EYLÜL’Ü DE ÇOK ISSIZ SESSİZ YAŞA

soruyorlar: yok ettiklerin var mı hayatında? olmaz mı, sürüsüne bereket.

ancak hiç birine kızgın değilim. düşman değilim. küs de değilim.

hayatımdan birini çıkarmak için bunları yapmamam gerektiğini yıllar önce anladım.

böyle davrandığımda o kişiyi ödüllendirmiş olacağımı düşünürüm hep.

madalyasız yaşatırım ben onları hiç şüpheleri olmasın.

seviyorum hayatıma girenleri, isteyerek çıkanları, sabredenleri, haddini aşanları, ardımdan konuşanları, yüzüme kusanları. binlerce şükrediyorum, tesadüf olmadığına inandığım bu buluşmalara. çünkü biliyorum ki, boşuna gelmediler, uğramadılar bana. öğreneceğimiz daha çok şey var birbirimizden.

her ne olursa olsun saklıyorum bi’ yerlerde ve hepsine teşekkür ediyorum kelime dağarcığımı sürekli çoğaltıyorlar diye.

bazen yeni sıfatlar, bazen yeni kelimeler duyuyorum.

bazen hiç bilmediğim deyimler.

öğrendiklerimi sıcağı sıcağına kullanıyorum yeni yazılarımda unutmayayım diye.

bazen bir öykünün içinde hepsi isimsiz birer kahraman oluveriyor.

belki ilerde dilden dile dolanacak bir şarkıya çoktan konuk oldular da henüz
haberleri yok.

kısacası seviyorum bu oyunu. yakar top gibi. can verip, can alıyorum durmadan.

son yıllarda dönüp kendime baktığımda, sessizleştiğimi görüyorum.

herkes benden daha fazla konuşuyor artık.

eskiden ben bunca insanı dinlemezdim. hatırlıyorum.

demek konuşacaklarım varmış o zamanlar. şimdi ise susuyorum.

susup durmadan yazacağım bi’ zamandayım.

öfke nöbetlerimi dindiren, beni sakinleştirenin yazmak olduğunu keşfettiğimden beri

mevsimler yerine oturdu sanki.

bak bi’ yaz daha bitiyor. aşkın köşe kıyılarındayım.

sere serpe uzandığım söğüdün altında en sevdiğim eylül’ü karşılamanın bi’
telaşı var.

uykumu bölen, hiç inen yolcusu olmamasına karşın o durakta durmasını bilen o gece treni gibiyim.

hiç yaşamadığım, tanımadığım yüzlerce insan akıyor içimden.

ve besteler mırıldanıyorum daha kimsenin işitmediği, kim bilir belki de hiç
işitmeyeceği.

doyabildin mi bu yaza söyle bensiz
hangi liman, hangi durakta beni andın
koyabildin mi yerime hiç kimseyi
hangi saat, hangi vakitte bana yandın

hele sen bi’ de bensiz içmeye gör
eylül’ü de çok ıssız, sessiz yaşa
sonra zaten ararsın durmadan nankör
başın secde eder kapımdaki taşa