İLELEBET EMPERYALİZM

19 ve 20.yüzyılda, dünyanın Britanya’dan sonraki ikinci büyük sömürge imparatorluğu Fransa idi. Ülkenin sahip olduğu sömürgelerin yüzölçümü 1900 ile 1930 yılları arasında 13 milyon km2’ye ulaştı ve anayurtla birlikte yeryüzü toprağının %8,7’sini oluşturdu.

Sömürücü Fransa, tüm diğer emperyalist devletler kadar talancı ve yağmacıydı. Ama en yoğun ve en uzun süre Afrika’daki sömürgelerinin kanını, iliğini emdi, en çok canı Afrika’da aldı.

İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen Soğuk Savaş döneminde, sözde demokrat özde
emperyalist Batı ittifakı, Afrika’yı « komünizmden korumak » görevini bu kıt’aya en çok yayılan emperyalist güç, Fransa’ya verdi. Ancak savaş sırasında başıboş kalan sömürgelerde, kimi gözler açılmıştı. 1954’ten 1962’ye, sömürgelerini tek tek yitiren Fransa, Charles de Gaulle’ün çizdiği yeni politika doğrultusunda Batı ittifakından aldığı «komünizmle mücadele » yetkisini, Afrika’daki eski sömürgelerini etki alanında tutmak için kullandı. Size şöyle özetleyebilirim ki, Fransa’nın Afrika’ya sömürgeci olarak yaptığı zulüm, ayrıcalıklı müttefik olarak düzenlediği darbeler, iktidara indirip çıkardığı diktatörler, çıkardığı savaşlar, hileli seçimler ve işleyip işlettirdiği cinayetlerin yanında hiç kalır ! Çünkü Afrika’da 20.yüzyılın ikinci yarısında bulunan petrol yatakları, Fransa’nın eski sömürgelerini talan ve yağma ihtiyacını dörde katlamıştır.

İşte size, « postemperyalist » Fransa’nın Afrika’da çevirdiği edepsiz, ahlaksız
ve ürkünç yüzlerce katakulliden birkaç örnek : Yıl 1958, çiçeği burnunda bağımsız Gine’de, gayet demokratik seçimlerle, Ahmad Sakoure Toure cumhurbaşkanı seçilir. Marksist Toure, yeni cumhuriyeti eski sömürgeni Fransa’dan, Fransa da eski sömürgesini yeni cumhurbaşkanından kurtarmaya kararlıdır. Genç Gine Cumhuriyeti, kendi merkez bankasını kurar, bastığı özgün para birimiyle ekonomiyi canlandırır. Fransa, Toure’yi iktidardan düşürmek için «Maydanoz» (!) kod adıyla bir operasyon başlatır. Gine ekonomisini batırmak amacıyla, Paris’teki ulusal dış istihbarat örgütü SDECE’nin matbaalarında tonlarca sahte Gine banknotu basılıp
ülkeye sokulur, iyi mi?

Yıl 1960. Fransız istihbaratı SDECE, ajan William Bechtel’i Kamerun’un bağımsızlığı için mücadele eden Dr. Felix Roland Moumie’yi « temizlemekle » görevlendirir. Kendisini gazeteci gibi tanıtan ajan, Cenevre’de bir toplantıya katılan Afrikalı lideri röportaj bahanesiyle « Plat d’Argent » lokantasına davet eder. Moumie, lokantada ölür. Otopsi sonucunda maktulün « thalium »la zehirlendiği açıklanır. Ajan William Bechtel, ancak 1980’de yargılanabildiği cinayet davasında kanıt yetersizliğinden beraat eder. 

Bugün Türkiye’ye 1915’in faturasını kesmeye kalkan Fransa’nın, daha 1964’te
1 milyon erişkin ve çocuğun açlıktan öldüğü Biafra’da, BM tarafından «soykırım» olarak tanımlanan iç savaşın bir numaralı sorumlusu, tetikçisi ve silahlandırıcısı olduğunu biliyor muydunuz?

Daha neler neler, ne kanlı darbeler, ne cinayetlerin sorumlusudur Fransa,
yüzyıllardır belini doğrultamayan Afrika’da. Eski sömürgecinin bu kıt’ada gerek insan haklarını, gerekse uluslararası anlaşmaları külliyen hiçe sayarak yaptığı yıkıcılık, De Gaulle döneminden başlayarak tümüyle Fransız « sağ » iktidarlarının eseridir. Bu süreçte yalnız bir kez iktidara gelebilen « sol », Afrika politikasını değiştirmek ve müdahaleci  uygulamalara son vermek istemiş, ancak derin devletle başa çıkamamış, gizli servislerdeki yapılanmaya yenilmiştir. Daha da ilginci, Afrika politikasını değiştirmek niyetinde olup gizli servisler tarafından tehdit edilen, söz dinlemezse öldürülen Fransız sosyalist politikacıların sayısı da az değildir…

Libya’ya saldıran ve NATO saldırısının başını çekmek için taklalar atan Cumhurbaşkanı Sarkozy, işte böyle bir Fransız sağının mirasçısı. Ama yiğidi öldür, hakkını yeme: Bizim Yeni Osmancık’ların emperyal arzuları, tarihle hiç yüzleşmeden depreşirken, Fransız sağının Afrika’da yaptığı «postemperyalist» darbe ve işlediği siyasal cinayetlerin belgeseli, halen devlet televizyonunda yayınlanıyor.

"İngiltere’de sömürgeciliğin itici gücü, adanın berbat iklimidir."

RUSSELL GREEN

«G» NOKTASI

Mayıs 2012’deki Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağcı Sarkozy’nin karşısında solu temsil edecek aday, bugün ikinci turu yapılan önseçimlerde belli olacak. Sosyalist Parti tarafından düzenlenen önseçimler, tüm seçmenlere açık bir halkoylaması niteliğiyle, « doğrudan demokrasi » öncülü bir yurttaşlık dersi. İletişim teknolojisinin hızla yaygınlaştığı çağımızda, insanların bir oy karşılığında ne bir kimseye, ne de bir partiye dört yıl boyunca kendi adına karar yetkisi vermesi düşünülemez. Çok yakın bir gelecekte halkoylamasına daha sık ve kuşkusuz internet yoluyla başvurmak kaçınılmaz ve toplumlar, demokrasiye doğrudan müdahil olacaklar. Beni çok heyecanlandıran Fransız Sosyalist Parti ön seçimleri, bakalım Türkiye’de hangi « ilerici » muhalefete cesaret üfleyecek, bir yenilik esinleyecek?