‘İYİ HAL’LERLE CİNAYET İŞLENİR!

Yakında şu yukarıdaki başlık gibi bir ilan görürseniz kitle iletişim araçlarında
hiç şaşırmayın! 

Herif eski sevgilisini öldürmüş, parçalara ayırıp çöp tenekelerine atmış. Mahkemede
de “iyi halden” kurtarıyor. 15 yılda çıkacak… 

Herif sevgilisiyle arabada kavga ediyor: Kadın otomobilden inip benzin istasyonuna
kaçarken arkasından iki kurşun; ya yetmediyse diye, yanına gelip iki kurşun
da beynine… Ama mahkemede herifte bir iyi hal, bir iyi hal… Cezası “iyi halden”
indiriliyor… 

Herif, eski karısını on üç yerinden bıçaklamış; son duruşmada pişmanım demiş,
cezası “iyi hal” göz önüne alınarak 15 yıla bağlanıyor…

Bu üç karar da üç gün öncesinden. Ve kadınları öldürmeye devam…

Savcılar, hâkimler, yargıçlar! Özellikle mi yapıyorsunuz? Alay mı ediyorsunuz?
Bir sonraki cinayete davetiye mi? Teşvik mi?

Ceza yasasının değiştiğini bilmiyor musunuz??? 

***

Yukarıdaki durumlarda nedir “iyi hal”? Herif mahkemede olay çıkarmamış. Önüne bakmış. Suçu kabul etmiş. Pişmanım demiş. Hapiste başkasını öldürmeye kalkışmamış… Bu kadar! İşte bu kadar kolay! Çıktığı an yine kesere, silaha, baltaya sarılacaktır!
Ama sırtından bıçaklanan, beyninden kurşunlanan ölü canlar, ölü bedenler “iyi hal” gösterecek durumda olmadıklarından, ne yapsanız boşuna, yaşama dönemez! 

Savcılar, yargıçlar bunu bilmez mi? 

Erkek yazarlar, köşebaşçıları bunu görmez mi? Sorun yalnız kadınların mı? 

Bu ülkeyi yönetenler bu durumun hiç mi farkında değil… Her konuda kükreyen
Başbakan’ın bu konuda sesi çıkmıyor. Neden dersiniz!? 

***

Ama durun! Cumhuriyet ilkelerinden vazgeçildiği her gün… Cumhuriyet kazanımlarının,
Atatürk reformlarının ha bire geriye çekildiği bir ortamda… Belki de böylesi
kararlara şaşmamak gerek… Kadınlara karşı, tüm “ötekilere” karşı, toptan her
itiraza karşı ayırımcılığın ve şiddetin arttığı bir düzende yaşıyoruz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği anayasada var, ama hükümet politikalarında bu eşitliğe
muhalefet eden anlayış, söylem ve eylemler egemen… 

Uluslararası antlaşmalara tarafız, imzalamışız, ama yine de gereğini yerine
getirmiyoruz. 

Bu saydıklarım, katillerin “iyi” halleriyle birleşti mi, birkaç kadın daha
ölmüş ne fark eder… 

***

Anımsayın, bir süre önce, bir kadına saldıran gözü dönmüş herife, hâkim neden
diye sorduğunda, “Etekleri kısaydı da ondan” diye yanıt vermişti! 

Birkaç gün önce bir Emniyet Müdürü, “Molotofkokteyli atanı, anında vurmalı,
öldürmeli” diye buyurdu… 

Bunu duyduğum an, “Kısa etek giymişti, ondan saldırdım, bıçakladım Hâkim Bey”
diyen “iyi halli” adamı düşündüm. 

İki kafa arasında pek fark yoktu bence…

***

Odatv davası sanığı Kâşif Kozinoğlu’nu tanımıyorum. Ölüm haberinin geldiği
güne dek adını duymamıştım, kim olduğunu bilmiyordum. 

Peki, ölümünden neden bunca etkilendim? 

Hapisteki her ölüm, bence, hunharca işlenmiş bir cinayet olduğu için… 

Bundan böyle hapisteki tüm dostlarımın hayatlarından endişe ettiğim için… 

Tanıdığım ya da tanımadığım, hapiste iddianamenin yazılmasını beklerken, “suçları”
var mı yok mu belli olmayan; uzun tutukluluk nedeniyle yine de cezalandırılmış
olanların yaşamları tehlikede olduğu için…

Adil yargıdan vazgeçtim; adil hayatta kalabilme süreci tehdit edildiği için… 

Hüküm giymemiş ama hapiste… Devlet onu korumakla yükümlü… Ama koruyamıyor….
Söylesenize, “Asmayalım da besleyelim mi” zihniyetinden ne farkı var bunun… 

Nedir bu? 12 Eylül rejimi mi? Sıkıyönetim mi? OHAL mi? Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni
kaldırmamış mıydık? 

“Sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” diye buyurmuştu biri bir zamanlar…
Acaba “Devlet adam öldürüyor” denebilir mi? 

Şiddetin “iyi hali” olabilir mi???