VEKİLLERİN HALLERİ

Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı dönemiydi. Bir gün Meclis Başkanı Kaya Erdem, Gazetelerin başyazarları ve Genel Yayın Müdürleri’ni Laleli’deki Merit Altınel’de bir yemekli bir toplantıya davet etmişti.

Cumhuriyet adına katılanlardan biri de bendim, toplantının ana konusu ise, milletvekili maaşlarına yapılması düşünülen zamdı. Meclis Başkanı basının bu konudaki tepkisini hafifletmek üzere, açıklamalar yapmak gereğini duyuyor, ama meseleyi bir türlü açamıyordu.

Söz aldım ve Başkan’a sıkıntısını anladığımı, milletvekillerine ne kadar zam yapılacağını henüz bilmediğimi söyledim ve devam ettim:

“Sayın Başkan zamdan sonra mebus maaşlarının ne olacağını tam olarak bilmiyorum ama, buradaki şanlı kimi gazetecilerin aylıklarına yine de ulaşamayacağına eminim. Bu durumda size bir tüyo vermek isterim. Bir anayasa değişikliğiyle, ‘milletvekili maaşları en yüksek gazeteci aylığını geçemez” diye bir ölçü getirin, basından tepki görmeden vekillere zam olanağı bulursunuz, tepki gelse de verecek yanıtınız olur.’

***

Daha önce, bu sütuna aktardığım olayı bir kez daha anmamın nedeni, Meclis Başkanı’nın milletvekili maaşları konusunun istismar edilmemesi yolundaki açıklamalarının önünü kesmek içindir.

Elli yıla yaklaşan köşe yazarlığı hayatımda, hep milletvekili ve diplomat maaşları konusuna Türkiye’yi Meclis’te ya da yurt dışında temsil edenlerin, ele güne muhtaç olmayacak gelirlere kavuşturulmalarının zorunluluğunu i dile getirmeye çalıştım.

Milletvekillerinin çalışma koşullarının düzeltilmesi, yardımcı kadrolarına, ağır yüklerini hafifletip, onlara yeterince yardım edebilecek nitelikte olabilmelerini temin amacıyla doğru dürüst ücret verilmesini hep savundum.

Hala da savunuyorum.

Burada yazdıklarımı bu açıklamaların bu açıklamaların ışığında değerlendirin lütfen!Kamuoyumuz, tam Fransız Millet Meclisi’nin Ermeni soykırımını inkarı suç sayan kararına kilitlenmişken, geceyarısı baskını ile başka bir kanunun dibine eklenen bir düzenlemeyle, milletvekili maaşlarına zam yapılması çok yakışıksız, kınanası bir davranış olmuştur.

***

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, kamunun çeşitli kesimlerinde çalışanların özlük hakları hep bir kanunla düzenlenmiştir. Yalnızca milletvekillerinin özlük haklarıyla ilgili düzenlemeler, hep bir başka konuyla ilgili kanunların dibine yapılan eklemelerle halledilmiştir.Çünkü milletvekillerimiz, kendilerini tayin eden asillerinden çekinerek, ücret zamlarını hep gizli yapmaktadırlar.

Demokraside açıklık esastır.

Milletvekillerinin maaşları ve emeklilik gelirlerinin, kendilerini ele güne zebun etmeyecek bir düzeyde olması gerekli, hatta zorunludur. Millet kendi vekilinin bağımsızlığını sağlayacak ücreti de ona vermekten çekinmez, çekinmemelidir.

Milletvekilinin çıkar çevrelerinin değil, gerçekten seçmeninin temsilcisi olmasını sağlayacak güvencelerden biridir, ücretinin kendisini, hayat boyu kimseye muhtaç etmeyecek düzeyde olması.

Ama eğer milletvekili zam ile ulaştığı miktarı yangından mal kaçırırcasına örtülü gece yarısı operasyonları ile geçiriyorsa, orada gölgede bırakılmak istenen, çekinilecek bir şey var,hiç değilse, vekiller böyle bir duygu içindeler demektir.

Uzun lafın kısası, milletvekillerinin özlük işleri ile ilgili yasalar Genel Kurul’da enine boyuna görüşülmeli, televizyonlardan yayınlanmalı, hatta vekil, kendisine asil namına yaptığı zammı referandum yoluyla asilin onayına sunmalıdır.

Ayrıca, konunun istismar edilmemesini isteyen TBMM Başkanı da, vekillerin tüm özlük işlerini bir arada düzenleyen bir yasal düzenlemeye ön ayak olmalıdır.