UZAK DURSUN!

Sahip olamadıklarını olmuş gibi takınanlar benden uzak dursun!

Kendisiyle bi’ türlü barışamayıp, "hayat çok kısa durma yaşa" diyen, gel gör
ki “kelle koltukta” yaşayanlar uzak dursun!

"Seni çok seviyorum" deyip sevgiyi yaşatmayanlar uzak dursun!

Bağırmayı, inkâr etmeyi ve tehditle yücelmeyi seçenler uzak dursun!

Romanın sayfalarını bırak, önsözünü bile geçiştirip, kitap okumayı boş zaman
faaliyeti sananlar uzak dursun!

Yetmez bu hobi sahipleri, sırtlarına sağlam bir köşe yastığı kaptıklarını
sandıklarında çok ama çok uzak dursun!

"Ben aşkla yaşıyorum" deyip, aşkı her gece bir başkasıyla yaşadığını sananlar
uzak dursun!

"Sorun değil, çözerim" sözünün ardına, daha fazla sorun yaratanlar aman uzak
dursun!

Gerçeğini yalanla karıştırıp, yalanına inandıktan sonra bunu büyük bir tutkuyla
savunanlar uzak dursun!

“Mış” gibi yaşayanlar, “mış” gibi yaşatanlar, hayatlarında kızılca kıyamet
koparken “mış-ıl mış-ıl” uyuyanlar uzak dursun!

Sahte gülümsemelerle kapatmaya çalıştıkları nefretlerini gözlerinden kaçıramayanlar
uzak dursun!

Kıskançlığın sefaletiyle, cehaletini bedenine kılıf olarak giyip, bunu ruhuna
çok yakıştıranlar uzak dursun!

Siyah mı, beyaz mı seçiminden "beyaz" diye çıkıp, hayatını hep "gri" olarak
yaşayanlar uzak dursun!

Saygısızca konuşup, bir de yüzüne tükürüp, bunu güç gösterisine dönüştüren
ve gurur duyanlar uzak dursun!

Ezmeyi, yok etmeyi fırsat bilenlerle, bu zeminde yaşamayı güvenilir sayıp,
sahneyi çılgınca alkışlayanlar uzak dursun!

Önceleri cengâver, sonrasında bir semaver bile olamamış fazla demlenmiş acı
dostluklar uzak dursun!

Birbirine inanmayıp inananlar, sadece öteki çok seviyor diye kutlayanlar,
bütün "loji"leri de ideoloji sananlar uzak dursun!

Tanıştığı her insanı "ne fayda sağlarım" diye lobi gören, yanaştığı her sevdalıyı
"malı" olarak görenler çok uzak dursun!

Yüzü görünce bin isteyen, bini görünce öç isteyenler kilometrelerce uzak dursun!

Para için sevdiklerini satan, ihtiyacı olanı ufalayınca kendini sahip sananlar
uzak dursun!

Kendi dedikleri duyulsun diye kalabalık bir ortamda sesini yükseltenler, en
öne geçince şahsını dünyanın en önemli kişisi zannedenler uzak uzak dursun!

Yok olunca otokrasi, var olunca demokrasi diyenler çok çok çok uzak dursun.

Daha çoğaltırım. Eminim daha çok çoğaltırız. Bu “uzak dursun” parantezine
alınmış bir yazı değil, aynı isimde bir kitap hatta belgesel bi’ film bile
olur.

Ama uzak dursun demekle bitmiyor. Uzak kalmak için benim de uzaklaşacaklarım
olmalı. Belki de sırf bu yüzden bu aralar: "uyumadıklarımı uyuyor, sustuklarımı
yazıyorum!"

"İmkâna sebep olanlar rezil, imkândan faydalananlar vezir yaşar! Unutma!"
lafıma son zamanlarda daha da yakın duruyorum.