TAŞLARIN RUHU

Evrensel Enerji (2.Bölüm)

Mineral ve taşların oluşumu: Kaya ve minerallerin erimesi sonucu yerkabuğunun altında bulunan sıcak ve sıvı yapıdaki magma‘ya dayanır.

Magma’nın bir kısmı yerkabuğundan yükselerek yanardağ patlamalarına neden  olurken, büyük bir kısmı yeraltı çatlaklarına yerleşir. Buhar, kaynayan sular ve çeşitli gazlarla birleşen magma, sıcak sıvı halden  soğuk katı hale dönüşerek kristalleşir. Ve içlerinde güçlü elektromanyetik enerji depolayan mineral ve taşları meydana getirir.

Magma’nın yüzeye yakın yerlerde soğuyup katılaşmasıyla oluşan minerallerin başında kuvars gelir. Necef taşı (dağ kristali), Dumanlı kuvars, akik, kalsedon, akuamarin, ametist, rosenkuvars (pembe kuvars), sitrin, aytaşı, topaz, kaplan
gözü, aventurin kuvarsın türevleridir. Her taşın kökeni kuvarsdır fakat bileşiminin farklı olması nedeniyle, özellikleri ve etkileride farklıdır.

Bu kristallerin hava koşulları (sıcaklık, rüzgar, su) etkisiyle çözünüp yeni mineraller oluşturması sonucu sekonder mineraller (taşlar) oluşur. Bunlar, Azurit, Jasper, Malakit, Firuze, Opal gibi taşlardır.

Yeraltının daha derinlerinde  basınç ve ısının etkisiyle tekrar değişim geçiren  taşlar ise; Elmas, Lapislazuli, Yakut, Safir, Zümrüt gibi taşlardır.

Doğada 200’e yakın çeşidi bulunan taşlar, birçok sanayi alanında kullanılmasının yanı sıra, içlerinde bulundurduğu elektromanyetik enerji ile  hastalıklar üzerinde iyileştirici etki yaptığı geçmişten bugüne araştırılmış ve kabul görmüştür.

1960’lı yıllarda Amerikalı kripraktör Dr.George Goodheart tarafından geliştirilmiş olan kinesioloji (Enerji dengeleme) metodu ile kaslarla ilişkilendirilerek çakraların enerji düzeylerini, sağlıklı yada bloke olan çakraların tespit edilmesi
ve minerallerin vücut ile teması sonrası ProQuant system (manyetik alan taraması) ile meydana gelen olumlu etkilerin gözlenmesi mümkün hale gelmiştir. Ancak nedense bunlar için yapılan bir bilimsel çalışma ve sonuçlarının pozitif olduğunu
gösteren bir yayın hala yok!

Önceki yazımda, hastalıkların dış etkenler,genetik yatkınlığın yanısıra vücutta biriken olumsuz enerjinin hastalıklara neden olduğunu ve çakralardaki enerji kanallarının blokajı yada aşırı çalışması ile yarattığı  dengesizliklerden kaynakladığına değinmiştim.

Mineral taşların içinde bulundurduğu elektromanyetik enerji ile çakralarda meydana gelen ve hastalığa yol açan enerji dengesizliklerinin ortadan kaldırılmasında büyük etkisi vardır. Yani taşlarla tedavi: ilaç verip belli bir organı iyileştirmek
yerine, vücudu bütün olarak düşünüp kaynağına inerek hastalıklara neden olan bölgeyi tedavi etmeyi amaçlamıştır.Ayrıca bir bölgeyi tedavi ederken diğer bölgelere de zarar vermemeyi hedefler.

Mineral taşların renkleri ile çakraların renkleri birbirleriyle ilişkilendirilmiştir. Ayrıca enerji düzeylerini tespit eden aletlerle sağlıklı çakralar ile taşların enerji seviyeleri karşılaştırılmış ve hangi taşın hangi çakrayı etkilediği
belirlenmiştir. Bu özelliği ile mineral taşlar çakra terapide tüm dünyada kullanılmaktadır.

