MİLLETE TIRPAN VEKİLİNE ZAM

Bebeğini emziren memeli türü canlılar arasında, yalnızca insanda bulunan tek özgünlük, « gülmek » diye bilinir. Yanlıştır. Maymunlar da güler. Hele en yakın dip soyumuz orangutanlar, tıpkı bizim gibi katıla katıla gülerler. Ağlarlar da.

Sevgi, nefret, sevinç, üzüntü, öfke ve şiddet ; hatta aşk, tüm memelilerde var olan, kimi zaman hayvanların insanlardan daha yoğun, daha içten yaşadıkları duygulardır.

İnsan soyunda, hayvanda hiç, ama hiç olmayan tek bir duygu vardır : UTANÇ.

İşte bu yüzdendir ki utanmak yeteneği ne kadar var ve utanç duyarlığı ne denli yüksekse, o kadar insandır, insan…

Meğer milletvekillerimiz de insanmış!

***

Siz onları, milletin asgari emeklisi ayda 600 TL’ye geçinmeye çalışırken, milletin vekaletinden asgari emekliliklerini 7bin 700 TL’ye çıkardılar diye « utanmaz » sandınız…

Hele böyle bir aylıkçılığı, iki yılda « hak » ettikleri aklınıza gelince, iyice zıvanadan çıktınız ; kıyak emekliliği savunan kimilerinin, hem utanç duygusundan yoksun, hem de arsız ve yüzsüz, olduklarını düşünüyorsunuz.

Oysa yanılıyorsunuz. Milletçe pek haksızlık ediyor, vekillerinizin günahına giriyorsunuz. Fesupanallah, cık, cık !

Onlar, kendilerine çektikleri kıyaktan utanç duydular.

Utanmasalar, gündüz torbaya mı girdi, kıyak emeklilik geceyarısı mı geçirilirdi? Utanmasalar, pusuda gizli saklı mı hazırlanırdı zam önergesi, kaş göz işaretiyle anlaşıp şıpınişi, sessizce mi kabul edilirdi? Utanmasalar, Meclis TV kapanana kadar erketeye yatarlar mıydı oy basmak için? Utanmasalar, millet emeklisinin 400 TL’lik aylığından kesilecek yüzde 20 «ilaç katkı payı yasası»nın kıçına mı takılırdı, vekil emeklisine eklenecek yüzde 75’lik kayısı zammı?

***

Sözüm, tüm milletvekillerine değil elbette. Olup bittiye getirilen, ardından «İstemezük!» diye itiraz edenleri, bir yana koyuyorum. Önce «He !» deyip yan cebini açan, millette şafak atıp başkan da kaşlarını çatınca ,«Valla görmeden koymuşlar !» diye çark edenleri de öte yana koyuyorum.

Ortaya konuşuyorum, sizin anlayacağınız.

Bir değil, dört önergeyi açıkça hazırlamak, sunmak ve kameralara karşı gerine gerine oylamaktan utananlaradır, sözüm…

Onlar insan olduklarını kanıtladılar.

Peki insan neden utanç duyar, utandığını niye gizler ?
Hak etmediğini düşündüğünden utanır, insan. Hak etmediğini alırken de utandığı için gizlenir.

Türkiye’de hiç bir milletvekili, aldığı parayı hak etmiyor. Tüm dünya ülkelerinde milletvekili maaş ve yan geliri, milli gelirin ortalama %7’si olup, en hovardası İtalya’da bile %22’sini aşmaz. Bizim milletvekilleri, salt maaş bazında milli gelirin %56’sını alıyor, çifte emeklilikti, harcırahdı derken 19.500 TL’ye kadar varan bir gelirle %100’ü aşıyorlar. Bitmiyor. Dünyanın hiç bir ülkesinde var olmayan bir ayrıcalıkla 2 yılda emekli oluyorlar. Bitmiyor. 2 yılda ne çok çalıştılarsa, ölümlerinden sonra karıları, kızları sürüyor sefasını emekli maaşların, meclis konuk evlerinin, daha bir çok ayrıcalığın…

İnsan olan utanmaz mı, güya hakkını ve çıkarını temsil ettiği millet 20 yıl çalıştıktan sonra 600 TL’ye geçinirken, sadece 2 yılda hak kazandığı 5300 TL’lik emekliliğine 2400 TL zam yapmaya?

Utanmayan da var.

***

Akif Beki’ye göre milletvekilinin gözü doyacak ki, yasa dışı tekliflere tenezzül etmesin. Oysa deneyimle sabittir ki aç göz doymaz, yedikçe iştahı açılır, para parayı çeker ve rüşvete açlardan çok, patlayıncaya kadar tok olanlar tenezzül eder !

Cumhurbaşkanı, millet galeyana gelince vekillerin kıyak emekliliğini veto etti. İyi de etti. Ayıplı zam, yeniden mecliste.

Utanmayana, ayıp vız gelir.

«Satılmış özgürlüğe, para denir.»

FEDOR DOSTOYEVSKİ

«G» NOKTASI

Cemil Çiçek, vekillere kıyak emekliliği «dünya parlamentolarını dikkate aldık», diye savundu. Aynı dünyanın asgari ücretleri, hazretin dikkatinden hep kaçıyor, nedense!

Oysa asgari ücretin Türkiye’ye (194 Euro) en yakın düşüklükte olduğu Polonya’da (208 Euro), milletvekili maaşı 1456 Euro iken… Bizimkilere 7500 Euro, artı çifte emeklilik, harcırah vb. ödüyor, 194 Euro’luk asgariye talim eden bu millet!

Üstelik, milletvekillerinin eli kolu bağlı. Çok nadir birkaç örnek dışında, hemen her önemli yasamada parti grup kararına göre oy kullanıyorlar. Grup kararına uymayan ya disiplin kuruluna veriliyor, ya da başkanın hışmına uğrayıp, bir sonraki seçimlerde dışlanıyor. Zaten seçim kampanyasını da baştan sona parti lideri yapıyor, kazanıyor ya da kaybediyor.

Türkiye’nin sırtından 550 milletvekilinin yükünü kaldıracak bir fikrim var: Sanal seçim yapalım, partilere TBMM’de sanal oy hakkı verelim. Başkan olsun, bir de parti meclis grubu, ne kadar sanal milletvekilleri varsa, o kadar oy kullansınlar, sen sağ ben selamet.

Milleti zerrece umursamayan vekiller oluyor da, vekillerin sanal vekili (üstelik masrafsız!) niye olmasın?