TÜRKİYE VİCDANİ RET YASASINI ÇIKARMAK ZORUNDADIR!

Bedelli askerliğin yasalaşması ve uygulamaya konulması beklenirken, doğrudan
doğruya bir insan hakları sorunu olan “vicdani ret” vicdansızlığa terk edildi!

Kısa bir süre önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Savunma Bakanlığının vicdani
retle ilgili bir çalışma hazırladığını söylüyor. “Bu hafta olmazsa, önümüzdeki
hafta sonuçlanır” diyordu…

Yaşasın, nihayet evrensel çağdaş bir adım diye sevinecek gibi olmuştuk ki… 

Bir hafta sonra Başbakan Erdoğan bedelli askerlik açıklamasında, “Vicdani ret
hükümetin gündeminde değil” diyor ve ekliyordu: “Biz askerimize Mehmetçik derken
bunun bir anlamı var. Küçük Muhammet anlamında diyoruz. Askerlik peygamber
ocağıdır.” diyordu. 

İki demeç arasında sonsuz umutlar, amansız düş kırıklıkları, parçalanmalar
yaşandı. Anlaşıldı ki savunma Bakanlığının “çalışması” vicdani retle ilgili
değil, vicdani retçilere verilecek cezayla ilgiliydi… 

Şöyle özetleyebilirim. Vicdani retçiler bugüne dek defalarca, tekrar tekrar
yargılanıyor, sonsuz dek cezalandırılıyordu. Bundan böyle bir kez yargılanıp
cezalandıralacak… Hayrola neden bu insafa gelindi derseniz, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi, vicdani retçilere çektirdiği işkenceden dolayı Türkiye’yi cezalandırdı
da ondan. Hakkında 25 dava açılan ha bire hapse mahkum edilen Yehova Şahidi
Yunus Erçep için AİHM, Türkiye’yi 15 bin Euro ödemeye mahkum etti.

Bedelli devreye girince…

Avrupa Konseyi’nin Bakanlar Komitesi Eylülde bir karar aldı: Türkiye’ye vicdani
retle ilgili yasal düzenlemeni yap dedi. Aralık ayının sonuna kadar da süre
verdi! Yıl sonunda süre bitiyor… 

Şimdi alelacele bedelli askerliğin devreye sokulmasını kimileri vicdani ret
olayının biraz daha ertelenmesi, oyalanması, gözden kaçırılması diye değerlendiriyor…
Barış İçin Vicdani Ret Platformuna, Savaş Karşıtları Derneği’ne göre ise “Vicdani
Ret hakkını dışarıda bırakmak için bedelli askerlik devreye sokuldu…”

Vicdani Ret nedir? 

Uğur Mumcu’nun armağanı “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” sözünün en
mükemmel örneğini şu günlerde “Vicdani Ret” konusunda yaşıyoruz. 

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve AB Enstitüsü tarafından bir araştırma yapıldı.
Katılanların yüzde 78.8’i “vicdani ret” konusunda herhangi bilgisi olmadığını
söyledi. Ama yüzde 81.8’i de "vicdani ret"e "hayır" dedi. (Ah benim aklı karışık
insanlarım!) 

Vicdani Ret, politik görüşleri ve inançları gereği zorunlu askerliği ret etmedir.
Çağdaş ve evrensel insan haklarına saygılı her ülkede vicdani ret, yasalarla
düzenlenmiştir. O yasa, alternatif sivil hizmet, kamu hizmeti getirir ki, ülkemizin
buna ihtiyacı, bence asker sayısından çok daha fazladır! 

Türkiye’de 80 sonlarından beri “Vicdani Ret” konusu konuşulmakta ancak karşılığında
sadece ceza ve zülüm uygulanmaktadır. 

İşin ilginç yanı, sırf erkek arkadaşlarına destek olmak, “anti-militarist”
bir kültürü desteklemek için kadınlar da kendilerini “Vicdani Retçi” ilan etmektedir. 

Efendim ya bu konu istismar edilirse??? Hiç endişe etmeyin, bileşik kaplar
kuramı: Her işimiz ne kadar edilirse bu da o kadar olur! 

Türkiye’nin başka bir seçeneği yoktur: Eğer kendine “Demokrasi” diyecekse,
bir an önce bu insan hakları ihlalini ortadan kaldırmalıdır!