Çakraların özellikleri ve taşların çakralar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri:

Kök Çakra

Rengi kırmızı-koyu turuncudur… Taşları kırmızı mercan, hematit ve kırmızı akik.

Fiziksel etkileri: Kapalı olması durumunda bağırsak, omurga ve sinir sistemi olumsuz etkilenir.

Psikolojik etkileri: Kapalı olması durumunda öfke, güvensizlik, korku, endişe, panik yaratır.

Cinsel Çakra

Rengi alev kırmızısıdır. Taşları kantaşı, lal ve aytaşıdır.

Fiziksel etkileri: İdrar torbası, üreme organları ve anne sütü bu çakranın etkisi altındadır.

Psikolojik etkileri: Duygularımızı etkiler. Kapalı olması durumunda suçluluk duygusu, cinsel soğukluk, özgüven eksikliği yaratır. Hislerini içinde tutmak bu çakrayı olumsuz etkiler.

Göbek Çakrası

Rengi sarıdır. Taşları sitrin, kaplangözü ve kehribardır.

Fiziksel etkileri: Böbrek, pankreas, sindirim sistemi, karaciğer, mide bu çakranın etkisi altındadır.

Psikolojik etkileri: İrade gücü, enerji ve aktiviteyi temsil eder. Kapalı olması durumunda konsantrasyon eksikliği, kararsızlık ve isteksizlik yaratır.

Kalp Çakrası

Rengi yeşildir. Taşları yeşim taşı, malahit ve pembe kuvarsdır.

Fiziksel etkileri: Timüs bezi, kan ve dolaşım sitemini etkiler.

Psikolojik etkileri: Sevgi enerjisiyle ilgilidir. Kapalı olması durumunda iç sıkıntısı, karamsarlık, kırılganlık  yaratır.

Boğaz Çakrası

Rengi mavidir. Taşları kalsedon, akuamarin, turkuazdır.

Fiziksel etkileri: tiroit bezi, burun, boğaz, ses telleri, bronşlar bu çakranın etkisi altındadır.

Psikolojik etkileri: İletişim ve ifade merkezidir. Kapalı olması durumunda kişi kendini ifade edemez, içe dönük ve utangaçtır.

Alın Çakrası (Üçüncü göz)

Rengi lacivertdir.Taşları Lapislazuli, sodalit ve safirdir.

Fiziksel etkileri: Vücutta duyu organlarını kontrol eder. Hipofiz bezi ve beyni etkiler. Yorgunluk, migren, stres bu çakrada düzensizlik yaratır.

Psikolojik etkileri: Açık olduğunda sezgiler kuvvetlidir ve hayal kurma eğiliminiz olur. Kapalı olması durumunda insanların size yönlendirmesini bekler ve kolayca aklınız karışır.

Taç çakra

Rengi mor-beyazdır. Taşları  ametist ve kristal kuvarsdır.

Fiziksel etkileri: Epifiz bezini etkiler. Kapalı olması durumunda uyku bozuklukları ve sık baş ağrısı yaratır.

Psikolojik etkileri: Bilgeliğin merkezidir. Aktif olduğunda önyargısız ve çevrenize karşı duyarlı olursunuz. Kapalı olması durumunda umutsuzluk, olumsuz düşünceler ve aşırı sinir yaratır.

Hayvansal ve bitkisel gıdalarda bulunan ve vücudumuz için gerekli olan demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, selenyum, çinko, fosfor, iyot, kükürt, bakır gibi birçok mineral taşların içinde de bulunmaktadır.

Gelecek de insan sağlığı için büyük tehlikeler yaratacağını düşündüğümüz GDO’lu sebze ve meyvelerden almak zorunda olduğumuz bu mineralleri taşlardan almak zorunda kalabilir miyiz?

Ya da küçükken merakla izlediğim çizgi filmlerden jetgiller de yemek yerine yutulan kapsüller vardı.İnsanoğlunun yeniyüzyılda en büyük hedefi olan uzay kolonizasyonu sırasında yetiştirilmesi mümkün olmayan bitki ve hayvanlardan gerekli mineralleri almak yerine, taşlardan toz yada krema olarak kapsüllerin
içinde mi alacağız…

Kimbilir?