SOKAĞI ÖZGÜR BIRAK

Gençlik, insanlığın hem en güçlü, hem en kırılgan cömertlik halidir. Ama Türkiye, gençlerini boynunu vurmakta, kemiklerini kırmakta en usta ülkedir. İşte bu yüzdendir ki bugün, yine, bir daha, bir daha kırılan gençliğin sesine adıyorum bu sütunu ve duyurmaya çalışıyorum cömertliğin sesini. Aşağıda okuyacağınız metin, üniversite Öğrenci Kolektifleri’nin –ne yazık ki özetlemek zorunda kaldığım- basın açıklamasıdır:

«31 Mayıs günü, miting için Hopa’ya giden Başbakan Erdoğan, Hopa halkı tarafından protesto edilirken polisin sıktığı yoğun gazdan etkilenen öğretmen Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. 

Aynı gece Hopa’da başlayan nokta operasyonuyla 30’dan fazla kişi gözaltına
alındı, 12’si tutuklandı. Bu sırada Başbakanın yaptığı açıklamalar, bir öğretmenin öldürülmesine duyulan öfkeyi daha da büyüttü.

Tüm Türkiye’deki eylemlerin neredeyse tamamı polisin ölçüsüz şiddetine maruz kaldı, kullanılan basınçlı su, biber gazı , onlarca insanın yaralanmasına sebep oldu.

Ankara’da da Metin öğretmenin ölümünü protesto edenler arasında, 90’dan fazla kişi gözaltına alındı, 5’i tutuklandı. Yetmedi. Gece baskınları, soruşturmalar, tutuklamalar birbirini izledi. Ülke çapında Hopa olaylarını protesto eden 35 kişi terör örgütü faaliyetine katkıda bulunmak, kamu malına zarar vermek, 2911’e muhalefet etmek suçlarından gözaltına alınarak tutuklandı.

Ne bu şiddet raslantı, ne de tutuklananların kimlikleri. Aralarında bizim
de 10 üye arkadaşımız var. Parasız eğitimi ve çevreci politikaları savunan,
okumuş insan halkın yanındadır diyerek yoksul mahallelerde ders veren  ve bir öğretmenin öldürülmesine üniversiteli olmanın aklı ve vicdanıyla sessiz kalmayanlar tutuklandı. Baştan sona hukuksuzluklarla dolu gözaltı ve tutuklama süreçlerinde, meyve bıçakları, çizgi filmler, korku filmleri, kıyafetler, terör örgütü üyeliği “kanıtı” olarak toplandı. Özel Yetkili Mahkemeler, bu ve  benzeri gülünç kanıtlarla adı bile belli olmayan "terör örgütü" suçlamasını yöneltiyorlar, arkadaşlarımıza. En demokratik hakları, yasadışı suç ilan etmeye çalışıyorlar.

Hukuksuzluklar Hopa’da yaşananlarla sınırlı değil. 70 gazeteci tutuklu. Borçka’da referandumda « hayır » bildirisi dağıtanlar 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara’da nitelikli ulaşım hakkı isteyenlere 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Aydın Çine’de santral yapımına karşı çıkan köylüler tutuklandı. Adana’da demokratik çözüm çadırında sağlık hakkını anlatan TTB üyesi 2 hekime terör örgütü üyeliği suçlamasıyla dava açıldı. Bütün bunlar son birkaç ay içinde oldu.

Tüm saldırılar, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunanlara, hakları için bir
araya gelerek mücadele edenlere karşı gerçekleştiriliyor. Demokratik yürüyüş ve protesto hakkı, basın açıklaması gibi düşünce ifade yöntemleri, başta özel yetkili mahkemeler olmak üzere, yasal kılıflarla, korku ve baskı araçlarıyla engelleniyor. Sokak susturuluyor. AKP iktidarı, kimsenin itiraz etmediği, tüm politikalarının onaylandığı bir Türkiye istiyor.

Hopa’da hayatını kaybeden Metin Lokumcu, HES’lere karşı deresine sahip çıkan, çayının, toprağının haklarını savunan bir Karadenizliydi. Daha da ötesi, hala öğrenciler yetiştiren bir öğretmendi. Ve biz üniversiteliler bir eğitimcinin değerini biliriz. Metin öğretmene verdiğimiz değeri göstermek için sokaktaydık.
 
Aramızdan 10 arkadaşımız bugün Sincan Cezaevinde böyle bir vicdan suçundan tutuklu. »

ÖĞRENCİ KOLEKTİFLERİ / www.kolektifler.net

"Kafir, bir iyilik yaparsa karşılığı dünyada verilir. Fakat mümin bir iyilik
yaparsa Allahü Teala onun karşılığını ahirete tehir eder."

HADİS-İ ŞERİF, TARİH-İ BAĞDAD

«G» NOKTASI

İşte Hopa olaylarını protesto « suçu »ndan tutuklanan Öğrenci Kolektifleri üyesi öğrenciler :

  • Demet Yılan, 1990 İstanbul doğumlu. ODTÜ Sosyoloji Bölümü 1.sınıf öğrencisi.
  • Ömür Çağdaş Ersoy, 1990 Ankara doğumlu. ODTÜ Metalurji Mühendisliği 1.sınıf öğrencisi.
  • Ozan Gündoğdu, 1989 İzmir doğumlu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Maliye bölümü 2. Sınıf öğrencisi.
  • Soner Torlak, 1982 İstanbul doğumlu. T.Ü. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bütünleşik doktora yapıyor.
  • Nuri Özçelik, 1990 Samsun doğumlu. H.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi 2.sınıf öğrencisi.
  • Uğur Tuna, 1990 Sivas doğumlu. A.Ü. Beden Eğitimi Yüksekokulu Spor Yöneticiliği 1. Sınıf öğrencisi.
  • Uğur Uzunpınar, 1990 Ankara doğumlu. A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları bölümü 1.sınıf öğrencisi.
  • Hikmet Tanıl, 1989 İstanbul doğumlu. A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları bölümü 1.sınıf öğrencisi.
  • Tayfun Yıldırım, 1991 Mersin doğumlu. A.Ü. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Coğrafya bölümü 1.sınıf öğrencisi
  • Can Kaya, 1990 İzmir doğumlu. H.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslar arası İlişkiler Bölümü 2.sınıf öğrencisi.

Sorarım size, sevgili okurlar, sayın seyirciler: Bu çocukların adları Muhammed, Abdülvehhab, Müslime, Mümine vb. olsaydı Öğrenci Kolektifi üyesi olurlar mıydı? Ya da taşıdıkları adlara rağmen cemaat evlerinde «yetiştirilmiş» olsalar, tutuklanırlar mıydı?