FAZIL SAY PUPA YELKEN…

"Ömer Hayyam’ın öyle dörtlükleri var ki, bugün yazmış olsa doğru Silivri’ye giderdi!"

Fazıl Say’ın ağzından bu cümle çıktı ve o an tıka basa dolu Lütfi Kırdar Salonundan büyük bir alkış ve kahkaha koptu! (Öyledir, güleriz, ağlanacak halimize!)

Gürer Aykal yönetiminde Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın "İki Yıldız, Bir Prömiyer" başlıklı konserindeydik. Önceki akşamdı.

Bu başlığı biraz açalım: İki yıldızdan biri Fazıl Say’dı, diğeri klarneti dünyaya sevdiren Sabine Mayer’di… "Prömiyer" ise Fazıl Say’ın yeni bestesi Klarnet Konçertosu "Hayyam"ın, Türkiye’de ilk kez çalınıyor olmasıydı. (Eserin dünya prömiyeri geçen temmuz Almanya’da Schleswig Holstein Festivalindeydi.)

Konser arası sohbet

"Hayyam"ın çalınışından önce şef Gürer Aykal ile Fazıl Say sahnede sohbet ettiler. İnsanın içini ısıtan bir sohbet.
Fazıl Say, Ömer Hayyam’ın dizelerliyle çocukluktan başlayan aşinalığını, Hayyam’ın din dahil her tür baskıya başkaldırışını; eseri bestelerken izlediği yolu anlattı. İşte "Ömer Hayyam’ın öyle dörtlükleri var ki, bugün yazmış olsa doğru Silivri’ye giderdi!" sözü o araya girdi…

Gürer Aykal, daha önce her fırsatta Fazıl Say’ın besteciliğini yüceltmiş, klarnet konçertosunu "doruk" olarak nitelemiş bir Maestro!. "Biz genellikle hayatta olmayan bestecilerin eserlerini seslendiriyoruz, bu kez sahnede yaşayan bir besteciyle olmak harika" deyişi; sohbet sırasında Fazıla dönüp "Demek artık size Türkiye’den de sipariş var" demesi gülüşmelere neden olacaktı.
Öyle ya bugüne dek hep yabancı ülkeler Fazıl Say’a beste ısmarlayıp duruyordu; neyse İKSV açığı kapatmak için bir adım attı.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı ‘nın Fazıl Say’a siparişi "Mezopotamya Senfonisi", 2012 Müzik Festivalin açılışını yapacak…

Sohbet sonunda bir de müjde verdi iki sanatçı: Fazıl Say 3. Senfonisini besteliyor: Salzburg siparişi: "Uzay"… Türkiye’de seneye Aralık’ta dinleyeceğiz… Arada bir de Ney konçertesu var!
Bunları sıralamak bile baş döndürücü. Bu nasıl bir enerji, ne müthiş bir yaratıcılıktır! Nasıl bir üretkenlik, verimliliktir!

Müzikle kanatlanmak

Müzik eleştirmenimiz Evin İlyasoğlu nasılsa konseri yorumlayacaktır ben önceki akşam yakalandığım duygu fırtınasını paylaşmakla yetineceğim.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, kendini her daim aşan bir orkestra, Şef Gürer Aykal insanın ruhunu okşayan bir şef. Sabine Mayer ise dünyada klarnetin tartışmasız bir numaralı ismi. Fazıl Say eserini zaten ona ithaf etmiş.

Hayyam’ı klarnet "dillendiriyor. Önce çocukluk, klarinetle müthiş bir afacanlık, oyun tutkusu, neşe, çayırlarda arkadaşlarıyla (obua, flüt ) oyunlar… 11.Yüzyıl Iran’ı… Sonra Aşk… Karısını viyolonsel seslendiriyor. İkisinin yüreklere işleyen "diyalogu"; kah sevişme kah çatışma… baskıcı rejimle çatışması, felsefesi… Ve son bölüm: Hayyam’ın son yılları, ölümü ve sonsuzluğu…

Hele o son bölümde hüzünle sevincin bütünlüğü insanın içine işliyor… Şimdiyi ve sonsuzluğu ayni anda yaşıyordum. Hem gülümsüyor, hem de gözyaşlarımı tutamıyordum… Klarnet Konçertosu sona erdiğinde alkışlar bitmek bilmedi.
Sonra, sonra gökyüzü yarıldı, şimşekler çaktı, volkanlar patladı, yer yerinden oynadı! Yerimizde duramaz olduk! Nicedir böyle bir fırtınaya tutulmuşluğumuz yoktu! Kah çıldırdık; kah en durgun suların en büyük sessizliğinde bir kelebek kanadına tutunduk. Yeryüzünün tüm halk ezgileri sahnenin aynasındaydı.

Çaykovski’nin o çok ünlü 1.Piyano Konçertosu’nun böyle de yorumlanabileceğine ilk kez tanık oluyordum. Yeryüzünün tüm duyguları, piyanonun başındaki o çocuğun ellerindeydi, yüzündeydi, dudaklarındaydı, kalbindeydi, kendi iç sesindeydi.
İyi ki böyle bir bestecimiz, böyle bir orkestramız, böyle bir yıldızımız var!