İNSANLIK HAKKI

Su, yaşam kaynağımızdır.

Su, canlı hayatı için vazgeçilmez bir unsurdur.

İnsan vücudunun % 60’ı sudur.

Ülkemizin 3 tarafı sularla çevrilidir.

Su insan hayatı için vazgeçilmez olduğu kadar doğa ve canlılar için de en
temel ihtiyaçtır.

Su sadece insanların hakkı değil tüm ekosistemin hakkıdır.

Ve ne yazık ki doğa’nın bize karşılıksız sunduğu su bile ticarileştirildi.
Türkiye’nin tüm dereleri elektrik üretme bahanesi ile özel sektörlere satılmış,
suyu kullanma hakkı Hidroelektrik santrali (HES) yapan şirketlere verilmiştir.
Yani köylünün yıllardır özgürce kullandığı suyun denetimini artık özel sektör
yapacak.

Hes’ler (Hidroelektrik santrali) gelişmiş ülkelerde rağbet görmezken bugün
Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. İstanbul üniversitesi
orman fakültesi toprak ilmi ve ekoloji anabilim dalı emekli öğretim üyesi Prof.
Dr. Doğan Kantarcı HES’leri “Ekosistemde yaşayan canlılar ile suyu kullanan
insanlarımızı yok edici nitelik taşıyan bir soy kırım” olarak değerlendirmektedir.

Hes’lerin doğaya ve canlılara vereceği zararlar ise:

  • HES’ler iş sağlamak yerine işşizliğe neden olacak. HES’ler üretime geçtiğinde
    çalışan sayısı 5 kişiyi geçmeyecek, çalışanlar da köylü değil mühendisler olacak.

  • HES’ler ile tarım yok edilecek. HES nedeniyle tarım arazileri susuz kalacak,
    derelerin beslediği hayvanlar, bitkiler ve o vadi de yaşayan insanlar susuz
    kalacak. Ve köylünün üretimi de azalacak.

  • HES’ler ile köylünün toprağına el konulup göçe zorlanacak. Tarım ve hayvancılıkla
    geçinen milyonlarca köylü suyu kullanamadığı için tarım yapamayacak topraklarını
    yok pahasına şirketlere satıp göç etmek zorunda kalacak.

  • HES’ler ağaçların kesilmesi, ormanların yok edilmesidir. HES inşaatlarında
    milyonlarca ağaç kesilecek bitki örtüsü yok olacak.

  • HES’ler kuşların, balıkların, arıların yok edilmesidir. Suyun bitmesiyle
    canlılar evsiz kalacak ve ölecekler. İnşaatların tozu ve gürültüsü nedeniyle
    bitkiler ve hayvanlar yok olacak. İnşaat da kullanılan patlayıcı ve kimyasal
    madeler ile suların ısınması sonucu balıklar ve kurbağalar yok olacak.

    Türkiye gündeminde yapılmak istenen 1700’e yakın HES vardır. Bunların çoğu
    su potansiyelinden dolayı doğu Karadeniz sınırlarında bulunan Trabzon, Rize,
    Giresun ve Artvin gibi illerimiz dir. Akdeniz bölgesinde ise 150’ye yakın HES
    bulunmaktadır. Ve bugüne kadar 350 firma hidroelektrik santrali (HES) yapmak
    için ilgili kurumlara müracaat etmiştir

    Ülkemizde yapılması düşünülen 2000’e yakın HES bittiğinde derelerimiz kurumuş,doğa
    ve canlılar ise suya hasret kalacaklar. Ve 2.000’e yakın nehir HES projesine
    dahil olsa bile Türkiye’deki elektrik ihtiyacının sadece %10’unu bile karşılamayacak.

    Halbuki Türkiye de her yıl sadece kayıp ve kaçaklardan kaynaklanan elektrik
    kaybı HES’lerin üreteceği elektrikten daha fazla. HES yapmak yerine kayıp ve
    kaçaklar önlenirse ne derelerimiz kurutulur, ne bitki ve hayvanlar zarar görür
    ne de köylü zor duruma düşer.

    Derelerimizi akmasını, kuşların ötüşmesini, arıların çiçekten çiçeğe konmasını
    istiyorsak başta o bölgede yaşayan insanlar doğaya sahip çıkmalı ve haklarını
    aramalıdır. Kendi hakkını aramayan bir başkasından bunu beklememelidir.

    Bugüne kadar zaten bizim olanı çalıp sonra da hediye olarak verdiler. Acı
    ama manzara ortada,hediyelere kananlar çok oldu. O zaman kananlara Candan Erçetin’in
    ninni şarkısını armağan ediyorum “Güzel köyüm ne zaman uyanırsın, bu acıya
    ne kadar dayanırsın”

    Çok merak ediyorum.