ARİTMETİK SIFIR, MATEMATİK KIVIRIR

Bir ülke düşünün ki, ÖSYM namlı kurumu liseli nüfusunun YGS sınavını hatasız ve şaibesiz düzenleyemesin. Öğrenciye özel kitaptı, soruydu, şifreydi derken… 1 milyon 750 bin çocuğun puanını doğru hesaplayamasın, hakkını yesin ya da hakkından fazlasını versin, emekleri boşa çıkarsın, mağdurlar yaratsın.

Düşünün ki aynı ülke, 2007 yılında 61 milyon siyah beyaz –yani daha ucuz-
oy pusulasını 4 milyar 444 bin TL verip Korza diye bir firmaya bastırsın. Düşünün ki aynı ülke, 12 Haziran seçimleri için 69 milyon 163 bin 710 adet (Vay be, seçmen sayısından 9 milyon fazla pusula küsuratına ne ince ayar!) renkli oy pusulasını yine Korza firmasına, 11 milyon 990 bin TL’na ihale etmesine etsin, ama… İhaleye itiraz, iptal falan derken, Korza firması aynı miktarda oy pusulasını 899 bin TL’na bassın. Sonracığıma, iki ihale arasındaki 11 milyon TL’lık farkı, firmanın yöneticisi Hüseyin Kozan: “Vatan, millet ve demokrasi sevgisi için zararı göze aldık!” diye açıklasın.

Bitmedi. Aynı ülke, tüm seçimlerde en fazla 48 saat önce teslim edilen oy
pusulası ve “evet” damgalarını, sandık sorumlularına bir hafta önceden dağıtsın. Bitmedi. Bu ülke, nüfus sayımını doğru dürüst yapamasın, kümeslere aileler yerleştirsin, iki kişilik hanelere onlarca nüfus kaydetsin, ama “ileri demokrasi” gerekçesiyle mükerrer oyu önleyen parmak mürekkebini, oyların bire bir sayımını kaldırsın. Sağlaması yapılamayan, denetlenemeyen ve hiç bir Avrupa ülkesinde güvenilmeyip, en son Hollanda’nın 2008 yılında vazgeçtiği “elektronik” sayım yapsın.

Zaten seçimleri düzenleyen YSK da hükümete bağlı olmayan hiç bir devlet kurumu tarafından denetlenemesin, kararlarına da itiraz edilemesin. YSK, 2007’nin siyah beyaz seçim pusulalarına niye damper kepçesiyle para versin, 2011’de yirmi milyon renkli fazlasına niye damlalıkla…Asla öğrenemeyelim. Seçim öncesi 12 bağımsızın milletvekili adaylığını iptal edip, memlekette isyan çıkınca niye çark etti, asla bilemeyelim. Elektronik seçmen sayısını biyolojik seçmen sayısıyla da karşılaştıramayalım, zaten. Ya da, 2009 yerel seçimlerine ait mühürlü ve onaylı oy pusulalarından, Ankara’ya seyir halinde bir kamyondan TEM yolu Dudullu kavşağına saçıldığı zaman haberimiz olsun, bazen*…

İşte ÖSYM’nin doğru dürüst bir sınav yapamayıp 1 milyon 750 bin lise öğrencisinin puanlarını doğru hesaplayamadığı bu ülkede… YSK, 9 milyon fazladan pusula bastırdığı 50 milyon 189 bin 930 seçmenden kaçının sandığa gittiğini henüz açıklamadı; ama %86,7’sinin hangi parti ya da bağımsız adaya oy verdiğini bilmiş ve seçimin resmi olmayan elektronik hesabını da 4 saatte kesmiş bulunuyor.

Ne diyeyim?

Keşke lise ve üniversite sorularını da YSK hazırlayıp Korza firmasına bastırsa
da öğrencilerin puanlarını da elektronik düzenek hesaplasa…  

***

El hak, ÖSYM’nin mağdur edemediği öğrenci de var tabii. İşte onlardan birinin kaderine feryat eden annesi:

“Sayın Kırıkkanat,

Size bir KPSS mağduru olan oğlumdan bahsetmek istiyorum. Oğlum, Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nü dereceyle bitirmiş, 2 yıl yurtdışında Rus Dili ve Rus Tarihi eğitimi almış, 2 yıl da Rusya’da Uluslararası bir firmada iş deneyimine sahiptir. Girdiği sınavlar ve aldığı puanları şöyledir: KPSS P3 91 puan. TOEFL IBT 93 puan. KPDS Rusça 72 puan.

Bir de bu yıl girdiği devlet kurumları sınavları ve sonuçlarına bakınız: THY  
Pilot Adayı/ Yazılı: Geçti. Mülakat: Elendi. TPAO  Uzman yardımcı/Yazılı: Geçti. Mülakat: Elendi. BAKA Kalkınma Ajansı/Yazılı: Geçti. Mülakat: Elendi. Dış İşleri Bakanlığı Konsolosluk Memuru/Yazılı: Geçti. Mülakat: Elendi. Yurdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Bşk. Uzman Yardımcılığı/ Yazılı: Geçti. Mülakat: Elendi.

Ayrıca ABGS, KOSGEB ve MIT sınavlarına da girmişti. Sonuçlar aynı: Yazılı
sınav ya da ön değerlendirmeleri geçiyor, mülakatta eleniyor.

Peki ‘mülakat’lardaki ‘başarısızlığı’ nedir?

Atatürkçü olmak. Bilgi birikimini devleti için kullanmayı istemek. Asker çocuğu olmak. Cemaat mensubu ve torpili olmamak.

Çocuğum 2 yıldır İŞSİZ. Buradan sizin aracılığınızla bu ‘mülakat’ları yapanlara
seslenmek istiyorum: Oğlumun adalete olan inancını, iki yıldır geleceğini çaldınız, çalmaya da devam ediyorsunuz.

Vicdanınız rahat mı?”

*SkyTürk, 17.05.2011

“Her eşek kendini kralın atına eşit sanır.”

İNGİLİZ ATASÖZÜ

«G» NOKTASI

İstanbul 1. Bölgeden Tuncay Özkan’a 32 bin 739 geçerli oy çıktı. Aynı bölgede geçersiz oy sayısı 68 bin 421 ve sandık tutanaklarında çoğuna “iki kez mühür basılmış” ibaresi düşülmüş.

Seçimden bir gece önce, twitter ve internette, sahte bir: “YSK karar aldı, hem Tuncay Özkan, hem CHP’ne çifte mühür basarsanız geçerlidir”, mesajı dolaştı. MHP’ni baraj altına düşürmek için kimlerin seks videosuyla şantaja başvurduğunu düşünürseniz, bu mesajı da kimin yayınladığını tahmin edersiniz.

Tuncay Özkan’ın seçilmesi için 75 bin oy bile yetiyordu. İki kez mühür basılan oylar Tuncay Özkan’a milletvekilliği kaybettirdi, ama onu aday göstermeyen CHP için de kayıp.

Demek ayıp, bazen kayıpla ödeniyor.