıkları, erkekte testisleri etkiler.

Göbek çakrası: Yeri göbek altıdır. Vücutta böbrek üstü bezini ve pankreası etkiler. Güneş rengidir.

Kalp çakrası: Köprücük kemiklerinin ortasında kalbe yakındır. Rengi yeşildir. Timus bezini etkiler.

Boğaz çakrası: Yeri boyunun bitim noktasıdır. Gümüş mavi renktedir. Tiroit ve paratiroit bezlerini etkiler.

Alın çakrası (üçüncü göz): İki gözün ortasındadır. Mavi-morumsu renktedir. Hipofiz bezini etkiler.

Taç çakrası: Vücudun en üstünde başın yukarısında yer alır. Rengi parlak altın veya mor, bazende beyazımsı olabilir. Epifiz bezini etkiler.

Sadece birinin dengede olmaması durumunda vücuttaki enerji akışında sorunlar ortaya çıkar.

Yaşanan yoğun stres enerji kanallarını bloke eder.

Ayrıca kötü beslenme vücutta toksin birikmesine ve toksinler de vücuttaki enerji kanallarının tıkanmasına neden olur.

Diğer büyük etken ise: insanların birbirleriyle olan enerji alışverişidir. Ne yazık ki bazen birbirimize de negatif enerji verebiliyoruz.

Eğer bir çakrada enerji blokajı varsa diğer çakralara olan enerji akışını olumsuz etkiler ve dengede olmayan çakra diğer merkezlerden enerji çeker.

Bazı çakralarımız: açık ve dengeli olurken, bazı çakralarımız ise aşırı uyarılmış ya da bloke olabilir. Bir çakranın yeterince çalışmaması sorun olabildiği gibi, aşırı uyarılması sonucu çok çalışması da olumsuzluklara ve sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Örneğin: yeşil yiyecekleri fazla tüketen, yeşil giysileri ve taşları çok kullanan kişilerde kalp çakrasının fazla uyarıldığı veya kırmızı yiyecekleri (kırmızı et,kırmızı biber, domates) çok tüketen, kırmızı rengi giysileri ve taşları kullanan kişilerde cinsel çakranın fazla uyarıldığı düşünülmektedir.

Sık sık çoğu hastalığın stresten kaynaklandığını söyleriz. Peki bunu şöyle düşünebilir miyiz?

Hastalıklı olan bölgede bazı olumsuz enerjiler birikir. Ve birikim sonucu hastalık belirgin hale gelir. Besinler ve genetik faktörlerin tiroide neden olmasının yanısıra kendisini ifade edemeyen, konuşması baskılanan insanda zamanla tiroit
ya da guatr oluşabilir mi?

Yada dişilik yönü baskılanan kadınlarda, jinekolojik sorunlar?

Geçmişinden kopamayan, geçmişe takılı kişilerde kabızlık sorunları?

Evet, hastalıkların o bölgede biriken olumsuz enerji sonucu ortaya çıktığı birçok bilim adamının psikolojik faktörler ve hastalıklar arasında yaptığı araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.

Gelecek yazımda, taşları ve çakraların fiziksel ve psikolojik etkilerini sizlerle paylaşacağım.