ORADA BİR VAN VAR…

Hava kurşun gibi ağır… Hava eksi sekiz

“Sevgili Türkiyeliler, Manav Ahmet Amca, Kaportacı Süleyman Bey, Kuaför Serpil Abla, Sekreter Aslı Hanım, Dolmuşçu Kasım Abi, ağzı dualı ninem,

Bizler Van’da görev yapan öğretmenleriz. Devlet büyüklerimiz, bizlerden toplumsal düzeni koruma çabası bekliyor. Bizlerden yara bandı olmamızı bekliyorlar. Kanayan derin yaranın üzerindeki küçük bir yara bandı ne kadar işe yaracak?”

Mektupların bir bölümü böyle başlıyordu…

Ölmeden önce, hayattayken…

Mektupların çoğunda “Sesimizi duyan var mı” diye soruluyordu:

“26 Aralık’ta eğitime yeniden başlıyoruz, hiçbir şey olmamış, hiç kimse ölmemiş, hiç kimse ağlamamış gibi…

Dün karatahta önünde yüzünde gülücüklerle ders anlatan meslektaşlarımız kara toprağın böğründe değilmiş gibi…”

Van’daki depremde anımsayın 72 öğretmen can vermişti. Kırk öğretmen hâlâ kayıp… Birkaç gün önce hayatlarını kaybeden öğretmen adlarının çeşitli illerdeki okullara verileceği açıklandı.

Ah benim canım memleketim! İnsanlar için öldükten sonra değil, ölmeden önce hayattayken bir şeyler yapmanın önemini ne zaman kavrayacağız… Onlara yaşamı kolaylaştırmayı… Hak ettiklerini sağlamayı… Emeklerine saygı duymayı… Emeklerini yüceltmeyi…

Van depreminden sonra, öğretmenlerin ölümünden sonra, okulların evlerin yıkımından sonra Van’daki eğitim öğretim önce 14 Kasım’a sonra 5 Aralık’a kadar ertelenmişti. Şimdi 26 Aralık’ta depremi yaşamış öğretmenlerin de Van’a dönüp göreve başlamaları isteniyor.

Öğretmenlerin çığlığı

Depremi yaşamış öğretmenlerin bırakın yaşama, barınma, ev bark bulma sorununu (hasar görmemiş yapıların kirası anormal yüksek, girin çatlak yıkık evlere deniyor), bu insanların psikolojisini düşünen yok!

En yakın arkadaşları, aile fertleri, öğrencileri kucaklarında can vermiş, ölümü yaşamışlar, enkaz altından çıkarılmışlar, travmalardan geçmişler… Kimi sinir ilaçlarıyla yaşayabildiğini itiraf ediyor; kimi kâbuslardan yorgun düşmüş…

Mektuplar, mektuplar, mektuplar… Her biri psikolojik çöküntüyü ortaya koyuyor. Şimdi bu öğretmenlerden çocukları eğitmeleri isteniyor. Hiç olur mu böyle şey! Bir travmadan kurtulmaya çalışan bu öğretmenler, travmayı yaşamış ve hasbelkader hayatta kalmış öğrencilere ne verebilir ki?..

Depremzede öğretmenlerin tek isteği var: Düzce depreminde olduğu gibi kendilerine de yer değiştirme hakkı verilmesini istiyorlar!

Başbakan her ne kadar olmaz öyle şey diye kestirip attıysa da, Eğitim Bakanı, “Ancak yaralılar bu hakkı talep edebilir” dediyse de, öğretmenlerin yanıtı çığ gibi büyüyor: “Hepimiz yaralıyız. İçimiz yaralı!” Bu arada engelli öğretmenleri düşünen hiç yok!

Kodamanlar enkaz yerlerini dolaşıp çekip gidiyor. Hele bir gece kalsınlar bir çadırda bakalım…

“Enkaz yerleri dolaşmakla, öğretmenin yanında olunmuyor. Yaralarımızı sarmak yerine sağ olsunlar iyice kanatıyorlar.” diyorlar.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, öğretmenlerin konteynırlara yerleştirileceklerini açıkladı ya…

Bir mektupta şu sayılar veriliyor: Van’a 26 Aralık’ta 4 bin 600 öğretmen gelmesi bekleniyor. Evli öğretmen sayısı 2440.. MEB’nin konteynır sayısı 1250. Kullanıma hazır konteynır sayısı sadece 90 tanedir…

Ah benim hesap bilmez memleketim! Deprem ertesinde, bütün dünya seferberken; konteynır yollamaya hazırken ne diye geri çevirirsin! Bu ne biçim akıldır!

Ve öğretmenler Eğitim Bakanlığı’na soruyor: “Van’da eğitime başlamasını öngördüğünüz biz öğretmenler, ailelerimizle birlikte nerede kalacağız? Kalitesiz malzemeyle ve denetim yapılmadan inşa edilen okul binalarının, içindeki öğretmenlerle birlikte nasıl yerle bir olduklarını gördükten sonra hadi gidin bu binaların üst katına yerleşin demek hangi akla ve vicdana sığmaktadır?”

Önümüz yılbaşı

Bu yanlış karardan dönüleceğine inanmak istiyorum. Depremi yaşayan öğretmenlere, yaşadıkları travmadan kurtulabilecekleri, kendilerini güvende hissedebilecekleri yerlerde çalışmaları adına yer değiştirme hakkı verilmesini beklerken sizlere bir şey hatırlatmak istiyorum: Önümüz yılbaşı.

Yılbaşında yakınlarımız, sevdiklerimize hediye almak alışkanlık haline geldi. Bu yılbaşı hediyelerinizi alın, ama Van’a yollayın. (Evdeki eskilerden değil, alacağınız işlevsel armağanlardan söz ediyorum.)

Arkadaşlarımla ben şu sıralar, çalışmalarına hayran olduğum Van Kadın Derneği’ne armağanlarımızı yolluyoruz: ( Sıhke Cad. Yüzüncü Yıl İş Merkezi A Blok Kat: 4 No: 72 VAN. Tel: 0 432. 214 45 87 E-Posta: kadindernegi@gmail.com .Cep: 0 541 711 06 65)

Orada bir Van var. Kimileri için çok uzakta olsa da… Van’da hava kurşun gibi ağır… Van’da sıcaklık, siz bu yazıyı okurken eksi 8… Meteoroloji verilerine göre… Vicdanıma göre ise eksi 30…