YARGI TECAVÜZE ORTAK…

Günlerdir N.Ç. nin sesi, hiç duymadığım sesi kulaklarımdan gitmiyor… O sesi
ben duymadım, siz duymadınız… Çünkü N.Ç.’nin adı gibi sesini de yok ettik…
Ama yine de onun sesi, onun sessiz çığlığı bir türlü gitmiyor kulaklarımdan. 

"Yapmayın! Ben daha çocuğum" diye haykırıyor N.Ç.’nin çıkmayan sesi.

Şiddete Davetiye

Dehşeti herkes biliyor, ama yine de tekrarlayacağım… Çünkü vurgularım farklı
olacak: 

12-13 yaşındaydı N.Ç. Karşısında 33 herif… Aralarında polis, asker, devlet
memuru, korucu… Çoğu babası ve dedesi yaşında… 

Kimi yerde 33 kimi yerde 28 deniyor. Doğrusu 33, ancak 28i bulunup mahkemeye
verildi. Beşi hiç "bulunamadı". İki olasılık var: Ya evlerinde kitap, dergi
gibi zararlı ve tehlikeli malzeme olmadığından polis takibinde değillerdi ya
da arkaları çok güçlüydü. 

Tıpkı Siirt’te ilköğretim öğrencisi 4 kıza tecavüzden sanık 35 kişiden sadece
onunun tutuklu yargılandığı gibi… Tıpkı müdür yardımcısı dahil olmak üzere
öteki sanıklar bir yıldır "bulunamadığı" gibi… 

Dilediği vakit yargının görevini de üstlenen polis nedense tecavüz ve işkence vakalarında bir türlü aradığını bulamıyor!
N.Ç. nin davası 7 yılda sonuçlandı. Yani işkence ydi yıl sürdü. Sonuç malum: Mardin Ağır Ceza Mahkemesi N.Ç.’nin "her şeyin farkında olduğuna" karar verdi. "Rızası vardı". dedi koca hoca hakimler! En alt sınırdan ceza verdiler. Sonra da ‘iyi halden’ indirim yaptılar. Sonra Yargıtay’da kararı onadı ve dava kapanmış oldu. En az beş sene ceza alması gereken 28 fail, 1 yıl 8 ay ile 5 yıl arasında ceza aldı.

Sonra gelsin tepkiler! Ama faydasız. 

Daha Yargıtay kararı açıklanmadan, gidişata bakıp, "Hayırlısı olsun: Erkekler
erkekleri ağırlar! Böyle kararlar bir sonraki tecavüz, taciz ve şiddete davetiyedir"
diye yazmıştım…

Erkek Bakış Açısı

8 Yıllık yargılama sonunda varılan bu dehşet verici duruma elbet her kesimden
tepki geldi. Elbet herkes isyan etti. Yasanın değişmesi yetmemişti, suç yasa
değişmeden önce işlenmişti vb… Hukuki binlerce gerekçe sıralayıp nasıl neden
böyle bir karar çıktığı açıklanabilir. 

Ancak bir artı bir iki eder kadar basit bir de gerçek var: Eğer bütün bu süreçte
karar verme durumunda toplumsal cinsiyet eşitliğinden haberi olan birileri
olsaydı böyle bir sonuç alınamazdı.  "Rızası vardı, baskı yoktu", "Herşeyin
farkındaydı, istese karşı koyabilirdi" denemezdi. 

Tepkiler arasında Bakan Fatma Şahin’in, bu kararda "erkek bakış açısı"’nın
oynadığı rolü vurgulaması önemlidir. Nihayet devlet katında biri bu gerçeği
bu söylemle dile getirmiştir. 

"Dünyanın en iyi yasasını da çıkartırsanız, uygulayıcı bireyin nasıl algıladığı
ve nasıl karar verdiği; karar mekanizmasındaki bireyin kadın olsun erkek olsun
kadının insan hakkını anlayacak algılayacak zihinlerde olması çok önemli", saptamasının
sonunda vurguladı bu erkek bakış açısını… 

İki gün önce dikkati çeken bir tepki de o tarihte Şişli Belediyesi Başkan Yardımcısı
ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Kahraman Eroğlu’ndan geldi. Eroğlu, olayın yaşandığı
tarihte çocuğu korumaya aldıklarını ve uğradığı tecavüzler nedeniyle N.Ç.’nin
dörtten fazla ameliyat olduğunu ilk kez söyledi.

Ayni akşam onu televizyon ekranlarında da izledim: Çocuğun oturamadığını, yürüyemediğini
anlatıyordu. Bir de geceleri uykusunda "Yapmayın! Ben daha çocuğum" diye haykırdığını… 

İçimden bunları anlatmak için Eroğlu neden bunca yıl bekledi diye kahrolurken
o çığlık "Yapmayın! Ben daha çocuğum" çığlığı gelip içime yerleşti. 

Hemen belirteyim : Bu yaşadığımız tekil bir olay değil. Sayısız örnek var.
Basına yansıyan, yaşanılanın binde biri. Türkiye tecavüzcüleri koruyan bir
ülke. 

Şunu açıkça herkes bilmeli: Devletin kolluk güçlerinden başlayarak , yasama,
yargı organlarına dek her kademede erkek egemen cinsiyetçi yaklaşımlar bu ülkede
kadına karşı şiddeti, tecavüzü, tacizi meşrulaştırdı. 

AKP döneminde kadına karşı ayırımcılık zihniyetiyle birlikte, bu meşruluk daha
da yaygınlaştı. 

Yargıya Tecavüz

AKP Hükümeti temsilcileri de Yargıtay kararından fena halde rahatsız, açıklamalar
yapıp duruyorlar bu konuda. AB normlarına uyulması gerektiğini falan anlatıyorlar.
Peki 8 yıldır iktidardasınız. Artık "prangalarınız" da yok neden yapmadınız
deyince ses yok… 

Neden kadına karşı şiddet konusunda biriniz ağzını açmıyor dediğinizde; Neden
öldürülen kadınlar için biriniz konuşamıyor diye sorduğunuzda, "yargı bağımsızlığı" yanıtı
geliyor… 

Oysa kimse kör değil. Diledikleri vakit yargıya değil karışmak, yönlendirmek,
karar bile aldırtıyorlar! Son örnek İçişleri Bakanı İdris Şahin Büşra Ersanlı’yı
suçlu ilan etti bile! İddianame ortada yok ama Bakan Bey biliyor !

Tecavüz sadece kadına karşı değil, yargıya karşı da işlenebiliyor.