DOĞRU SOL, DOĞRUDAN DEMOKRASİ

Güney Fransa’nın “pembe kent”i Toulouse, Capitole meydanı. Geride bıraktığım Paris’in kasvetli soğuğuna karşın, hava çok sıcak olmasa da pırıl pırıl bir güneş aydınlatıyor, kırmızı tuğladan inşa edilmiş tarihi yapıları.

Fransız silahlı kuvvetleri, ordusu ve polisiyle görücüye çıkmış, meydanda.
Zorunlu askerlik kaldırılıp, polisler de varoşlara girmeye korkalıberi, ülkenin
güvenlik birimleri tv reklamları ve böyle panayır gösterileriyle paralı asker,
jandarma, itfaiyeci ve polis olmaya özendiriyor, gençleri. Panayır demem boşuna değil: Uyuşturucu bulmak için eğitilen köpeklerle yapılan gösterilerden, itfaiyenin söndürdüğü sahte yangın ve jandarmanın patlamadan imha ettiği sahte  bombalara,  alanda yoğun bir “arama kurtarma” çalışması var.

Güvenlik güçleri doğru yere tezgah açmış, çünkü Toulouse herşeyden önce bir üniversite kenti, dolayısıyla genç oranı yüksek. Ama işsizlik oranı en düşük yerlerden bir endüstri devi: AİRBUS uçakları burada monte ediliyor, Avrupa Havacılık Savunma ve Uzay Ajansı EADS’ın merkezi burası, Ariane ve Astrium füzeleri de büyük ölçüde burada yapılıyor. Kentin, teknoloji üretiminden sonra en yaygın etkinliğinin “rugby” sporu olduğu düşünülürse, galiba ordu ve polis “rugbyman” ya da “uzman teknisyen” olamayan, üniversitede de tutunamayan genç irilerini istihdam zorunda kalacak! 

***

Bendeniz, edebi nedenlerle Toulouse’dayım: “Uluslararası Polisiye Romanlar
Festivali”nin davetlisi olarak “Avrupa edebiyatında casusluk” temalı bir tartışmaya katılacak ve Fransa’da yayımlanan romanlarımı imzalayacağım. Festivalin kurucusu, kara roman yazarı Claude Mesplede ve  eşi İda’yla üç yıl önce tanıştık, beni pek tuttular, nedense. Geçen yıl da çağırdılar, Vatan’dan atılıp ilk göz ağrım, yuvam Cumhuriyet’e döndüğüm günlere denk geldi, davete icabet edemedim. Yokluğumda, siyasal yazar mücadelemi öven bir bildiri yayınlamışlar, çok duygulandım. Bu yıl buradayım. Boş zamanlarımda kenti geziyorum. İçimde tuhaf, nostaljik duygular…

Çünkü Toulouse, yabancısı olduğum bir yer değil: Gülün Öteki Adı*nda anlattığım Kathar trajedisinin önemli bir sahnesi. 1167 yılında Bogomil Papa’sı Nicetas’ın Konstantinopolis’ten kalkıp Kathar Kilisesi’ni kutsamaya geldiği Saint-Felix-de-Caraman kasabası, burada. Caraman, bildiğimiz Karaman… Acaba Bogomil Papa Nicetas, Karaman doğumlu olduğu için “Caraman” denilmiş olabilir mi, bu tarihi kasabaya? Bin yıllık adı 1920’de değişip Saint-Felix-Lauragais oluvermiş, nedense!     

Kathar din adamlarını ve  şövalyelerini Katolik Roma Papa’lığına teslim etmeyen Toulouse Kalesi, üç kez kuşatılmış tarihte, Müslümanlardan önce  Hristiyan Kathar mezhebine karşı düzülen Haçlı Orduları tarafından. Ve yine ilk kez bu mezhebi yok etmek için kurulan Engizisyon mahkemesi, Toulouse’un Capitole meydanında yakmış, Katolik Papa’ya muhalif Hristiyanları…

***

Aynı meydanda bugün “gel, gel, orduya gel, polise gel” panayırı var, ama müşterisi az. Çünkü güvenlik güçlerinin “vatan, millet, Rhone nehri”ni savunmak çağrısını dayandırdığı “yurttaşlık bilinci”, geçen pazar günü sandık başında şahlandı, hem de salt Toulouse’da değil, tüm Fransa’da. Üstelik bu sandıklardan ne Fransız cumhurbaşkanı çıkacak, ne de Fransa’nın yeni iktidar partisi: Sosyalist Parti PS, ülke tarihinde bir ilke imza attı ve 2012 mayıs ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Sarkozy’nin karşısına çıkaracağı sosyalist adayı belirlemek için halkoyuna başvurdu.

Sosyalist ön seçimler, hazırlık aşamasında iktidar partisi UMP’nin alaycı
aşağılamalarına maruz kaldı. Derken, siyasal arenayı oldum olası “sen, ben,
benim oğlan”la işgal eden bu kibirli politikacılar bir de baktılar ki, alay
ettikleri velinimetleri, yani halkmış!

Halk öylesine sahip çıktı ki Fransa’daki bu doğrudan demokrasi deneyine, sosyalistler bile şaştı ön seçimlerin gördüğü ilgiye.

Fransa’daki Sosyalist Parti ön seçimlerinin ikinci turu, önümüzdeki pazar.
Kazanan, 2012’deki resmi seçimlerde, adaylık hakkını halktan almış “sosyalist aday” olacak.

*Literatür Yayınları, 2008

“Fransa, zaman zaman sola oy veren sağcı bir halkın ülkesidir.”

FRANÇOİS MİTTERRAND

«G» NOKTASI

Sosyalist Parti, Fransa’daki ön seçimleri düzenlemek için 3,5 milyon Euro harcadı. Resmi seçmen kartı olan ve 2012’de 18 yaşını dolduracak tüm yurttaşların katılabildiği seçimler için 9502 sandık kuruldu. Fransa dışındaki Fransız seçmenler de konsolosluklarda oy kullandı. Ön seçimlerde oy veren her yurttaş, 1 Euro ödeyerek masrafa ortak olmayı kabul etti. Sosyalist Parti, hiç bir resmiyeti olmayan halkoylamasında, en fazla 2 milyon kişinin sandığa gideceğini öngörmüştü. 3 milyona yakın katılım, başarıyı zafere dönüştürdü. Mayıs 2012’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine sosyalist aday olabilmek için 6 politikacı yarıştı. Aralarından bir kadın, bir erkek finale kaldı: Martine Aubry ve François Hollande. Hangisinin ipi göğüsleyip, kendi kendinin adayı sağcı Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye karşı seçimlere gireceği, pazar günü yapılacak ikinci turda belli olacak.