KURTULACAK VE KURTARACAK KALDI MI?

Kim anımsadı, bilemem. Bir yıl önce 29 Mayıs’ta Pervari, 31 Mayıs’ta İskenderun Deniz Üssü’nde PKK terörüne iki günde 13 şehit vermişti Türkiye. Ve ben 2010 temmuz ayında “Nasıl Yıkılır?” başlıklı bir yazı yazmıştım:

Bu ülkede yaşayan ve hangi din, hangi ırk, hangi renkten olup, hangi dilden
konuşursa konuşsun ezici çoğunluğu “Türk’üm” demekten –henüz- utanç duymayan insanlara, “Türklük, Kürtlük, Çerkeslik, Lazlık gibi bir alt kimliktir. Üst kimliğiniz Türkiye’li Müslüman olmalıdır…” dersiniz.

Güney Doğu bölgesi, aşiret ve delaletin pençesinde kıvranırken siz Kuzey Irak’a gider, ABD’nin uşağı Kürt hükümetinin elini eteğini öpersiniz. Yetmez, sizin Kürtleriniz aşiretin beslediği cehalet, cehaletin beslediği töre vahşetinin
kucağında işsizlik ve yoksulluktan kıvranırken, siz düşmanın çakma Kürt devletine 500 iş adamıyla çıkarma, milyarlarca dolarlık yatırım yaparsınız. GüneyDoğu’da yaşayan Türklere ve Kürtlere kesintisiz veremediğiniz elektriği,  Irak’taki Kürtlere verirsiniz. Kurmadığınız altyapıyı, yolları,  köprüleri, yurtları, hastaneleri, fabrikaları Irak’taki Kürtlere kurarsınız.

Yetmez! “Kürt açılımı” diye sınırı açar, çakma Kürt devletinde konuşlanan
çocuklarınızın katillerini PKK bayrağıyla karşılatır, davul zurna vurdurur,
ayaklarına kadar götürdüğünüz adliyeye, temenna çaktırırsınız.

Yetmez! İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde meclis üyesiyken “kadın personele cinsel taciz”den kovulan demokrasi biti ve sair sülükleri, tv’lerde açılım savunmakla görevlendirir, hatta ağzından salyalar saçarak Kürtçülük propagandası yapan biti,  ABD’ye “arabulucu” olarak atarsınız.

Sekiz yıl önce “sıfır”lanan terörü azdırmaya bu kadarı yeter. Ama devleti
yıkmaya yetmez. Kolları sıvar, devletin parçalanması önündeki en büyük engel, orduyu ufalamaya başlarsınız.

***

Yıllarca PKK’ya karşı savaşan halk kahramanlarını, çakma tanıklar, çakma tutanaklar, çakma iddialarla “terörist” diye tutuklar, yargılarsınız. Bu ülkenin Türk, Kürt, Çerkes, Laz demeden, ayrım yapmadan yetiştirdiği halk çocuklarını, gencecik, vatansever teğmenleri düzmece darbe senaryolarıyla biçer, içeri tıkarsınız. Böylece PKK’ya karşı savaşacak olan subaylar, canlarını dişlerine takarlarsa, o dişlerin savundukları devlet tarafından söküleceğini gayet iyi anlarlar!

Anlamayacak kadar kalın kafalı subaylar hala savaşır gibi mi yapıyor? Bu halk hala oğlunu onlara emanet ediyor, askere gönderirken davul zurna mı çalıyor? Çaresi kolay: Çıkar kürsülere, Filistinli çocuklara ağlarsınız. Gazze’ye cihat gemileri kaldırır, Türkiye PKK’nın öldürdüğü 13 askerine göz yaşı dökerken, siz İsrail’in öldürdüğü 9 mücahite hıçkırırsınız. Öz be öz çocuklarınız, askerleriniz, sizin vatanınız için her gün ölürken ilan edilmeyen yasları, Gazze için ölenlere tutarsınız. Baktınız tık yok, Güney Doğu’da savaşan Mehmetçiklere sahip çıkan vakfın başkanı başta, 102 generali sorgusuz sualsiz, beş ay süreyle mahkemeye çıkarılmamak üzere tutuklarsınız…

Böylece elinizden gelen herşeyi yapmış, artık ok yaydan çıkmış, günah sizden
gitmiş olur. Seyre oturup, hazırladığınız yıkımı beklersiniz. Bir şeyler mutlaka
yıkılacaktır, çünkü. 

Devlet yıkılırsa ne ala.

Yıkılmazsa da siz yıkılırsınız zaten.*

***

Temmuz 2011: PKK terörüne verilmiş bir günde 13, ertesi gün 1 şehidimiz daha var, peki yukardaki saptamalara  ekleyecek daha ne var, sevgili okurlar?

PKK’ya karşı savaşta deneyim kazanmış komutanların hemen hepsi, 43’ü general ve amiral rütbesinde 138 subay Hasdal’da tutuklu.

Bazı milletvekilleri «vatan böldürmezliği», bazı milletvekilleri de «vatan
bölücülüğü»nden tutuklu.

Zaten evladını PKK terörüne şehit verip «Vatan sağolsun!» diyebilenlerin
sayısı da iyice azaldı, artık.

Oysa ABD’nin eseri bölünmüşlük haritası çoktan hazır, sınır da suyla çizilip,
HES’lerle genişletiliyor.     

Kurtarılacak bir vatan kaldıysa, kim kurtaracak? Kurtarıcı orduysa, komutanlarını kim kurtaracak?

*Yazının tamamını google’da bulabilirsiniz.

"Devlet futbolcu telefonu dinleyip kupa kurtaracağına,
PKK telsizi dinleyip can kurtarsın."
ANONİM BİLGE

«G» NOKTASI

Banu Güven’i Milliyet’te gazeteciliğe başladığı günlerden tanırım. Nitelikli ve başarılı bir gazetecidir. Ancak NTV’den «siyasal tavrı» nedeniyle atılmış gibi yapmasını hem haksız, hem yersiz, Başbakan’a yazdığı mektubu da patetik buluyorum. Banu Güven’in NTV’de çalıştığı AKP iktidarı sürecinde herhangi bir muhalif duruş sergilediğine, hükümete en küçük bir eleştiri yönelttiğine, hatta Oray Eğin’in medyanın nasıl çökertildiğine ilişkin mükemmel belgeseli İmha Planı (Destek Yayınları, 2011) uygulanırken «düşürülen» hiç bir meslektaşına sahip çıktığına tanık olmadım. Siz oldunuz mu?

Tam tersine, Başbakan Erdoğan’a hayran hayran boyun kırılıp göz süzülerek sorulan çanak sorulara, AKP iktidarına yalakalığa varan övgülere tanık oldum, olduk hep birlikte.

Kimi insanların dik durmayı, eğilip bükülüp, yine de kovulunca akıl etmesi, çok hazin.