AŞK DENİLEN MERET

anlatacağım çok şey var aslında. susuyorum gözlerim konuşmasın diye.

bakmıyorum. yüreğim görüyor. ellerim dinliyor. korkularım var.

kusacak kulaklarım sonunda senden öğrendiklerini.

bu cümlenin sonuna ünlem mi, üç nokta mı geleceğini de danışacağım sana.

ama öncesinde bi’ kere öp. ne kadar istersen. ayrıldığımızı unutma, öp.

kavga bile etmedik. soğuk savaştı bizimki. yine de kopmadık.

düşlerimiz aynı, gerçeklerimiz ayrıydı. komikti. çok komikti ve hiç gülmedik.

sen etiketlemeyi sevdin. ben çırılçıplak yaşamayı.

duracak çok durak vardı. durmadım. kulak bile asmadım senin bağırmalarına.

ben asma altında üzüm yiyordum, sen benim hiç bilmediğim naneleri.

ne ihtiyaçlar hiyerarşisi, ne de adı demokrasi olan ürkütücü"si"ler de kavuşturamadı bizi!

izin ver sadece burada ünlem olsun.

ama öncesinde bi’ kere öp. ne kadar istersen. bittiğini unutma, öp.

anlatmaya ve açıklamaya çalışıp hiç açıklayamadığın milyonlarca cümlelerinden o kadar sıkıldım ki. keskin sirke küpüne zarardı sen de bana.

dumanın altında ateş yanmadı. ortalık hep kül, hep dumandı.

göz gözü, biz bizi görmedik. tütsülendik sandık, boğulduk. lakin ölmedik.

öncesinde bi’ kere öp. tamam ne kadar istersen. geride bir şey bırakma,
öp!

bardağın boş tarafındaydım, sen içemeden taşırıp yarıladın.

düşmanın gözlerini ensende gördüğümde, bana sırtını dönüp ona sarıldın.

türküsü güzel dediğim kasabadan geçmeyip, ağıtlar yakılan köylere saptın.

yaşatabilmek isterdim. yaşayabilirdik. olmadı. ilk olmadı dediğindeben sana
yalvarmıştım.

keşke seni sadece o zaman dinleyip, inansaymışım.

sonradan inandıklarım da benim işimehiç yaramadı.

oysa aşk denilen mereti bize korku filmlerinde değil, beş oscarlı en iyi
filmlerde anlatmışlardı.

öncesinde bi’ kere öp. ne kadar istersen. son olduğunu unutma, öp.

baştan sona öp.