CHP BİR ŞEY YAPMIYOR!

Türk basını ilginç bir aşamadan geçiyor, belki de daha doğru deyişiyle geçemiyor. 

Nabza göre şerbet veren, , iktidar suçlarını, anayasal suçları, rejim ayıplarını
gizleyen, muhalefetin sesini duyurmayan, kısaca “Yandaş Medya” tabir edilen
yayın organları azınlıktayken, artık çoğunluk oldu.

“Tayyiban” demokrasisi medyada da, yeni kavramlar, davranış biçimleri icat
etti.

Muhalefete muhalefet bunların en hincesi.

Malum,basın ile muhalefet birbirlerini tamamlayan iki kavram demokrasilerde,
salt her şeyin güllük gülistanlık olduğunu belirtmek için gazetecilik yapılmaz.

Bu durum, bizim Yandaş Medyayı açmaza itmişti.

Üstün becerisiyle, “Yandaş Medya” da içinde debelendiği açmaza bir çare buldu:

Madem ki iktidara muhalefet edemiyorlardı, onlar da muhalefete muhalefet ederlerdi.

Muhalete muhalefetin yöntemlerinden biri de, muhalefetin sesini duyurmamaktır.

Muhalefet ne yaparsa yapsın, görmeyecek, duymayacak, duyurmayacaksın.

Sonra da çıkıp küçümseyen bir bilgiç edasıyla buyuracaksın:

-Bu CHP de hiçbir şey yapmıyor ki, kardeşim!

***

Acaba gerçekten öyle mi? Birkaç örnekle olaya biraz daha yakından bakalım.

CHP bu pazar İzmir’in Gündoğan meydanında, tahminen 100 000 (rakamla yüz bin)
kişinin katıldığı bir miting yaptı. İzmir halkının oylarıyla seçilmiş olan
İzmir Belediyesi üzerindeki iktidar baskısını protesto etmek için İzmir halkının
katılımıyla gerçekleşen miting için yüz bin kişi toplanmışsa, bu olay, hem
de büyük bir olaydır.

Pazartesi günü Milliyet’teki köşesinde Aslı Aydıntaşbaş, “Ekranlarda Kılıçdaroğlu’na
sansür mü var?” başlıklı yazısında, sadece NTV’nin uzun süren bu yüz bin kişilik
mitingin yalnızca on dakikasını verdiğini onun dışındaki tv kanallarının bu
büyük olayı görmezden geldiğini yazıyordu.

Aynı yazıda, Aydıntaşbaş cumartesi günü Diyarbakır’da düzenlenen ve gazetelerin
50 kişinin katıldığını belirttikleri miting için de geçerli olduğunu vurgulamaktaydı.

Yazılı basında da durum farklı değil, orada da genelde, bu mitingler yer almıyor.

Medya büyük çoğunluğuyla muhalefetin girişimlerini görmüyor, sonra da bir şey
yapmadığını söylüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında bar bar bağırıyor, kendilerinin
PKK ile görüştüklerinin külliyen yalan olduğunu ileri sürüyor, bu iddiada bulunanları
şerefsizlikle suçluyor, bunlar çarşaf çarşaf yayınlanıyor, ekranlarda yankılanıyor.

***

Sonra ortaya çıkıyor ki Başbakan kişisel temsilcileri aracılığıyla PKK ile
görüşmüştür.

Medyaya bakarsanız, CHP buna karşı bir şey yapmıyor, gerçekte ise yapıyor.

CHP Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Süheyl Batum Başbakan’ın kişisel temsilcilerinin
“PKKlıların Reşadiye’de aşka gelerek eylem koyacak gücü bulduklarını” dile
getirdikleri görüşmelerle ilgili olarak,Ankara Cumhuriyet Başsavccılığına,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ve kişisel temsilcileri olarak görüşmelere katılan
Hakan Fidan ve Afet Güneş haklarında suç teşkil eden emri ifa etme, suç işlemeye
azmettirme, suçu ve suçluyu övme, görevi kötüye kullanma , suçu bildirmeme
konularında tahkikat açılması için suç duyurusunda bulunuyor.

Ama bu haber Cumhuriyet dışında hiçbir yerde yankı bulmuyor.

Aynı Süheyl Batum’un TBMM kürsüsünden, 651 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
ile Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ilgili düzenleme içinde TUBİTAK’ta yapılan
kıyımı gündeme getirmesi de yansımıyor.

Büyük medyanın izleyicileri, ne iktidarın hukuk dışı eylemlerinden ne de muhalefetin
buna karşı tavrından haberdar oluyorlar.

Sonra da slogan hazır:

  • CHP de bir şey yapmıyor, bu iktidarın alternatifi yok azizim!

El insaf!