BETON ZEBANİLERİ

Cenneti yemyeşil ormanlar, pırıl pırıl kaynaklar, rengarenk kuşlarla anlatıp;
yeryüzünde orman görünce yakıp yıkarak betonlamak, kaynak bulunca pisletip kokutmak ve kuş görünce vurmak, Türklere ve Kürtlere özgü bir cehennem sevdası mıdır, yoksa Orta Asyalı, Orta Doğulu bir çöl insanlığının DNA kalıntısı mı, asla çözemedim.

Geçen hafta ABD’nin Virginia eyaletini sallayan deprem anını televizyonda
seyrettim, polis binalardan fırlayan insanları,”Parka gidin!” diye yönlendiriyordu. Düşündüm ki, depremini bekleyen İstanbul’un merkezinde park bırakılmadı. Nerede bir ağaçlık görseler, hemen parselleyip gökdelen dikiyorlar. Taksim Gezi’deki yegane ağaçlık alana da ortasına camii yapabilmek için, Osmanlı taklidi bir kışla  konduracaklar! İstanbul böyle de başka kentler farklı mı?

Buyrun, Ankara’da hazırlanan kıyımı, çevreci bir dernek başkanının kaleminden okuyun:

***

“Orman Genel Müdürlüğü (OGM) Gazi yerleşkesi 1950’ li yıllardan günümüze uzanan süreçte oluşturuldu. Yerleşke, yönetim ve hizmet binalarının yanısıra; çeşitli ağaç ve ağaççık türlerinin yer aldığı güzel parklar ve ağaçlık alanlar kapsamaktadır.

Gazi Yerleşkesi, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) sınırları içindedir. Ankara
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 2.6.1992 tarih ve 2436 Sayılı
kararıyla “Doğal ve Tarihi Sit” olarak tescillenmiş, 7.5.1998 tarih ve
5742 Sayılı kararla “1.Derece Doğal ve Tarihi Sit “  ilan edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü, 1. derece Doğal ve Tarihi Sit olan yerleşke için Koruma Amaçlı İmar Planı yaptırılması gerekçesiyle bir çalışma başlattı. TMMOB’nin yapılan çalışmanın hukuka uygun olmadığını ortaya koyması sonucunda, Plan yapımını Ankara Büyükşehir Belediyesi üstlendi. 29 nisan 2011 tarihinde belediyede yapılan Koruma Amaçlı İmar Planı bilgilendirme toplantısı da yasa ve yönetmeliğe uygun olmadığından; toplantıya katılan 15 kişi tarafından tutanak düzenlendi. İlgili belediye uyarıları dikkate almadığı gibi hukuksuzluğu görmezden gelerek planı yaptırdı. Planın askı süresinde TMMOB Şehir ve Bölge Plancıları Odası itirazda bulundular.

OGM’nin başvurusu üzerine 1.Derece Doğal ve Tarihi Sit “  olan yerleşke,
10.8.2011 tarihinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla “3. Derece Doğal ve Tarihi Sit” konumuna indirgendi. Böylelikle yerleşkeyi yapılaşmaya açmak için bütün engeller kaldırıldı, kolaylıklar sağlandı. OGM yetkilisi, birim sorumlularını toplayıp; “bayramdan sonra taşınacak biçimde hazırlığınızı yapın” emrini verdi.

***

Binlerce ormancı çalışanın bulunduğu, ormancılığın tarihini, birikimini ve
belleğini yok edecek bu yaşamsal karar; nasıl olup da birkaç yetkili tarafından alınabilir? Yerleşkeyi boşaltın emri verenler; nereye taşınılacağını bile söyleyememektedirler. Türkiye’nin en eski herbaryum*larından birisi olan Araştırma Herbaryumu, basım ünitesini, laboratuvarları, kitaplıkları, ağalandırma alanı ve tescil edilmiş 3 adet anıt ağacı gözden çıkaranlar; bu sorumluluğun altından nasıl kalkacak, meslektaşlarının ve halkın yüzüne nasıl bakacaklar?    

Şeffaf olacağız, sivil toplumun görüşlerini alacağız söyleminin açılımı bu
mudur? ‘Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçiyoruz’ söylemi; yılların emeği, alınteri, toplumun ortak varlığı olan değerleri dağıtmak anlamına mı gelir? 1937’de devlet orman işletmeciliğine geçişte ilk olarak kurulan Karabük Orman İşletmesi alanının TOKİ’ ye devriyle başlatılan süreç;  günümüzde Orman Genel Müdürlüğü’nü de “arsa ofisi” konumuna getirmiş bulunmaktadır.

Bozkır yeşertilerek Başkent Ankara’nın en önemli yeşil alanlarından birisi
durumuna getirilen Gazi Yerleşkesi, Başkent halkı ve orman çalışanları hiçe
sayılarak yok edilemez. Yok edilişine seyirci kalınamaz, kalmayacağız.”

Ahmet Demirtaş, Kırsal Çevre Yönetim Kurulu Başkanı.

“Ormanlar, halklardan önce vardı. Halkları çöller izledi.”

F.R. CHATEAUBRİAND

«G» NOKTASI

2009 yerel seçimlerine bir yıl kala, AKP’li Beyoğlu belediyesinin keyfi uygulamalarından şikayet eden esnaf dostlarımı, bıkmadan, usanmadan uyarmaya çalıştım: “Sizin işyeriniz, ekmek tekneniz Beyoğlu. Ama hiç biriniz Beyoğlu seçim bölgesine kayıtlı değilsiniz ve burada oy vermiyorsunuz. Eğer belediyenin uygulamaları hakkında söz sahibi olmak istiyorsanız, Beyoğlu’nda ikamet etmek ve oy vermek zorundasınız. Bu dediğimi yapmazsanız, bugün başınıza gelenler, yarın başınıza geleceklerin yanında hiç kalacak!”.

Beni sevdiklerinden hak verir gibi nezaketen dinleyen Beyoğlu esnafı, elbette ki sözüme kulak asmadı.

Bugün, AKP’li belediyeler Asmalımescit’ten Cihangir’e, Fatih’ten Sultanahmet’e, işgaliye vergisini ödedikleri kaldırımlardan masalarını kaldırdı diye ağlıyor ve tabii ki sinek avlıyorlar.

Oysa CHP’li belediyeler, salt esnaf değil, hepimiz için cehennemin ortasında birer özgürlük vahası.

Sanırım artık, ne demek istediğim anlaşılmıştır.